Bugün, gazetemizin 23. Yıldönümü. Geriye dönüp baktığımda aklıma, atılan manşetler, haberler, baskıya yetişecek sayfalar falan gelmiyor. Geriye dönüp baktığımda olağanüstü bir mücadelenin, onurlu geçiş evreleri geliyor hatırıma. Çünkü bir gazeteyi ayakta tutmak ve yaşatmak hiçbir zaman yalnızca sayfaları doldurmak ve vaktinde teslim etmek olmadı bizim için. Doğruları yazmaya, kimseye eyvallah etmemeye, gazetemizi bir güç ve gövde gösterisine ya da çıkar kapısına dönüştürmemeye kararlı olduk biz ve bu durumda işimiz daha da zor oldu.

23. yıl önce bu yola çıkarken, bize inananlar, yanımızda olan ve arkamızda duran, destek verenler olduğu kadar, bize ve bu yolculuğa inanmayan ve üç gün sonra kapanır diyenler bile oldu. Gazetenin ömrüne birkaç yıl biçenleri, hayal kırıklığına uğrattık biz. Kimseye kızmadan, kimseye gücenmeden, kimseye sitem etmeden, hiç kimseyle kavga etmeden, doğru bildiğimiz yolda ilerledik.23 yıl sonra biz işte tam da buradayız.

Gazetemizin kuruluşundan itibaren, Duayen gazeteci Ergün Kaftancı, Orhan Mümin, Tuncer Kalaycı, Nejdet Çardak ve bugün hala aramızda olan Erol Avşar, Yusuf Cinal, Özgür Arık gibi bu mücadelemize destek veren gerçek gazeteciliği bilen insanlar vardı içimizde. Bu isimleri özellikle burada anmak istedim. Çünkü onlar çok kıymetliler, onlar işler sarpa sardığında, baskılar arttığında, gazeteyi ayakta tutmak zorlaştığında da bu gazete için var olmaya devam ettiler. Gazetemizin kuruluşundan itibaren mücadelemizin içinde oldular. Etik gazetecilikten ödün vermeden, doğru bildiklerinden vazgeçmeden, bu gazetenin ayakta kalması için çaba sarfettiler. Bugün aramızda olamayan, hayata veda etmiş Nejdet Çardak, Ergün Kaftancı, Orhan Mümin ve Tuncer Kalaycıyı saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum. Yıllar içinde en büyük kazanımım böylesi çalışma arkadaşlarının dostluklarından emin olmak ve onlarla birlikte yol almaktı. Bu süreçte anladım ki bazı insanlar, bazı özel insanlar bir iş yerinde sadece çalışmazlar, onlar bir hikâyenin parçası ve muhteşem kahramanları olurlar.

23 yıl boyunca yolu bu gazeteden geçen onlarca insan oldu, ancak böyle iz bırakmadılar. Bizimle çalışıp burada meslek öğrenen ve edinenler, gazetecilikle kendine başka yerler, yollar açanlar da, zaman içinde çok güzel yerlere gelen insanlar da oldu, vefa göstermeseler de biz onlarla da gurur duyduk. Bazıları bu gazetede kazandığı itibarı ve çevresini kullanarak kısa sürede iyi yerlere geldi. Onlar yükseldikçe, kendilerine omuz verenleri ve kapı açanları, birlikte mücadele verdikleri insanları unuttular, biz onlarla da gurur duyduk ve anladık ki; Ne yazık ki vefa herkesin taşıyabileceği bir şey değilmiş.

Her şeye rağmen bizim için mesele hiç değişmedi. Biz yanımızda olanları işimize yarar olduğu sürece yanımızda tutmadık, biz iyi günlerinde onlarla sevindik, kötü günlerine yanlarında olup birlikte direndik. Birlikte yürüdüğümüz insanların ekmeğine, emeğine ve onuruna sahip çıkmayı görev bildik.

Gazetecilik sadece haber yapmak değildi, aslında insan tanımaktı. En çokta doğruluğundan emin olduğuna sahip çıkmaktı gazetecilik.

Zaman zaman kendine ben bu işi neden ve nasıl yapıyorum diye sorup, karşılığında dürüst ve onurlu cevap verebilmekti gazetecilik. Biz bunu da böyle bildik.

Bugün hızla büyüyen, neredeyse bir gün ve gecede büyük paralar kazanabilen bir dijital medya platformunun içindeyiz. Ben bu konuya da değinmek isterim elbette teknoloji değişecek ki bizde böylesi bir çalışmanın içerisindeyiz, gazeteciliğin mecraları da yer değiştirecek, tabi ki haber yalnızca kâğıda basılı olmayacak, bunların hiçbirine itirazımız yok. Benim itirazım: gazeteciliğin özünün değişip, etiğinin unutulmasına! Çünkü sıcak haber başka doğru haber başka, merak uyandırıp çok tıklanmak başka doğru haber paylaşmak bambaşka. Çok para kazanmak başka güven kazanmak çok başka… Bir gazeteci elbette büyümeli ve kazanmalıdır ama alın teriyle olanı bambaşka… Para kazanmanın yolu insanların zaaflarını kullanmaktan, korkularından faydalanmaktan, kalemi bir tehdit aracına çevirmekten geçmemeli. Bugün gelinen bu noktada gazeteciliğin en çok ihtiyacı olan şey teknoloji değil etik ve ahlaktır esasında. Bir haberin içinde insan olduğunu bilmek, bir başlık uğruna bir itibarı yerle bir etmemek, haber yaparken güçlüden korkmamak ama güçsüze de haksızlık etmemek ve kalemi hiçbir menfaatin önüne koymamak gerekir. Biz 23 yıldır tamda böyle mücadele verdik.

