Sevgili okurlar,
Sakarya’nın Kocaali İlçesi sınırları içinde kalan bir köyde, ailecek tatildeyiz..
Gülmeyiniz, bir köyde!
Karasu ve Kocaali’yi iyi bilirim..
Bu iki ilçede, saygıdeğer dostlarım, arkadaşlarım var..
Sevgili saygıdeğer iş insanı, bilge dostum Erdal Bıçakçı’ya sorsak, neler anlatır, neler?
O zamanda, “sevgili Erdal Bıçakçı’yı topa tutarlar ama, bütün bunları umursamaz usta” bilirim!
Demem o ki, öğrencilik yıllarımda, gelip bir hafta tatil yaptığım Kocaali’de, “ranta dayalı bir gelişme” olmuş!..
Yıllara rağmen, “Kocaali, sadece betona yatırımdan payına düşeni” almış!
Karadeniz’in bu sahil kentinde, “güneş, kum, deniz ve iyottan, rüzgardan başka geriye” bir şey kalmamış!..
Kocaali sahilde, “bir gün batımına tanıklık” ediyorum..
Aklımdan, neler geçmiyor, neler?
Sahil yolunda, bir genç ile tanıştım..
Adı, bende saklı ya?
Ayaküstü dertleştik..
Bilebildiği kadar düne, bugüne dikkat çekti..
MAVİ İSKELEMİZ OLDU!
“Kocaali’de, güneşi, denizi, kumu, Karadeniz üzerinden esen rüzgarları bulmuşsanız ne ala..
Az kalsın unutuyordum!..
Bir de kum da bizlere akıl almaz güzellikler sunan beyaz kum zambakları..
Dünden, bugüne bunlar kaldı!..
Çarpık yapılaşmayı sormayınız?
Önüne gelen inşaatçı, müteahhit oldu ve gelişi güzel yapılara imza attılar..
Siyasi yarışta ise, gelen, gideni arattı..
Bu kadar emlak zengini olan ilçede, yarım kalan iş insanları için hazırlanan inşaatlar iğreti bir şekilde ortada duruyor..
Bir de “mavi İskelemiz” oldu!
Kum üzerine beton döküp, kazıklar üzerine nostalji iskele oluşturduk ya, iş tamam?
Yine de akşam üzeri, günbatımını takip etmek isteyenlerin, burada izdihama neden olduğunu söylemeliyim..”
Sahilin göbeğinde, “Kocaali” yazısı ile dikkat çeken bir kule!
Neye, kime hizmet için dikilmiş ki?
YAPAY PALMİYELERDEN, IŞIKLI İSİMLERE!
“Anavatan Partili yıllarda yapay palmiyeler, ışıklı isim levhaları” göz kamaştırırdı..
Şimdi ise,” yine ışıklandırmalar, ilçe isimleri, belediye başkan resimleri, sloganlar..” moda!
Utanmasalar, her yere kazınacak, bu isimler?
Vah ki, ne vah!
Kumsal, kaderine terk edilmiş gibi!
“İlçe sahili umumi tuvaleti ise”, içler acısı..
İyi ki, su akıyor, böyle bir yer var..
O da,” kalubeladan” kalma!
Tuvalet önündeki çöplerden geçimini sağlayan bir emekçi,” Tuvalete bekçi dayanmıyor.. Gelen kaçıyor.. Üzülerek söyleyeyim, tuvalet kültürümüz bile çok geriye gitmiş” diyerek, temizliğe dikkat çekti..
Kocaali sahili, tek kelime ile rezalet!..
REZALETİN MİMARLARI?
“Bu rezaletin mimarlarına nasıl oy yağdırıyor, bu millet” diyesim geliyor ya?
Neme lazım!
Kocaali’de günbatımı resimler çektim..
Sahilde dolaştım..
Vatandaşlar ile konuştum..
Mavi iskeleye çıktım..
Kumsalda ayak izlerim var..
Ya, kum zambakları?
Resimlerini çekmeden olur mu?
Sahilde akşamları, vatandaştan çok, esnafın tezgah açtığı sokakta yürüdüm..
Siftah yapana, helal olsun!
Aynı ürünü satan, o kadar çok esnaf var ki?
Yazlıkçılar gibi!
Maksat muhabbet olsun!
FRANSIZCA HAYRANLIĞI?
Bir, iki Fransızca tabela gözlerden kaçmıyor?
Türkçesi, “Kimsin” olan bu tabela “ Qu es-tu” olarak Fransızca yazılmış..
Ama kim yazmışsa, doğrusu “Qui es-tu” olmalıydı..
Ne çok meraklıyız, yabancı dillere?
Türkçe,” Kimsin” diye yazsan, “kıyamet mi” kopar?
Ya da, dilinizi eşek arısı soksun!
E, ne olacak, “bu kadar çarpıklıklar arasında, milleti Fransızca imtihana mı” tutacağız?
Bizim ellerden izlenimleri, paylaşmaya devam edeceğim..
Yusuf Cinal yazıyor, 23 Temmuz 2026
Kocaali’de kum zambakları!
Yusuf Cinal
Bu içeriğe tepkiniz
Yorumlar
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl