Deniz… İnsanlık tarihi boyunca bazen özgürlüğün, bazen de felaketlerin sahnesi oldu. Bugünse o denizlerde başka bir şey oluyor: vicdanlı insanların umut yüklü yolculuğu. Adı “Sumud Filosu.” Sumud, yani sabır, direnç, sebat. Adını da anlamını da hakkıyla taşıyor bu yolculuk.
Yaklaşık 30 gemilik bir filo, dünyanın dört bir yanından gelen aktivistlerle Gazze’ye doğru yola çıktı. Kimisi doktor, kimisi öğretmen, kimisi yalnızca insanca yaşama hakkı için bir şey yapmak isteyen sıradan insanlar. Ellerinde silah yok, savaş planı yok. Taşıdıkları tek şey; ilaç, gıda ve umut. Buna rağmen, haydut devlet İsrail onları durdurmaya çalışıyor.
BURADAYIZ, SUSMUYORUZ…
19 gemi uluslararası sularda zorla gasbedildi. İsrail, hukuk tanımadan bu teknelere el koydu. İçlerinde Türk aktivistlerin de olduğu 28 kişi alıkonuldu. Bu tablo bana tek bir şeyi gösteriyor: İsrail, bir insani yardım filosundan bile korkuyor. Çünkü bu gemiler Gazze’ye sadece un ya da su götürmüyor; dünyaya gerçeği de taşıyor. İsrail’in yıllardır saklamaya çalıştığı, üstünü örtmek istediği vahşeti açığa çıkarıyor. Gasbedilen gemilere rağmen, hala yoluna devam eden tekneler var. Hatta Mikeno adlı gemi Gazze kara sularına girdi. Gemiler denizin ortasında küçücük bir nokta gibi duruyor. Onların varlığı bile İsrail’in bütün askeri gücünden daha gürültülü bir mesaj yayıyor: “Biz buradayız, biz susmuyoruz.”
AÇIK BİR TERÖR EYLEMİ
Türkiye’den de tepkiler yükseldi. Dışişleri Bakanlığı “Bu bir terör eylemidir” dedi. BM’ye çağrılar yapılıyor. Açık konuşalım, diplomatik açıklamalar ne kadar etkili olur, bilmiyorum. Ama şunu biliyorum: Bu filonun cesareti, masa başındaki politikaların çok ötesinde bir şey. Bir hareketi tanklarla, savaş gemileriyle durduramazsınız.
HEPİMİZİN SORUMLULUĞU
Sumud Filosu’nun adı boşuna seçilmedi; o sabır ve direniş bugün hepimize düşen bir görev. Belki Gazze kıyılarına varacaklar, belki de varamayacaklar. Ama tarihe adlarını yazdırdılar bile. Çocuklarına bir bardak süt götüremeyen bir dünyada, kilometrelerce öteden yola çıkıp ekmek taşıyan bu insanlar, bence çağımızın gerçek kahramanlarıdır. Sonuçta deniz, bir kez daha insanlığın aynası oldu. Kimisi savaş gemisiyle zulmün tarafında, kimisi küçük teknelerle vicdanın yanında. Ve günün sonunda hatırlanacak olan şey, kimin daha güçlü olduğu değil; kimin daha doğru olanı yaptığıdır.