Sosyal çürümenin daniskasını yaşadığımız bu günlerde, gökten taş yağacak diye beklerken, gökten hava araçları yağıyor.

İHA’lardan ikisi Kastamonu ve Sakarya’da bulunmuştu. Derken biri başkent Ankara yakınlarında düşürüldü. Biri sanayinin kalbi Kocaeli’de diğeri iki önemli hava üssünün ortasında, Balıkesir’de bulundu…

Biri tespit edildi ve vuruldu ama dört tanesi yerde bulundu. Yani casusluk görevini yaptıktan sonra mı düştü, bilmiyoruz.

Saldırı amaçlı birer SİHA olsalardı, sonuç faciaya dönüşür müydü, bilmiyoruz.

Vurulanla ilgili tereddütlerimiz de bitmedi. Ne zaman tespit edildi ne kadar takip edildi bilmiyoruz. İlk anda Karadeniz üzerinde vuruldu diyen yetkililere de pek güvenemiyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki gün önce Deniz Platformlarının Hizmete Giriş Töreni’nde; “Şu anda savunma ihracatında dünyanın en büyük 11. ülkesiyiz. Amacımız bu alanda ilk 10’a girmek. Güvenlik kuvvetlerimiz, kendi ürettiğimiz araç, ekipman ve mühimmatlarla havada, karada ve denizde adeta destan yazıyor” sözlerine inanmak istiyoruz.

Ama hava sahamızın da tıpkı sınırlarımız gibi kevgire döndüğünü göre göre havada, karada ve denizde adeta destan yazdığımıza inanmamız çok zor.

Kaldı ki denizde durumumuz belli, ‘Mavi Vatan’ hayal oldu. Akdeniz’de burnumuzu çıkaramaz hale geldik. Ege’de Yunanlılar adalarımızı işgal etti, sesimizi çıkaramıyoruz. Bırakın askeri alanda etkili olmayı doğalgaz aramamız bile engellendi ki onca para verdiğimiz arama gemileri Afrika’da soran olursa doğalgaz arıyor.

Bakın, Jerusalem Post’ta yer alan haberlere göre; Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum kesimi ve İsrail, Doğu Akdeniz’de Rodos–Kıbrıs–İsrail hattında görev yapacak, 1.000 askeri İsrail’den, 1.000 askeri Yunanistan’dan, 500 askeri ise GKRY’Den olmak üzere 2.500 kişilik ortak bir “acil müdahale gücü” kurmayı planlıyor.

Adamlar düpedüz Mavi Vatan’ı ve KKTC’yi hedef alıyor, bizden tık yok.

Tamam, ‘şu kadar silah ürettik, bu kadar sattık’ ama milli güvenliğimize yönelik tehditlere caydırıcılık etkisi var mı? ‘Eyvah Türkiye şu silahı, bu gemiyi, o roketi yapmış, bundan sonra dikkatli olmalıyız’ diyen var mı?

İHA meselesine dönersek, hava savunması konusunda çağlar atladıysak eğer, biz neden elin İHA’larını ancak kendiliğinden düştükten sonra buluyoruz?

Fark ettiğimizi de neden ta başkent semalarına ulaşmak üzereyken fark ediyoruz?

Diyorlar ki ‘tespit ettik, izledik’… O zaman ilk açıklamada neden Karadeniz üzerinde düşürüldü dediniz?

Yoksa yine mi toplumsal baskı ile sözde uluslararası ilişkiler arasında sıkışıp kaldınız?

Öyle ya, hava sahamızı ihlal eden bir Rus uçağını düşürdük diye başımıza gelmeyen kalmadı düşüncesiyle bu kez daha mı ihtiyatlı hareket ettiniz?

Eğer öyleyse, keşke Rus uçağını düşürmeden önce de bu kadar ihtiyatlı olsaydınız.

Cumhurbaşkanı ile Başbakanın aralarında paylaşamadığı, sonra topu fetöcülere attıkları o ‘büyük zafer’ bize çok pahalıya patladı malumunuz.

Cumhuriyet tarihinin en stratejik savunma hatasının faturası neydi?

İYİ Parti Uluslararası İlişkiler Başkanı, emekli büyükelçi Ahmet Kamil Erozan, bütçe görüşmelerinde aktardı; “S-400’leri alıp aktif hale getiremeyişimizin maliyeti sadece Ruslara ödediğimiz satın alma bedelinden ibaret değil… F-35’lerin üretim ortağı olmaktan “atıldık” ve uçağın üretiminden pay alan savunma sanayiimiz önemli bir kayba uğradı… Bu miktar her geçen sene artıyor… Ülkemiz bölgedeki diğer ülkelerin de sahip oldukları F-35’ler için bir bakım/servis merkezi olmak imkânından da yoksun kaldı… Burada da kaybedilen milyarlar var…”

Ve uzmanlara göre; “S-400’lere 2.5 milyar dolar ödedik ve kullanamıyoruz.

F-35 projesinden çıkarıldık, F-35 ler için 1.5 milyar dolar ödedik, uçakları da parayı da alamıyoruz.

Türk sanayii ve tedarik zincirinin kaybı 9 milyar dolar. CAATSA yaptırımları nedeniyle ABD yerli muharip uçak KAAN’ın motorunu vermiyor, proje akamete uğradı. ABD 40 yeni F-16 almamıza ve 79’unun da modernize edilmesine onay vermiyor. 13 yıldır hava gücümüze yeni bir uçak katamadık, Katar ve Umman’dan ikinci el uçak almak için uğraşıyoruz. Nihayet Eurofighter almak için İngilizlerle anlaştık ancak ilk uçak 2030’da verilecek. Bizimle aynı zamanda anlaşma yapan Almanlara bir Eurofighter 165 milyon pounda verilirken biz aynı uçağı 400 milyon pounda alacağız.”

Biz bu faturaları ödemek zorunda mıydık ve daha ne kadar ödeyeceğiz?