Sapanca kuruyor. Gölün su seviyesi düşüyor, dereler zayıflıyor, kuraklık her geçen yıl daha ağır hissediliyor. Böyle bir tabloda Sapanca Villa ve Bungalov İşletmecileri Derneği'nin su tasarrufu çağrısı yapması elbette olumlu bir adım. Ancak gerçekten sorunun merkezinde jakuziler mi var?

Bugün kamuoyuna verilen mesaj, sanki Sapanca'nın su krizinin başlıca sebebi turistik tesislerdeki jakuzi ve havuzlarmış gibi bir algı oluşturuyor. Oysa bölgenin yıllardır tartışılan en büyük meselesi, gölden ve havzadaki kaynaklardan yapılan yüksek miktardaki endüstriyel su çekimi. Eğer gerçekten su tasarrufundan söz ediyorsak, önce en fazla suyu kullanan alanların masaya yatırılması gerekmez mi?

Vatandaştan musluğu biraz daha az açmasını istemek, işletmelerden jakuzileri kapatmalarını beklemek kolaydır. Zor olan ise büyük tüketicilere aynı kararlılıkla "dur" diyebilmektir. Gerçek tasarruf, sembolik önlemlerle değil, tüketimin büyük bölümünü oluşturan kaynakların denetlenmesiyle sağlanır.

Kimsenin suyu israf etme hakkı yoktur. Turizm işletmeleri de üzerine düşeni yapmalı, vatandaş da tasarruf etmeli. Ancak fedakârlık sadece küçük kullanıcıdan bekleniyorsa ortada adalet değil, yükün dengesiz dağıtılması vardır.

Bugün birkaç jakuziyi kapatmak manşet olabilir; fakat gölden milyonlarca metreküp su çekilmeye devam ediyorsa bunun su krizine etkisi sınırlı kalacaktır. Asıl tartışılması gereken, Sapanca Gölü'nün sürdürülebilir kapasitesi, hangi sektörün ne kadar su kullandığı ve kuraklık dönemlerinde hangi kısıtlamaların hangi ölçütlere göre uygulanacağıdır. Şeffaf veriler paylaşılmadan yapılan her çağrı, kamuoyunda "göstermelik önlem" eleştirilerini de beraberinde getirecektir.