Kar geliyor kar, mis gibi kar yağıyor, ah bir kar yağsa. Bu mevsim de, ne çok duyarız bir soğuk beyaz örtü için bu rengarenk sesleri. Peki ama neden isteriz karın yağmasını ve neden sevindirir kar yağışı bizi?

Soğuğa, trafiğin ve yolların keşmekeşine, doğalgaz ve elektrik faturalarının şişkinliğine, böyle havalarda işe gidebilme mücadelesine rağmen, örneğin neden huzur verir bize karlı havalar, neden etraf beyaza bürünsün isteriz ki?

Neden huzur verir bize kar kış manzaraları hiç düşündünüz mü?

BEN DÜŞÜNDÜM Kİ…

Kar yağışı sadece meteorolojik bir olay değil. Bence kar yağışı zihinde ve ruhta karşılığı olan doğa hallerinden biri. Belki de bu yüzden’ kar yağıyor’ derken bir meteoroloji bilgisi verir gibi değil de bir müjde gibi söyleriz bu hava durumunu bir çoğumuz.

Beyaz örneğin, beyazın psikoloji üzerinde ki etkisi çok güzel bir kere; Temizlik, saflık, sükûnet gibi çağrışımları var. Kar yağdığında şehirlerin bir süreliğine kirini, karmaşasını, gürültüsünü kaybettiğine tanık oluyoruz birde. Hemen her şey aynı renge bürünüyor. Hiyerarşi kayboluyor. Çatılar, betonlar beyaza boyanıyor ve biz bilinçaltımızda bunu bir reset gibi algılıyor olabiliriz gibi düşünüyorum. Bir çoğumuzun için de her şey güzel olabilir hissi doğuyor ayrıca. Kar sesi emiyor, her yer karla kaplandığında sessizlik hüküm sürüyor. Kar yağarken tüm canlılar susup, doğa konuşuyor sanki…

Modern hayatın keşmekeşinde bu çok nadir yaşanan bir lüks olsa gerek…Ben böyle havaları dışta ki seslerin susup, iç seslerin duyulabildiği fırsatlar olarak değerlendiriyorum.

KAR YOK MU KAR?

Esasında yoğun kar yağışında yollar kapanır, planlarımız aksar mesela. Ama acele etmek gibi bir kaygınız varsa da ortadan kalkar, insan istemsiz yavaşlar. Bu yavaşlama da, çağın hızına karşı ufak ama güçlü bir başkaldırış gibi gelir bana. Çocuksu bir sevinç kaplar içimi, çocukluğumuza dönerim, zaman kavramının olmadığı o güzel günlerde ki gibi hissederim. Kişisel arşivlerim açılır, okulun kar tatillerini duyurduğu anda ki sevincimizi anımsarım, evimizde ki sobanın o tatlı çıtırtısını duyarım, üzerinde kaynayan ıhlamurun kokusu gelir burnuma. Eldivensiz kardan adam yapışımızı, komşulardan burnu için havuç ve gözleri için kömür alışımızı hatırlar, babamın hayatta olduğu, endişe ve kaygı bilmediğimiz, henüz hiç acı tatmadığımız günlere dönerim…Beni sevindiren şey karın yağışı değil onun bana taşıdığı hatıralardır belki de..

E birde şuradan bakalım bizim bölgemiz de kar nadir yağıyor artık, nadir olan da her daim kıymetlidir. Yağmurun sık yağıyor olması ya da her kış mutlaka yağış görmemiz yağmuru biraz sıradanlaştırıyor sanki ama kar öyle mi ya? Her kış yağacağı garanti değil bir kere…

Şu sıralar özellikle kaostan da yorulduk. Kar sanki kaosu da gizliyor. Yok etmiyor belki ama en azından bir süreliğine beyaza boyuyor. Yerlerde ki çöpler, yamuk kaldırımlar, paslanmış logar kapakları ve bariyerler, kötü duvar yazıları, inşaat atıkları, kar yağdığında bir süre görünmez oluyor. Göz dinleniyor, zihnimiz rahatlıyor. Bazen en çok da buna ihtiyaç duymaz mıyız? Çözülmese de sorunlar bir süre görünmez olsun yeter…Bel ki de en çok bu yüzden sorarız ‘’kar yok mu kar?’

YAĞSIN O ZAMAN…

Çok zaman zihnimiz dağınık, içi çok dolu olabilir. Kar yağarken bir pencereden bakarız ve düşünceler durur. Sorunlar çözülmez, borçlar bitmez, acılar dinmez, endişeler ortadan kalkmaz ama zihin kısa süreliğine şunu yapar: ‘Şimdi bunları düşünmeyeceğim’ ve o kar içsel kaosun üstüne de bir süreliğine beyaz örtü çeker…

Lapa lapa dediğimiz kar yağışında herkesin ne güzel yağıyor demesi bile insanları bir süreliğine aynı duyguya çeker ve eşitler…Özetle şunu söylüyorum: Kar pislikleri temizlemez, adaletsizlikleri gidermez, acıları yok etmez ama hepsinin üzerini kısa süreliğine örter. Bu geçici sessizlik ve temizlik belki de uzun zaman ihtiyacımız olan kısa bir moladır. Bir kaçış değil, nefes almadır. Kar yağınca mutlu oluruz evet çünkü bazen yoruluruz ve bir süre çözüm aramak istemez, sadece sorunları kısa süreliğine de olsa görmemek isteriz. Bunu yapabilen şeyler çok azdır, ama evet kar bunu yapar.

AĞIT GİBİ…

Ancak kar yağışının romantik yüzüne sevinenler için o beyazlık bir mola iken bir estetik haz gibi görünürken, sokakta olana, yola çıkıp zorluk yaşayana, evini ısıtamayan, odun kömür alamayan, faturalarını ödeyemeyene, her koşulda işe gitmek zorunda olup zor koşullarda çalışana kar romantik bir şarkı değil de bir ağıt gibidir. Evet kar yağarken sevinmek ayıp değil ama bu sevincin bir başkasının omzunda nasıl bir yük olduğunu da anımsamak gerek. Ve bu durumda ben kim ya da kimler için ne yapabilirimi düşünmek ve bu yönde harekete geçmek koşuluyla sevinç içinde el çırpabiliriz her kar yağışına…

KİMSE ÜŞÜMEZ!

Kar yağışına sevinirken aynı zamanda, birilerinin üşüdüğünü ya da mağduriyetini de düşünebiliyor ve bir şeyler yapabiliyorsak buna da sevinelim keza insanlığımız diridir hala…

Bir sokak hayvanı, bir evsiz, bir yaşlı komşuyu görebiliyor, bir hâl hatır sorabiliyorsak, bir termos kahveyi, bir tas çorbayı paylaşabiliyorsak, sokak hayvanları için bir mama kabını doldurabiliyorsak sevinelim, böyle olursa herkes, kimse üşümez. Sesi çıkmayanların sesi olabiliyorsak, kar romantizmi kadar gerçeğini de görebiliyorsak, sevinci sorumlulukla dengeleyebiliyorsak ve kar yağışının beyazlığı vicdanımıza da düşüyorsa ne mutlu bize. Yağsın o zaman kar….