Uyuşturucu konusu, ucu ancak sosyeteye, ünlülere, fenomenlere dokunup magazin haber değeri kazandığında ele alınacak bir konu değildir.
Uyuşturucu, zengin fakir ayırmadan üzerine gidilmesi gereken bir beka ve milli güvenlik konusudur.
Sağ olsunlar, Zafer Partisi geçtiğimiz hafta bu vahim meseleyi gündemine aldı, evlatları uyuşturucu bataklığına saplanmış aileler ile bir toplantı yaptı. O acılı, o çaresiz ailelerin anlatımlarını Saygı Öztürk’ten aktarıp, yorumunu yarın yapalım;
“Sokaklarımızın dili olsa da size yaşadıklarımızı anlatsa. Çocuklarımızın peşinde neler yaşadığımızı herkes bilse keşke...”
“Çocuğum uyuşturucu belasına bulaştıktan sonra diğer tüm bağımlıları da evladım gibi kabul ettim. Bu nedenle İzmir’de bağımlı gençlere yemek dağıtıyorum. Bu sokaklarda her gün ceset görüyorum. Onları görmeme rağmen yemek dağıtmayı sürdürüyorum. Yemek dağıttığım çocuklar o cesetlerin yanında yemeklerini yemeye devam ediyor.”
“Çocuklarımıza bakabilmek, sağlık masraflarını karşılayabilmek için kredi çekiyoruz. Bu yüzden gırtlağımıza kadar borçlanıyoruz.”
“AMATEM’e tedavi için girenler oradan uyuşturucu konusunda level atlayıp çıkıyorlar. Orada tanıdıkları torbacı sayısı çoğalıyor ve uyuşturucuyla ilgili çevreleri genişliyor.”
“Bağımlı kızlarımız, erkeklerimiz uyuşturucu parası bulabilmek için çok kirli işlere bulaşıyor.
Kimse ‘Benim çocuğum yapmaz’ demesin. Hepinizin çocuğu bu belaya bulaşabilir. Artık her evde bir canlı bomba var. Çocuklarımız suça sürükleniyor. Biz onları en masum duygularla, umutlarla okula, işe, parklara, kafelere yolluyoruz ve onlar uyuşturucuyla karşılaşıyor.
Buna ‘Dur’ diyecek bir mekanizma da kalmadı maalesef.”
“Cezaevi ıslahevi değildir. Bağımlıları cezaevine atmak çözüm değil. Zira hepsi hapisten çıkarken torbacıların, çetelerin adresini alarak çıkıyor.
Bir de çocuklarımız tam arınıyorlar, hayatlarını düzene sokmaya başlıyorlar ve karşılarına eskiden işledikleri suçlar çıkıyor. Geçmiş suçlarından dolayı baronlardan daha çok ceza alıyorlar.”
“Birçok anne bağımlı çocuklarının kendisine tecavüz etmesinden korkuyor. Bu kimyasallar çocukların aklını iyice başından alıyor.”
“Annelere uyuşturucu kullanan çocuklarını nasıl tespit edecekleri konusunda bilgilendirme yapılmalı. Örneğin ben oğlumun cebinde MET’i görünce limon tuzu sanmıştım. Göz damlasını neden kullandığını anlamamıştım. Sonradan öğrendim bunlarda göz kuruması da olurmuş.”
“Çocuğumla çok uğraştım ama karşılığını bulamadım. Bir süre hapis yattı, sonra çıktı ve ben İŞKUR’a gidip iş istedim onun için. Bir fabrikada iş verdiler. Çocuğum çok memnundu ama iş yeri doktoru çocuğumun geçmişine bakmış ve kullandığını görmüş ve yönetime ‘Burada çalışamaz’ demiş. İşten çıkardılar ve sonra olanlar oldu. Oğlum yeniden madde kullanmaya başladı.”
“Konya’da neredeyse her apartmanda bir bağımlı var. Köylerde ekiyorlar bu otu. Jandarmaya ihbar ediyorum, muhtara gidiliyor ve o da başka tarla gösteriyor. Bir şey yapan yok. CİMER’e de yazdım bir şey çıkmadı. AMATEM de çevrelerini daha da genişletiyorlar. Baronlara erişimleri oluyor. Son zamanlarda PKK silahları bıraktı güya ama onların sattığı uyuşturucular bizim evimizde.”
“Bir gece uyandım, silahımı aldım ve çocuğumu uyurken vurmak istedim. Eşim engel oldu. Anne kalbi beni durdurdu.”
“Bir gece çocuğumu bıçakladım. İnsan çocuğunu bıçaklar mı hiç? Utandım bundan. Evdeki her şeyi sattırmıştı ve en sonunda evi sattırmak istedi bana. İşte bu olaydan dolayı da ben beş yıl cezaevinde yattım.”
Biz ölüyoruz. Hepimiz canlı olarak ölüyoruz. Hepimiz birer deliyiz. Çocuklarımız bizi deli etti. Çocuğum 3 yıldır hapiste ve biz çıkarsa diye korkuyoruz.”
“Çocuklarımız zombi gibi oldu. İnsan çocuğunun ölmesini ister mi hiç? Ben istedim... 15 senedir bağımlı annesiyim. Evlat bağımlı hasta olunca, aile de hasta oluyor.”
“Çocuklarımızın bizi kesmesini bekliyoruz. Böyle kesilen anne baba çok. Onlara iş sağlanmalı ve tedavileri için arınma köyleri açılmalı. Korku ve endişe içindeyiz. 5 dakika sonra ne yaşayacağımızı bilmiyoruz. Bunu düşünmekten bıktım. Allah korkusu olmasa intihar ederim.”
“Çocuklarımız ölüyor, bundan daha ötesi yok. Baronlar zenginlik içinde, benim oğlum neden ölüyor?
Ötenazi yasak, öyleyse neden bağımlıların tedavisi kendisine bırakılıyor. Tedavisizlik de bir ötenazi değil mi?”
“Kimyasal bir terörle karşı karşıyayız. Meclis’te uyuşturucuyla mücadele komisyonu bile yok. Ailelere ‘çocuklarınıza sahip çıkamamanız sizin ayıbınız’ diyenlere soruyorum, sınırına, sokağına sahip çıkamayan devletin ayıbını da biz mi yaşayacağız?”