Ne garip bir ülke olduk...

Yıllardır bozuk yolları, bitmeyen altyapı sorunlarını, ihmal edilen mahalleleri anlatan vatandaşın sesi duyulmaz. Bir çukur aylarca bekler, bir kaldırım yıllarca yapılmaz. Ama uluslararası bir zirve yaklaşınca, dünyanın gözü Ankara'ya çevrilince bir bakarsınız; gece gündüz çalışan ekipler, asfaltlanan yollar, boyanan kaldırımlar, düzenlenen caddeler...

Demek ki oluyormuş.

Demek ki imkân varmış.

Demek ki mesele "yapamamak" değil, "kimin için yapmak"mış.

İnsanın aklına şu soru geliyor: Bu yollar neden Ankara'da yaşayan milyonlar için değil de, birkaç günlüğüne gelecek yabancı konuklar için aceleyle düzeltiliyor? Bu şehirde her gün o yolları kullanan insanlar, yıllardır vergisini veren vatandaşlar, daha mı değersiz?

Elbette bir ülkenin uluslararası organizasyonlarda en iyi şekilde temsil edilmesini herkes ister. Hiç kimse başkentin kötü görünmesini arzu etmez. Ancak asıl mesele şudur: Neden bu özen sadece dünya liderleri geleceğinde gösteriliyor? Aynı hassasiyet, o şehirde yaşayan insanlar için neden sürekli hale gelmiyor?

Yabancı konuklar tertemiz caddeler görüyor, pürüzsüz yollarda ilerliyor, düzenli bir şehir izlenimi ediniyor. Sonra uçaklarına binip ülkelerine dönüyorlar. Fakat o misafirler gittikten sonra, aynı şehirde yaşayan vatandaş yeniden eski sorunlarıyla baş başa kalıyorsa, ortada sorgulanması gereken ciddi bir yönetim anlayışı vardır.

Vatandaşın kırgınlığı da tam burada başlıyor.

Çünkü insanlar sadece hizmet istemiyor; değer görmek istiyor. "Ben söyleyince yapılmıyor ama yabancı biri gelince bir gecede oluyor" duygusu, vatandaşla yönetim arasındaki güveni zedeliyor. İnsanlar kendilerini ikinci planda hissetmeye başlıyor.

Devletin itibarı, yalnızca yabancı liderlerin gördüğü vitrinle ölçülmez. Asıl itibar, kendi vatandaşının her gün yaşadığı hayatın kalitesiyle ölçülür. Sürekli bakımlı yollar, düzenli şehirler ve zamanında sunulan hizmetler; birkaç günlük hazırlıklardan çok daha güçlü bir mesaj verir.

Bir ülke, misafirine gösterdiği özeni önce kendi insanına gösterdiğinde gerçekten büyür. Çünkü en değerli misafir, bu ülkenin sokaklarında her gün yürüyen, vergisini veren, sabırla bekleyen kendi vatandaşıdır.