Bir çocuk düşünün.
Teneffüs zili çalıyor. Arkadaşları çantalarını açarken o, fermuarıyla oyalanıyor. Karnı aç. Ama açlığının fark edilmesinden de korkuyor.
Bu sahneyi gözünüzün önüne getirdiğinizde, eğitim meselesinin neden yalnızca ders kitaplarından ibaret olmadığını anlarsınız.
Bir beslenme çantası küçüktür. İçine bir sandviç, bir meyve, bir şişe su sığar.
Peki bir annenin yetiştiremedikleri? Bir babanın ay sonuna sakladığı endişe? Bir çocuğun arkadaşlarına belli etmemeye çalıştığı eksiklik?
Onlar nereye sığar?
Bilgiye her zamankinden fazla ihtiyacımız var. Okuyan, düşünen, araştıran, kendisine söyleneni sorgulayabilen çocuklara… Bir haberi doğru değerlendirebilen, hakkını bilen, emeğini geliştirebilen insanlara…
Çünkü eğitim, insanın kendi hayatı üzerinde söz sahibi olmasını sağlar. Bir çocuğun önüne, doğduğu evde hiç görülmemiş imkânlar açabilir.
Bu yüzden okulun kapısından giren her çocuğa aynı sorumluluğu borçluyuz. Ama aynı kapıdan girmek, aynı imkânlara kavuşmak anlamına gelmiyor.
Defter, kıyafet, ulaşım, beslenme, internet… Bir ailenin okul hesabı, çocuğun kaydı yapıldığında kapanmıyor. Eğitim-İş’in bu eğitim yılının başında dikkat çektiği sorunlar arasında da bu giderler var. Millî Eğitim Bakanlığının 2026-2027 genelgesi ise velilere maddi yük getiren uygulamalardan kaçınılmasını, pahalı kırtasiye setlerinin dayatılmamasını istiyor.
Bu hassasiyet sınıfta, okul kapısında, veli toplantısında karşılık bulmalı.
Hiçbir çocuk, ailesinin ödeyemediği bir giderin açıklamasını yapmak zorunda kalmamalı.
Bir ihtiyacın parasını getiremeyen çocuğa bütün sınıfın önünde soru sormadan önce durmalıyız. O sorunun, akşam evde kimin yüreğine oturacağını düşünmeliyiz.
Eğitimin niteliğinden de vazgeçemeyiz. Çocuklarımız iyi kitaplara, yeterli alıştırmaya, deney yapmaya, sanata ve spora erişmeli. Öğrenmek için ihtiyaç duyulan materyal varsa herkesin ulaşabileceği şekilde sağlanmalı.
Çocuğun ihtiyacını görmezden gelmek de çözüm değildir; bedelini ailesinin gücüne bırakmak da.
Elbette emek kıymetli. Elbette güçlükleri aşarak başaran çocuklarımız var. Ama her çocuktan kahramanlık bekleyemeyiz.
Eğitim, bir çocuğun olağanüstü direnmesine ihtiyaç duymadan ilerleyebileceği kadar adil olmalı.
Okulda olmayan her çocuğun hikâyesi aynı değil.
Kıyafetiyle alay edilmediği, konuşurken susturulmadığı, yardım istediğinde dinlendiği bir okul kurmak zorundayız. Rehberlik hizmetini de temiz suyu, hijyeni ve güvenliği de eğitimin ayrılmaz parçası saymalıyız.
Öğretmeni de bu sorumluluğun altında tek başına bırakamayız.
Ondan ders anlatmasını, öğrenme açığını kapatmasını, zorbalığı fark etmesini, aileyle iletişim kurmasını bekliyoruz. Bütün bunları yapabilmesi için zamana, mesleki desteğe ve yeterli imkâna ihtiyacı var.
Öğretmenin fedakârlığı değerlidir. Fakat çocukların geleceğini yalnızca fedakârlıkla ayakta tutmaya çalışamayız.
Çözüm için sorumluluk belli.
Merkezî yönetim, okulların temel ihtiyaçlarını karşılayacak kaynakları ve personeli sağlamalı. Yerel yönetimler ulaşım ve beslenme desteğinde görev üstlenmeli. Okullar, ihtiyacı olan çocuğu incitmeden belirleyebilmeli. İş dünyası ve sivil toplum da sürekliliği olan katkılar sunmalı.
Her çocuğun sağlıklı bir öğüne ve temiz suya erişmesini, eğitimin temel güvenceleri arasına almalıyız. Bunu yaparken yardım alan çocuğun yüzünü fotoğraflara, ailesinin sıkıntısını ilanlara taşımamalıyız.
Bir çocuğun ihtiyacı karşılanırken haysiyeti de korunmalı.
Ben çocuklarımızın çok şey öğrenmesini istiyorum.
Bilimi sevsinler. Kitapların içinde yeni dünyalar bulsunlar. İyi bir öğretmenin açtığı yoldan yürüyüp bizden daha güzel bir ülke kursunlar.
Ama bunu beklerken onların bugününü ihmal edemeyiz. Çocuğa sürekli “Büyüyünce ne olacaksın?” diye soruyoruz.
Biraz da kendimize soralım:
O büyüyene kadar biz ne yapacağız?
Bir anne, sabah çocuğunun çantasını kapatırken içi rahat etsin.
Bir baba, okuldan gelen mesajı korkuyla açmasın.
Bir çocuk, teneffüs zilini duyduğunda çantasını saklamak zorunda hissetmesin.
Beslenme çantasına bir öğün koymakla başlayabiliriz.
O çantaya sığmayan mahcubiyeti ise çocuklarımızın omuzlarından almak zorundayız.
Daha adil ve daha güzel bir dünya mümkün; bunun temelinde eğitim sistemini revize etmek yatıyor…