“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan ve “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” adı verilen düzenleme TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Ancak vatandaşın kafasında başka bir soru var:

“Bizim hayatımızı doğrudan etkileyen ekonomik sorunlar neden aylarca tartışılıyor da ülkenin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir düzenleme neden bu kadar hızlı sonuçlandırılıyor?”

Asgari ücret görüşmelerinde milyonlarca çalışan, günlerce açıklama ve pazarlık bekliyor. Emekli maaşları gündeme geldiğinde vatandaş haftalar boyunca “Ne kadar zam gelecek?” sorusunun cevabını bekliyor. Çünkü burada bir emeklinin kirası, faturası, pazarı; bir asgari ücretlinin çocuğunun masrafı, mutfağı ve ay sonunu nasıl getireceği konuşuluyor.

Vatandaşın tepkisi tam da burada başlıyor. “Geçimimizi ilgilendiren konular bu kadar uzun tartışılıyorsa, ülkenin geleceğini ilgilendiren bir yasa neden daha geniş ve daha uzun bir toplumsal tartışmadan geçmiyor?”

Bu sorunun sorulması son derece doğal.

Elbette “Terörsüz Türkiye” hedefinin kendisi ayrı bir tartışma. Terörün sona ermesi, silahların susması ve Türkiye'nin yıllardır taşıdığı ağır bir yükten kurtulması herkesin isteyeceği bir sonuç olabilir.

Ama vatandaşın beklentisi çok açık:

Neyin değişeceğini bilmek istiyor. Kimlerin hangi şartlardan yararlanacağını bilmek istiyor. Devletin kırmızı çizgilerinin ne olduğunu bilmek istiyor. Ve en önemlisi, bu sürecin kendisinden neden bu kadar hızlı bir şekilde onay beklenildiğini anlamak istiyor.

Çünkü vatandaşın gözünde devletin attığı her adımın hesabı ve açıklaması olmalı.

Bir tarafta “Emekliye biraz daha fazla verebilir miyiz?” diye günlerce hesap yapan bir sistem, diğer tarafta ülkenin güvenliği ve geleceğiyle ilgili düzenlemelerin çok kısa sürede Meclis'ten geçmesi vatandaşta ister istemez bir kıyaslama oluşturuyor.

Buradaki mesele yasaya destek verip vermemek de değil.

Asıl mesele şu: Milletin hayatını değiştirecek her karar, milletin anlayabileceği kadar açık ve tartışılabilir olmalı.

Terörsüz Türkiye hedefi gerçekleşecekse bunun yolu da güçlü bir toplumsal mutabakattan geçmeli. Muhalefetin, iktidarın, Meclis'in ve en önemlisi toplumun sürece güven duyması gerekiyor.