Yalnız olmak ya da yalnız kalmak… Birçoğumuz bunun bazılarının başına istemsizce geldiğini ya da bazıları için bir tercih olduğunu falan düşünebilir. Oysa yalnızlık istemediğimiz biçimde en kalabalıklarla, hatta en yakınlarımızla kurduğumuz ilişkilere bile sinsice sızmış durumda. Farkında mısınız bilmiyorum, şimdiler de hayatımızın hemen her köşesinde görünmez duvarlar var. Bu duvarlar buram buram yalnızlık kokuyor. Sokaklarımızda, taziye evlerinde, düğünlerde, en hareketli caddelerde ve hatta evlerimizin içinde türlü türlü yalnızlıklar yaşanıyor. Ayrıca artık bir evde yalnız kalmak istemek, yalnız hissetmek, kalabalıklarda yalnızlık çekmek, onlarca insanın içinde öldürülmek, bir aracın içinde intihar etmek falan da garipsenmiyor şimdilerde.

UMUTLARIMIZ TAKILIYOR,DUVARLARIN TAVANLARINA…

Hayatımızın içine an be an küçük küçük taşlar döşeniyor bu biçimde, bir süre sonra bu taşlar biz hiç fark etmeden gizlice örülmüş yüksek duvarlara dönüşüveriyor. Toplulukların içinde oluşan derin boşluklar ve kayıtsızlıklar zaman zaman bu duvarların inşasını açık etse de, bu duvarların korkunç yükselişine de kimsenin sesi çıkmıyor.

Bugün ki korkularımız geleceğe dair endişe ve kaygılarımız, geçmişten gelen kırgınlıklarımız, yaralarımız ve travmalarımız, maruz kaldığımız haksız ithamlar, yersiz istismarlar karşılaştığımız, yolumuza çıkan, yolumuzdan alıkoyan kötü insanlar ve olaylar, otobüste, yolda, çarşıda, pazarda başımıza gelenler ve diğerlerinin bunlara suskunluğu, bu sessizce örülen duvarların birer tuğlaları aslında. Bu tuğlalar yüzünden güvenmeyi, inanmayı, paylaşmayı birçok zaman öteliyor ya da yok ediyoruz böylesi çirkin insanlar ve de sebep oldukları yüzünden. Bile isteye daha bir yükseltiyoruz o duvarları. Bu duvarların ardında öfke, acı, hüzün, pişmanlık, özlem ve keşkeler biriktiriyoruz. Gelecek güzel günlere iyi insanların varlığına dair inancımız sarsılıyor iyiden iyiye, umutlarımız takılıyor bu duvarların tavanlarına ve ateş nedense hep düştüğü yeri yakıyor…

YABANCILAŞIYORUZ BİRBİRİMİZE…

Yan yana oturduğumuz insana şüpheyle, işyerinde ki çalışma arkadaşlarımıza temkinle yaklaşıp böyle böyle yabancılaşıyoruz birbirimize. Birinin sıkıntısı, diğerinin dedikodu malzemesi, acısı ise şükrü oluyor çarçabuk. Hiç istemeden yorgunlukların, kırgınlıkların, suskunlukların, anlaşılmamanın getirdiği mesafelerle birde heyelanlar düşüyor duvarlarımızın dibine. Hemen herkesin, o duvarların ardında bir yerlerde duyulmayı bekleyen sessiz çığlıkları var aslında…Tıpkı bir enkazın altında, sesimi duyan var mı seslerinin arasında kurtarılmayı bekleyen depremzedeler gibiyiz hepimiz. Ancak bazı acılar o kadar derinde ki duyulmuyor. Kimsenin duymadığı bu sesler ise en acı haykırışlardır hissedebilene. İçten içe ağlayan yüreklerin göz yaşları bu duvarlara daha çok çarpıyor günümüzde… Hepimiz duvarlar arasındayız, bu aşılmaz duvarlar ardında bazı insanlar da var ki onlarda ahını aldıklarının, canını yaktıklarının göz yaşlarında boğuluyor fark etmeksizin.

