Sevgili okurlar,
Başta," Avrupa Birliği(AB) ülkelerinden olan Fransa, Belçika, Portekiz, İspanya ve AB'ye aday ülke Arnavutluk'ta meydana gelen sosyal patlamayı", nasıl değerlendirmek, görmek gerekir?
Bu konuda, "Türkiye'de hemen komple teori uzmanları, işin içine Amerika'yı, Rusya'yı, hatta Çin ve Hindistan'ı da" katarak, yorumlarda bulunuyorlar!
Şüphesiz, haklı yanları var!
Ancak, gerçekler bambaşka?
Siyasi uzmanlara göre, "Fransa aşırı borçlanma ile birlikte, piyasaları kontrol edememe durumu" ile karşı karşıya, tarihi bir eşikte..
Üstüne üstlük, "siyasetin aldığı tasarruf tedbirleri sadece, halkın üzerine" yıkıldı!..
Asıl soru şuydu, buraya nasıl gelindi?
İşin asıl püf noktasını, "Ukranya-Rusya Federasyonu savaşı" tetikledi.
AB Ülkeleri, "tarihi Rusya korkusuyla", doğu sınırlarında bir savunma, "yani bir tampon ülke olarak Ukranya'ya sahip" çıktı..
Hatta, bazı ülkeler, vatandaşlarını, "savaşa karşı hazırlıklı olmaya" bile çağırdı..
Bütçelerden kesilen paralar ile "Ukrayna'ya yardım edildiği gibi, oradan gelen göçmenlere de kucak" açıldı..
AB'nin gündeminden,"güvenlik" sorunu hiç, ama hiç gitmedi!
Tarihi gerçekler, hiç unutulamadı?
Buraya kadar, bir sorun var mı?
Hayır yok!

ELEKTRİK, FAZ FATURALARI?
Ama, bu savaş beraberinde "enerji sıkıntısını" da getirdi.
Rusya gazına bağlı Avrupa Birliği ülkeleri, "enerji konusunda yaşanan sıkıntıları", halkın üzerine faturaladı!
Dolayısıyla, halka sabır ve şükür telkin eden olmadı..
Halk, kendilerine kesilen bu faturaya tepki gösteremeye başladı..
Zira, birçok alanda," alım gücü iyice düşen ailelerin sıkıntıları, beklenenden erken, sokaklara yansımaya" başladı..
Sendikalar, siyasi partiler, sivil örgütler öncülüğünde "geçinemiyoruz mitingleri, eylemlerine", siyasi hükümetler kayıtsız kaldılar!
Birçok ülke, "polisiye tedbirlere, baskıya başvurunca", olanlar oldu!

PETROL FİYATLARI?
Bütün bu olup bitenlere, "Amerika'nın İran'a saldırması, petrol fiyatlarını etkileyince, AB ülkelerinde bu durum, yaşamın her alanını etkileyen, geçim şartlarını zorlayan" bir başka etken oldu..
Avrupa Birliği ülkelerinde,"ayağını yorganına göre uzat" devrine, "ailede emeklilerin de çalışma hayatına katılması", durumu kurtarmadı!.
Kısaca, "artan fiyatlar ve dünyadaki ekonomik gelişmelerin yansımaları, AB ülkelerinde yaşayanlar için ağır" oldu..
İşte, "petrol, elektrik ve gaz fiyatları karşısında ücretlerin yetersiz kalması, siyasetin yeni politikalar oluşturamaması, tasarruf tedbirlerine başvurması, sosyal haklardaki kesintiler, ağır vergiler.." bardağı taşıran gerekçelerdi..
"Siyasilerin aldığı tasarruf tedbirleri, aileleri yaşamını daha da zorlaştırınca, alanlara inenlerin ayak sesleri", duyulmaya başlandı.

FRANSA'DAN YANSIMALAR?
Neler mi yaşandı?
"Fransa'da öğrenciler, sarı yelekliler, çalışanlar ve diğer kesim sokağa inerken, Belçika'da sendikalar öncülüğünde genel, ulusal ve kamu grevleri ile nihayet öğrencilerin alana inmesi tansiyonu artırdı..
-Bir başka deyim ile halkın alım gücü düştü!
-Marketlerdeki yiyecekler, gıda maddeleri seyirlik olunca, derin dondurucular heklendi!
-Lüks mağazalardan alış-veriş yapanlar hedefe kondu..
-Halk için karar alamayan belediye binaları kundaklandı..
-Siyasetin emrindeki polisler ile çatışma göze alındı..
-Buraya kadar, seçilmişler, halkın bu tepkisini anlamakta geçikererk,hamaset nutuklarına başvurdu..
-Halkı tepkisiz bilen siyasilerin, bu vurdumduymazlığı, alanlara inenlerin şiddete başvurmasına, yakıp, yıkmasına, polisle çatışmasına neden oldu!.."(
Şiddet asla geçer yol değil, tasvip edilemez..)

SİYASİ KURUMLAR?
Burada, "siyasi kurumlar, burunlarından kıl aldırmazken, halkı anlamaya, dinlemeye, oturup sıkıntıları tespit etmeye değil, sokağa inenleri bastırmaya kalkınca, yaşananlara", hep beraber tanıklık ettik!
Özellikle," Fransa'daki eylemlerde, şiddetin tozunun kaçırılması, yakıp, yıkılması", kabul edilemezdir..
Ancak, "siyaset kurumu da, sandıkta kendilerine oy verenleri, yani onları seçip göreve getirenlerin durumunu anlamalarına, özen göstermelerine, demokratik temayüller bağlamında dinlemelerine, çözüme kavuşturmalarını" beklemez mi?
Bekler ya?
Nereye kadar?

HUZUR İÇİNDE YAT BELÇİKA!
Yazımı, bir Belçikalının sosyal medya paylaşımı ile bitirmek istiyorum:
"Huzur içinde yat Belçika" başlığı altında uzunca bir yazı..
"Göçmenlere karşı fazla yumuşak, kendi insanımıza karşı ise fazlasıyla sertsin! Hayat pahalılığını öyle bir noktaya getirdin ki, anne babalar çocuklarıyla vakit geçirmek yerine, sürekli çalışmak zorunda kalıyorlar.
...
Ölümcül hastalığı olan, belki de yaşamasına sadece aylar kalmış insanları bile,
"çalışmaya uygun" ilan ettin! Emeklilik yaşını yükselttiniz!..

EVSİZ VE AÇ!
Savaş gazilerimizin evsiz ve aç kalmasına göz yumuyor, buna karşılık dış yardımlara milyonlar harcıyorsunuz! İnsanların sosyal yardım haklarını ellerinden alarak onları, öyle bir çaresizliğe sürüklediniz ki, kendi canlarına kıyıyorlar.."
diye yazı devam ediyor..
Son bölümde ise,"Kendi insanımıza yönelik cadı avına son ver; bunun yerine BELÇİKA’yı sıradan vatandaşlar için yeniden refah dolu, güvenli ve yaşanabilir, bir ülke haline getirecek destekleri sağla" diye, temenni ile noktalanıyor.

EMPATİ YAPMA SIRASI?
Şimdi, "bir empati yapma sırası", kimlerde dersiniz?
"Bir eli yağda, bir eli balda olanların saltanat sürdüğü ülkelerdeki, halk hareketlerini anlamak için, Belçika, Fransa, Portekiz, İspanya ve Arnavutluk'ta olup bitenleri, iyi anlamak, iyi okumak ve dersler çıkarmak" gerekmez mi?
Demek ki, "Avrupa'da neler" oluyormuş?
Yusuf Cinal yazıyor, 22 Ekim 2026