Bugün Türkiye’de asgari ücret, “en düşük ücret” olmaktan çoktan çıktı. Toplumun yarısından fazlası bu ücretle yaşıyor. Geri kalan kesim de maaşını asgari ücrete endeksliyor. Dolayısıyla asgari ücrete yapılan her zam, yalnızca bir işçi grubunu değil, tüm toplumu ilgilendiriyor.

Vatandaş öfkeli. Ama bu öfke bir günde oluşmadı. Yılların birikimi var. Kira artışları, gıda fiyatları, ulaşım, eğitim, sağlık… Liste uzayıp gidiyor. Bugün büyükşehirlerde yaşayan bir asgari ücretlinin maaşının yarısından fazlası kiraya gidiyor. Geriye kalanla ay sonunu getirmesi bekleniyor. Bu matematik tutmuyor. Tutmadığını da herkes biliyor.

ZAMLAR MAAŞLARDAN ÖNCE GELİYOR

2026 yılı için konuşulan 27 bin lira civarındaki bir asgari ücret, teknik bir ekonomik karar değil. Bu rakam, doğrudan siyasal sonuçlar üretir. Açık konuşalım: Böyle bir ücret artışı, erken seçimi sadece tartışma konusu olmaktan çıkarır. 27 bin lira, kâğıt üzerinde “artış” gibi görünebilir. Ama hayatın içindeki karşılığı sıfıra yakındır. Çünkü bu ülkede zamlar maaşlardan önce geliyor. Enflasyon, rakamlardan çok daha sert hissediliyor. Market rafındaki etiket, açıklanan TÜİK verisini umursamıyor. Fatura, istatistik dinlemiyor.

BU PARAYLA OLMUYOR

En büyük yanılgı şu: Vatandaşın sabrını hâlâ sınırsız zannetmek. Sabır çoktan yerini sessiz bir kızgınlığa bıraktı. Sokakta bağıran yok ama herkes hesap yapıyor. Evde, işte, kahvede… “Bu parayla olmuyor” cümlesi artık açık açık söyleniyor.

TENCERESİ KAYNAMAYAN TOPLUM…

Asgari ücret, sadece ekonomik değil, psikolojik bir eşiği de temsil eder. İnsanlar kendilerine verilen değeri o rakamda görür. 27 bin lira, “Seni bu kadar görüyorum” demektir. Bugünkü yaşam koşullarında bu mesaj, vatandaşa küçümseme olarak yansır. Şunu net söylemek gerekir: Erken seçim çağrıları muhalefetten değil, mutfaktan yükselir. Tenceresi kaynamayan bir toplumun siyasal takvimi değişir. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Ekonomi sandığı belirler. Her zaman böyle olmuştur. 27 bin liralık bir asgari ücret, “idare et” demektir. Bu ülkede insanlar artık idare etmek istemiyor. Yaşamak istiyor.