BELLİ kesimlerin tarihçi olarak otorite (!) kabul ettiği Kadir Mısıroğlu’nun 7. ölüm yıldönümü geçen hafta idi. Belli çevreler mezarı başına giderek karanfillerle, güllerle andılar, yeri doldurulamaz bir fikir adamı olarak hakkında güzelleme yaptılar.

Adalet ve Kalkınma Partisi ise, “Yazar ve fikir adamı Kadir Mısıroğlu’nu vefatının yıldönümünde rahmetle ve saygıyla anıyoruz” diye bir bildiri yayımladı.

Ne yazık ki bu ülkede, “Ben Peygamberim” diyen tarikat şeyhi İskender Evrenesoğlu’nun cenazesine de yılar önce 40 bine yakın müridi katılmıştı.

CUMHURİYET DÜŞMANI KADİR

SAĞLIĞINDA belli bir kesimin tarihçi olarak peşinden gittiği Kadir Mısıroğlu’nun en çok tepki çeken demeci, “Keşke Türkler yerine Yunanlılar ya da İngilizler kazansaydı” olarak tarihe geçti. Ayrıca “Kurtuluş Savaşı uyduruktur” diyordu, her fırsatta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaretler yağdırıyor, “Mustafa Kemal ile zerre kadar bir bağı olan benim ziyaretime gelmesin” diye demeç veriyordu ölmeden önce hastane odasında.

Ne yazık ki, buna rağmen, AKP cenahından birçok ünlü politikacı, bu Cumhuriyet değerlerine saygısı olmayan kişinin ziyaretine gitti birkaç gün sonra...

AKİF’E DE KISAKÜREK’E DE SALDIRDI

FESLİ’NİN skandalları ve hakaretleri bununla da bitmedi. Here fırsatta ülke değerlerini aşağılıyor, bu ülkenin milli şairi Mehmet Akif Ersoy’a, “Korkma diyorsun ya, ne korkacağım lan p.z.venk!” diye hakaret ediyor ve hiçbir hükümet yetkilisi çıkıp, “Sen bu ülkenin değerlerine nasıl böyle küfür ediyorsun?” diye sormuyordu.

Yetmedi, bu defa Necip Fazıl Kısakürek’e saldırdı Fesli Kadir... Şairler Sultanına da, “Söyledikleri, yazdıkları boş şeyler... En başta ahlaken Müslüman değil” diye çamur attı.

Ne yazık ki, etrafını çeviren o gençler de Fesli’yi çılgınca alkışladı o zamanlar.

“ABD’NİN KUKLASI OLALIM”

ZATEN Kadir Mısıroğlu zihniyetinde olanların tamamına yakını Cumhuriyet değerlerine, şehitlerine, gazilerine ve kurucu liderlerine saygı duymuyor...

Çünkü Cumhuriyet ile birlikte, koskoca İmparatorluğu bir mum gibi eriten tarikatlar, tekkeler ve yolundan çıkmış dini kuruluşlar kapatılınca, her biri de Atatürk düşmanı kesildiler...

Çünkü ekmekleri ve suları kesildi.

Osmanlı İmparatorluğu aynı anda 13 cephede var olma savaşı verirken, bu yapılar, “Biz imparatorluğun manevi gücüyüz” diye gençleri tarikat yapılanmasının içine hapsediyor, bir yandan da dini sömürmeye devam ediyordu...

Fesli Kadir’in şu sözlerine bakar mısınız?

“Bu ülkeye tekrar Halifelik makamı gelsin de isterse Amerika’nın kuklası olsun Türkiye! Onların bu topraklardaki petrole, benim de ihtiyacım tarihi müesseselerime geri dönmeye ihtiyacım var. ”

HANGİSİ DAHA VATANPERVER?

İstanbul 4 yıl 10 ay 23 gün işgal altındayken ve Sakarya Savaşı devam ederken bile 5. evliliğini 18 yaşındaki Nimet Nevzad Hanım ile (1 Eylül 1921) yapan son padişah Vahdettin de 61 yaşında bir halifeydi. Bir gecede 19 çocuğunu boğduran da bir halifeydi... Yedikule zindanlarında tecavüz edilerek öldürülen Genç Osman’ın yerine geçen IV. Murat da bir halifeydi.

Ve yine bu ülkede, “Haçlının ülkenizi işgal etmesi çok tehlikeli değildir. Bir kere onlar kadınınıza, kızınıza ilişmezler, mabedinize ilişmezler!” diyen vatanseverler (!) de seyran eyledi.

Bu yolundan çıkmış yapılanmanın, Türkiye’ye hiçbir ekonomik ve irfan değeri kattığını kimse söyleyemez... Şu anda tam anlamıyla bir tarikat yurdu olan Türkiye’nin ahlâkta, irfanda, namusta, adalette, dürüstlükte ve zorbalıkta geldiği noktaya bakarsanız, ne demek istediğimi çok daha iyi anlarsınız.

Şimdi söyleyin bakalım, imparatorluk batarken, İstanbul işgal altındayken bile kendi koltuğunu düşünenler mi, yoksa Osmanlı’nın küllerinden bir Cumhuriyet kurmak için olağanüstü bir çaba sarf edenler mi daha vatanperver?

****************

ANLAMLI DÖRTLÜK

“Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor tevhidi;

Bedr’in Aslanları ancak bu kadar şanlı idi...”

MEHMET AKİF ERSOY