KUŞLAR GİBİ KANATLANABİLİR UMUTLAR…

O ördüğümüz yüksek duvarların ardından bazen elimizi uzatsak, biri çekip çıkaracak, kurtaracak bizi o olduğumuz yerden umudunu taşıyoruz zaman zaman her birimiz, ama ruhumuzun derinliklerinde ki o boşluğu artık hiç kimsenin dolduramayacağını düşünüyoruz aslında. Ancak içten beslenenler için hiç tükenmiyor umutlar, öyle bir an oluyor ki dilsiz bir çığlıkta ki acıyı paylaşacak bir muhatap çıkıyor ve o ürkütücü yüksek duvarlara takılan umutlar bir bir kanatlanıp uçuyorlar sahipleriyle birlikte. Beraber atılan bir kahkaha, başkasının bir yükünü omuzlamak, dürüst olmak, içten bir paylaşım, samimi bir itiraf, bencillikten uzak empatili bir yaklaşım, yalansız bir sohbet, çıkarsız bir buluşma, ilişkilerde yapıcılıkla, yalansız dolansız güzel ahlakla en kalın duvarlar bile kaldırılabiliniyor kanımca ve kuşlar gibi kanatlanıyor oradan umutlar…

İYİ OLAN KAZANIR…

Binlerce kelime edilse de hiçbir şeyin değişmediğini düşündüğümüz bu dünya da, her gün selamlaşılan ama gittikçe yabancılaşan o yüzlerin çiğliğinde de, aynı yorgan altında uyuyan tanıdık bedenlerin ancak birbirine yabancı ruhların iç çekişleri için bile bir şans var oysa. Onlar bile yıkabilir çoğunlukla fark etmeden örülen bu duvarları. Zamanla biriktirilen kırgınlıklar, yerini suskunluğa bırakmış sözler, unutulan özürler, keza her biri bir tuğladır kaldırılmayı bekleyen. Her unuttuğumuz samimi bir teşekkür de öyle. İnsanlar arasında karşılıklı suskunluk, en yüksek duvarlara gebedir her zaman, hemen hepimiz bu duvarları örerken kendimizi koruduğumuzu farz ederiz, hiç farkında olmadan aslında hapsederiz benliklerimizi. Yine de birçok kez her duvarın ardında ya da dibinde aslında hep bir umut filizlenir. Aynı yerde, birbirine dünyalar kadar uzak ruhlar arasında güvende hissetmiyor olabiliriz kendimizi. Evimizin, işimizin, sokağımızın bilindik köşelerinde ayrı ayrı her birimizi yalnızlıklar sarıyor da olabilir. Bazen minik artçılar bazen kendini unutturmayan deprem felaketlerin öncüleri gibi kötü ruhlu,iki yüzlü insanlar sarsabilir bizi. Bunlar yüzünden zamanla farkına varmadan örülen ve yükselen bu duvarların enkazı altında kalacağından habersiz uykuya dalar ya da uzaklaşır insanlık birbirinden. Küçük anlaşmazlıklar dile getirilemeyen duygular her gün biraz daha yükseltir bu zeminsiz duvarları. Böylesi görünmez duvarların kimler için nerede nasıl örüldüğünü ve her geçen gün bu duvarların yükseldiğini kimse fark etmez. Canlılar arasında resmi ve yapmacık ilişkilerle yükselen bu duvarlar bazen büyük depremlerle yıkılır ve görülür ki her tuğlanın ardında sevgisiz kalmış insanlığın en savunmasız hali saklıdır. Kalabalıkların içinde kaybolan o insanlık da biziz, bir türlü iyi olmayı başaramayan, birlik olamayan da biziz .Ne yazık ki yüzeysel samimiyetlerle, hatta derin samimiyetsizliklerle dolu sosyal medyanın içinde kaybolmuş, yüksek duvarların ardında da hapsolmuş o nesilde biziz. Kimimiz kendi eseri olan o duvarlardan gelecek ölümü bekler tıpkı bir büyük depremi bekler gibi, kimimiz de sesimi duyan var mı diyen o sesi…Ve bir gün İyi olan, iyiyi gören ve iyiyi bulan kazanır ve iyilik, en yüksek duvarları bile kaldırabilir…..