Son yıllarda ülkeyi derinden sarsan, çocuk faillerin karıştığı cinayetleri unutmadık. Daha doğrusu unutamıyoruz. Kardeşimizin, çocuğumuzun, küçüklerimizin başına bişey gelir mi korkusuyla yatıp kalkıyoruz. İstanbul’da “İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil”, Kadıköy’de “Mattia Ahmet Minguzzi”, Kahramanmaraş’ta okulda gerçekleşen silahlı saldırılar ve diğer hayatını kaybeden çocukların acısı hala içimizde.
Hiçbir çocuk suçlu doğmaz. Aile yapısı, sosyal çevre, eğitimsizlik, dijital dünyanın karanlık tarafı, madde bağımlılığı ve ihmal gibi birçok etken çocukları suça sürükler. Bu süreçte kurtarılamayan çocuklar vicdan ve merhametten yoksun kaldıklarında, maalesef hem kendi hayatlarını hem de başkalarının hayatlarını karartıp suça karışıyor. Ve toplum bu merhametten yoksun suçluların; “Suça sürüklenen çocuk” diye yumuşatılarak, hak ettiği cezayı almadıkları için aynı suçu tekrar işlemelerinden çekince duymayacaklarından fazlasıyla endişeli.
Tüm bunların ardından 14 Temmuz itibarıyla çocuk suçlular için yeni kanun teklifi TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edildi.
Açıkçası son dönemde aldığım en güzel haberlerden biri de bu. Ağır suçlarda uygulanan indirimler ile mevcut ceza sisteminin caydırıcı olmaması, suça eğilimli çocuklarda "Nasıl olsa yatar çıkarım" düşüncesi ve cezasızlık algısı oluşturdu.
Bu nedenle de TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edilen ve önümüzdeki günlerde Genel Kurul'a gelecek kanun teklifi, çocuk adalet sisteminde önemli değişiklikler içeriyor.
Teklifin en dikkat çekici düzenlemesi, “Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında 15-18 yaş grubundaki çocuklara hâkimin gerekli gördüğü durumlarda yaş indirimi uygulamamasına imkan tanınması.” Somut olayın özellikleri, failin kastının ağırlığı, suçun işleniş biçimi ve daha önce kasıtlı suçlardan mahkûmiyetinin bulunması gibi kriterler dikkate alınarak çocuk faile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilmesinin önü de açılmış oldu.
12-15 yaş grubunda ise ağır suçlarda hâkim isterse 15-18 yaş grubuna uygulanan ceza rejimini uygulayabilecek.
Yani mevcut durumda 12-15 yaş grubundaki çocuklar daha düşük cezalar alıyor. 15-18 yaş grubundakiler ise daha yüksek cezalar alıyor.
Yeni teklifle de; eğer 12-15 yaşındaki bir çocuk kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama gibi çok ağır bir suç işlerse, hâkim olayın özelliklerine bakarak 15-18 yaş grubuna uygulanan daha ağır ceza sistemini uygulayabilecek.
İnfaz sistemi de değişiyor.
Artık çocuk hükümlüler doğrudan eğitimevine gönderilmeyecek; önce çocuk kapalı ceza infaz kurumunda kalacak, iyi hâl göstermeleri halinde eğitimevine ayrılabilecekler.
Eski uygulamada çocuk hükümlüler, belirli şartları sağlıyorsa doğrudan çocuk eğitimevine gönderilebiliyordu. Eğitimevleri, klasik cezaevlerine göre daha açık ve rehabilitasyon odaklı kurumlar. Çocuklar burada eğitim alabiliyor, meslek edinebiliyor ve daha serbest bir ortamda cezalarını infaz edebiliyorlardı.
Yeni teklifle; çocuk hükümlüler önce çocuk kapalı ceza infaz kurumuna gönderilecek. Burada davranışları gözlemlenecek. Psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı gibi uzmanların da yer aldığı kurul tarafından iyi hâlli olduklarına karar verilirse daha sonra çocuk eğitimevine nakledilecekler.
Teklif yalnızca cezaları içermiyor.
- 18 yaş altına bıçak satışı ve amaç dışı bıçak taşımanın yasaklanması,
- Silahını çocuğun ulaşabileceği şekilde bırakanlara hapis cezası verilmesi,
- Ailelerin bakım ve gözetim yükümlülüklerini ihlal etmeleri halinde daha ağır yaptırımlar uygulanması,
- Sosyal inceleme raporlarının zorunlu hale getirilmesi,
- Risk altındaki çocuklara yönelik dijital denetim ile yönlendirme tedbirleri de paketin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Aslında teklif yalnızca "ceza" odaklı değil.
Çocukların yeniden topluma kazandırılmasını amaçlayan; sosyal hizmet, kitap okuma, çevre çalışmaları, bağımlılıkla mücadele ve psikososyal destek gibi yönlendirme tedbirlerini de içeriyor. Ancak gündemde en çok dikkat çeken düzenleme, ağır suç işleyen çocuklara yönelik ceza politikasındaki değişiklik oldu.
Kararları gayet yerinde ve doğru buldum. Bir çocuğu topluma kazandırmaya çalışırken başka çocukların hayatını riske atacak bir sistem toplum sağlığı ve güvenliği için sürdürülebilir olmayacaktır.
Hayatını kaybeden çocuklarımızı rahmetle anıyorum.