Her zaman kazandık mı? Hayır. Ama kaybetmedik de. Belki daha hızlı büyüyebilir, belki daha çok para kazanabilirdik. Kısa sürede büyük servet sahibi de olabilirdik. ,Yayın ilkelerimizden ödün verseydik önümüzde çok kapılarda açabilirdik. Ama biz bile isteye başka bir şeyi seçtik, biz içinde rahat edeceğimiz bir vicdanı ve dik yürüyebileceğimiz başları seçtik.23 yılı geride bırakırken belki maddi servetlerin sahibi değiliz ama biz çok zenginiz.

Çünkü bizde, bize inanan insanların güveni, gazetemize emek verenlerin alın teri, bu gazete bunu yazdıysa doğrudur diyen okurlar var. Bu gazeteyi ayakta tutan iyi mürekkep, kaliteli kâğıt, güzel baskı ya da para olmadı hiçbir zaman. Bu gazeteyi ayakta tutan ahlak, erdem, emek, alın teri, sabır ve sebat oldu. Süreçte, uykusuz gecelerimiz, maddi kayıplarımız, manevi kırgınlıklarımız da oldu. Biz 23 yıldır doğrunun yanında durmaya çalıştık. Ve en önemlisi duruşumuz, duruşumuz hiçbir koşulda değişmedi. Bugün geldiğimiz bu noktada her şeye rağmen ben en çok da bununla gurur duyuyorum.

Ayrıca ,23 yılın ardından insanın dönüp yaptığı işe bakmaya hakkı var. ’Ben ne yaptım’ ‘Neden yaptım’ ‘Nelerden vazgeçtim ’ ‘Neleri kaybettim’ Nelerden ve neden vaz geçmedim’ ve ‘ne kazandım’ ben bu soruların cevabını çok net verebiliyorum. Ben gazeteciliği kolay para kazanma yolu gibi görmedim hiçbir zaman. Gazeteyi insanlara karşı kullanılacak güç olarak da görmedim. Hiçbir zaman ‘yeter ki para kazanayım’ demedim. Kazançlarımızda oldu kayıplarımızda ancak etik ve namuslu gazeteciliğe olan sadakatimiz hiç değişmedi. Bizim işimiz birilerinin hoşuna gitmek değil, bizim işimiz gerçeğin peşinden gitmekti, böylede oldu.

23 yılın sonunda, benim kendime, bu vesileyle okuyan herkese söyleyebileceğim birkaç cümle var. İnsan her şeyini kaybedebilir, parasını, malını mülkünü, makamını, hatta çevresini bunların hepsini yeniden de kazanabilir. Ama vicdanını ve itibarını kaybettiğinde olay bitmiştir!!!

VE ARTIK bundan sonra kazanç diye bir şey yoktur. Bu noktada özellikle vurgulamak istiyorum ki en büyük insanlık sınavıdır bu: Yanlışın yanlış olduğunu bilerek işine geldiği için yanlışı savunmak ve bile isteye bu yolda yürümek bana göre insanın düşebileceği en çirkin haldir ki dünyanın en şerefsiz insanı da yanlış yaptığını, yanlış olduğunu bilerek salt çıkarı için yanlışı savunup içinde kalmaya devam eden kişidir. Belki bu cümlelerim bazılarına ağır gelecek ama bir gazetenin kurucusu olarak değil de bu hayatın yaşayanı olarak hayatın bana öğrettiği bir kavramdır bu.

Şükürler olsun ki biz yanlış olduğunu bildiğimiz hiçbir yolda çıkarımız uğruna yürümedik. Şükürler olsun ki kalemimizi satmadık. Şükürler olsun ki zor zamanlarımızda bile doğru bildiğimizden dönmedik.

Bundan sonra da ahlaklı, erdemli, etik ve kurallara uygun kamu hizmeti yapan basın kuruluşlarına destek olmaya devam ederken, içimizde bu kurallara uymayan çürüklerinde ayıklanmasına katkı sunmak öncelikli hedefimiz olacaktır. Ayrıca bu sektöre leke getiren çürükleri ama çekinceden ama çıkarlarını gözeterek destekleyen ve onlarla yol yürüyenlerle de farklı bir mücadelemiz olacaktır. Temiz, özgür, halkı aydınlatan etik haberciliğimizle yola devam edecek ve bu anlayışla hizmet almaya ve vermeye devam edenlerin yanında olacağız. .

Benim için bütün mesele budur. Bir gazete her biçimde ayakta kalabilir, ancak duruş ancak bedelini ödemeye razıysanız yaşayabilir. Biz bedel ödedik.

Bugün bu gazetenin 23. Yılını kutlarken bize güvenen okurlarımıza, yanımızda duran dostlarımıza, bu gazetenin sayfalarında emeği olan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Biz çok sağlam ve kocaman bir aileyiz... İyi ki varsınız. İyi ki bu yolculukta bizimle yürüdünüz ve yürüyorsunuz.

Yolun bu yerinde, belki büyük maddi servetimiz yok. Ama biz çok zenginiz çok. Kalemimiz hala bizim, başımız hala dik, bundan daha büyük bir kazanç yok bizim için.

23. yılımız kutlu olsun..

Nice yıllara

Adnan yüksel