FAZLA uzaklara gitmeye gerek yok; sizlere sadece iki örnek vereceğim...

Biri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tutuklu başkanı Ekrem İmamoğlu...

Diğeri, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanı Melih Gökçek...

Son yerel seçimlerde 15.5 milyon İstanbullunun büyük bir çoğunluğunun oyunu tam 1 milyon oy farkla alarak Başkan Seçilen Ekrem İmamoğlu, gece yarısı, sabaha karşı evinden gözaltına alındı.

Koskoca mega kentin belediye başkanı davet bile edilmeden, evinden onlarca polis marifetiyle, adeta “yangından mal kaçırılır gibi” derdes edildi.

İmamoğlu bir yılı aşkındır cezaevinde. Cezası, rüşvet, irtikap, zimmetine para geçirmek... Ne sayarsan say, hepsini (!)işlemiş...

Adam resmen terörist muamelesi görüyor...

GERÇEK TERÖRİST İMRALI’DA!

SİZ, İstanbul’da yaşayan milyonlarca vatandaşın seçtiği bir şahsı, “daha suçlu olduğu sabit değilken” böylesine tüm özlük haklarından mahrum ederseniz, sizin adalet mekanizmasına kim inanır?

Gerçek terörist arıyorsanız, gerçek bebek katili ve 50 bin civarındaki masum asker, jandarma, öğretmen ve sade vatandaşımızı katleden gerçek suçluyu arıyorsanız İmralı’da keyif çatıyor...

Eli kanlı katil, İmralı cezaevi duvarları içinde kendisine hediye edilen “dayalı-döşeli” konuta taşınmayı bile, “önce statüyü belirleyin, sonra konuta taşınayım” arsızlığı ile kabul bile etmiyor.

Türkiye’nin ve belki de dünyanın en kanlı terör örgütünün başına böylesine taviz ve statü verirken, Ekrem İmamoğlu’nu hapislerde çürütmek ha!

CEVAPSIZ SORULAR... SORULAR

İÇİŞLERİ eski bakanı Süleyman Soylu, bakanlığının son yılında, “Artık sınırlarımızda terörist bırakmadık... Köşelere, bucaklara, mağara deliklerine saklanan teröristlerin ayak numaralarını bile biliyoruz” demecini hiç unutmuyorum...

Türkiye’de 2002 yılında birkaç terör olayı yaşanmış ve 6-7 vatandaşımızı kaybetmiştik. Fakat sonradan, .bulduğu boşluktan yararlanarak silahını Türkiye’ye çevirmiş olan bu teröristlere aşırı tavizler verilince, hendek kazmaları, tünel açmalarına göz yumulunca, Türk Silahlı Kuvvetleri operasyon yapmak zorunda kaldı teröristleri sökmek için...

Çok şükür... Söktük ama 800’e yakın da şehit verdik bu arada...

Yazık değil mi?

DÜN NE DEDİLERSE, TERSİNİ YAPTILAR!

“Teröristle masaya oturmadık ve görüşmedik. Görüştüğümüzü ispatlamayan şerefsizdir” diyen bir anlayıştan biz ne ara buralara kadar geldik? Şimdi Suriye, İran, Irak ve Türkiye sınırları içinde ellerini ovuşturan on binlerce terörist bu ülkenin bölünmesi ve hayallerindeki “Kürdistan”ı kurmak için fırsat kolluyor.

Çünkü bebek katiline statü verme peşindesiniz...

Çünkü Devlet’e silah çekenlere, cana kıyanları, köyleri yakanları, binlerce vatandaşımızı hayattan koparanlara “özel af” çıkarma peşindesiniz...

Ve ne yazık ki, bunun için, “açılım süreci” adı altında bir yasayı büyük tartışmalara rağmen apar-topar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçirdiniz...

Yasa, Resmi Gazetede yayımlandı ve meşruiyet kazandı...

EN BÜYÜK “AF” TERÖR ÖRGÜTÜNE!

CUMHURİYET döneminin en büyük affını da işte bu eli kanlı teröristler için çıkardınız. Oysa şu anda cezaevlerinde 400 binin üzerinde çeşitli suçlardan hüküm giymiş vatandaşlar cezalarını çekmeye devam ediyor.

Kimisi kader mahkûmu, kimisi bir anlık kızgınlığın, kimisi cahilliğin, kimisi eğitimsizliğin eseri olarak işledikleri cürümlerle hapisteler...

Ama ne yazık ki, “Terörist ile masaya oturulmaz!” diye yola çıkan ve son çeyrek asırda ülkeyi bu hale getiren bir iktidar, hala suçu muhalefet partilerine atmakla meşgul...

GÖKÇEK’İ UNUTTUM SANMAYIN!

GEÇENLERDE Ahmet Davutoğlu’nun oğlunun nikâh töreninde konuşan AK Parti’nin önemli kurucularından ve Türkiye Büyük Millet Meclisi eski başkanı Bülent Arınç, hatırlarsanız daha önce Melih Gökçek için, “Ankara’yı yedi yedi bitiremedi. Beni baha fazla konuşturmasın, toplum içine çıkamaz” diye suçlarken hiçbir Cumhuriyet Başsavcısı harekete geçmemişti.

Fakat gazeteci Murat Ağırel’in haberiyle yakayı ele verdi Gökçek ailesi... Habere göre, Almanya’ya milyonlarca Avroyu gayrimeşru yoldan çıkarmışlar. Orada birçok gayrimenkul satın almışlar ve AVM inşaatına başlamışlar...

Aynı Melih Gökçek, bir cesaretli savcının girişimi ile adliyeye davet edildi.

Sadece çöp olan Dinozor Park için 801 milyon dolar harcayan Melih Gökçek, ağzında “çak-çak” çiğnediği sakızla ve Türk Milleti ile dalga geçerek, güle oynaya adliyeye gelip, elini kolunu sallayarak, basın ile de dalga geçerek evine giderken; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hâlâ çile çekmeye devam ediyor...

Aynı gün Melih Gökçek’in kavgacı milletvekili oğlu ve eşi de ifade vermeye geldi adliyeye ve “yurtdışı yasağı” konarak serbest bırakıldı.

Görüldüğü gibi, Türk Adaleti, ne yazık ki, iktidara ve iktidardan yana olana pek işlemiyor...

Ancak, Yücelerin Yücesi Allah’ın da bir hesabı var... Onun adaleti er veya geç tecelli eder... Biz de buna inanıyoruz...

*****************

ANLAMLI SÖZ

“Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adaletli olması gerekir...”

BLAISE PASCAL