Bir sistemi değerlendirirken en sık yapılan hata, sorunun varlığını “normal dışı bir durum” gibi görmek ve tüm enerjiyi sorunu ortadan kaldırmaya harcamaktır. Oysa asıl mesele çoğu zaman sorunların varlığı değil, o sorunların nasıl yönetildiğidir. Çünkü hiçbir sistem tamamen sorunsuz değildir. Fakat bazı sistemler sorunları büyütür, bazıları ise onları kontrol altında tutmayı başarır.

Bugün birçok alanda yaşanan tabloya bakıldığında, temel problem şudur: sorunlar ortaya çıkıyor, konuşuluyor, tartışılıyor; ancak kalıcı bir yönetim refleksi oluşturulamıyor. Bu da sorunları “geçici krizler” olmaktan çıkarıp “sürekli hale gelen gündemler”e dönüştürüyor.

Aslında sağlıklı bir yapı, sorunların hiç oluşmadığı bir yapı değil; oluşan sorunların hızlı, şeffaf ve etkili biçimde yönetilebildiği bir yapıdır. Çünkü hayatın doğası gereği; ekonomi dalgalanır, şehirler büyür, nüfus artar, beklentiler değişir, ihtiyaçlar çeşitlenir. Bu değişkenlik içinde sıfır sorun hedefi gerçekçi değildir. Ancak yönetilebilir sorunlar hedefi mümkündür.

Buradaki kritik ayrım tam da burada başlar:

Sorun üretmemek bir ideal olabilir ama çoğu zaman ulaşılamazdır.

Sorun yönetmemek ise bir tercihtir.

Bir sistemde aynı problemler sürekli tekrar ediyorsa, bu artık “şanssızlık” ya da “dış etken” değildir. Bu, yönetim mekanizmasının sorunları analiz edip dönüştüremediğinin göstergesidir. Çünkü sorun çözülmediğinde kaybolmaz; sadece şekil değiştirir, büyür ve başka alanlara sıçrar.

Örneğin bir altyapı problemi düşünün. İlk başta küçük bir aksaklık olarak görülür. Müdahale edilmezse zamanla daha büyük bir arızaya dönüşür. Sonra bu durum “olağan bakım” haline gelir. En sonunda ise artık kimse çözüm aramaz, sadece “alışılmış bir problem” olarak kabul edilir. İşte bu noktada sistem, sorun üretmese bile sorun yönetemeyen bir yapıya dönüşmüştür.

Sorun yönetemeyen sistemlerin en tehlikeli yönü, zamanla “geçici çözümleri kalıcı başarı gibi sunmasıdır.” Yani yangını söndürmek değil, yangın çıkmasını olağan görmek. Bu durum kısa vadede bir rahatlama sağlasa da uzun vadede yapısal zayıflığı derinleştirir.