Umursamaz, ipe sapa gelmez, bir kaba sığmaz, ne dediği belli olmayan biri oldum artık. Sokaklarda sabahlıyorum. Canımın istediğini yapıyor ve söylüyorum. Şişeleri kırıyorum, kaldırımlarda bir sağa bir sola yürüyorum. İnsan ilişkilerim de çok değişti. En büyük hazinem umursamazlığım ve en büyük kozum ise karşımdakini dinlermiş gibi yapıp dinlememem oldu. Aslında ben böyle değildim. Bütün bu saydığım özelliklerimi farkında olmadan kazandım. Bana çevremdekiler kazandırdı. Gözünü para hırsı, yaşam hırsı, sevgi hırsı, zaman hırsı ve daha birçok hırs çeşidiyle karartmış insanlar öğretti.

   Geçenlerde ayrıldığım sevgilim aradı. Ayrılığımız onu çok üzmüş. Bensiz yaşayamazmış, hatta elinde olsa intihar edecekmiş. Bu büyük aşkımız onu yanıp tutuşturmuş, ayrılığımız ise onu derbeder etmiş. Telefonda ağladı. Bir şans daha istedi, yetmedi kulun kölen olayım dedi. O da yetmedi ben sensiz nefes alamam dedi. Dedikçe dedi. Ben hiçbir şey demedim. Umursamadım. Telefonda belki nefes alışveriş sesimi duyduysa duymuştur. Bu sessizliğim aslında ona bir cevaptı ama o bunu anlamadı ve bensiz nefes alamayacak olan insan bir anda değişti ve bana küfürler etmeye başladı. Daha önce hiç duymadığım yeni tanıştığım küfürler dinledim ondan. Onun sayesinde kelime hazneme yeni kelimeler ve aşağılık küfürler ekledim. Belki bana en çok yararı olan konu bu oldu. Telefonu kapatmadan öncede senin kalbin yok mu sorusunu sordu. Kalbim vardı ama duygum yoktu. Tabii ki o bunu bilmiyordu. Bu halimi çok sevmiştim. Kalbimin olup olmamasını da umursamadım.

   Telefonuma baktığım zaman cevapsız aramalar, mesajlar, elektronik postalar görüyorum. Yüzlerce, bazen de abartmış olacağım ama binlerce. Bunları da umursamıyorum artık. İstediklerime geri dönüş sağlıyorum. İstemediklerimi ise görmezden geliyorum. Bu mesaj bana gelmemişçesine hatta bu mesajı bana biri atmamış da sanki uzayda bilinmeyen bir koloniden gönderilen sinyal benim telefonuma gelmişçesine yabancı gözlerle bakıyorum. Konu bu gereksiz mesajlar, özellikle ‘’Acil’’ yazan elektronik postalar olunca umursamazlık vitesimi artırıyorum. Bir anda umursamazlık seviyem otobanda son sürat giden son model arabaya arkadan selektör yakıp yol isteyecek seviyeye geliyor. İşte o anda yaşamaktan daha fazla zevk aldığımı hissediyorum. Son dönemde bir tek bu gibi durumlarda duygularımı hissediyorum. Toplum içerisinde bu tavrımdan dolayı güvenilmez, kötü insan gibi söylemler söylense de bunu da umursamıyorum. Çünkü onların istediği iyi, onların her istediğini, her dediğini yapan bir insan olsam bu sefer beni severler. Neyse… Burada da aslında eski sevgilimden öğrendiğim haysiyetsiz bir küfür edecektim ama susuyorum, bunu da umursamıyorum.

    Çevremde bazı eş, dost, akrabalar görüyorum. Benden sürekli bir şey istiyorlar. Doğum günlerini kutlamamamı, onları aralarda aramamı, onlarla yüz yüze görüşmemi, telefonlarına cevap vermemi hatta ve hatta onların sözde tavsiye ettikleri şeyleri hayatımda uygulamamı istiyorlar. İstiyorlar da istiyorlar ama bu istekler hiç bitmiyor. Acaba bu benden istediklerini kendi hayatlarında yapamadıkları için mi bana söylüyorlar diye de düşünmeden edemiyorum. Bu düşünceyi de düşündüğüm için kendime kızıyorum ve düşünmeyi bırakıyorum. Onları da umursamıyorum. Hayatı gelişine yaşıyor, umursamıyorum. Artık böyle…