Ne zaman ülkede bir kriz çıksa ilk söylenen cümle hep aynı:

“Vatandaş kemer sıkacak.”

Hep vatandaş…

Nedense faturanın adresi hiç değişmiyor.

Elektrik artar, vatandaştan tasarruf beklenir.

Doğalgaz artar, “idare edin” denir.

Su seviyeleri düşer, “aman çeşmeleri kapatın” diye uyarı gelir.

Ama aynı anda tepede, büyük yerlerde, lüks yaşamda en ufak bir tedirginlik olmaz.

Kime ne tasarruf, kime ne hesap sorulmaz.

Bakın mesela Sapanca Gölü…

Yıllardır çekiliyor, yıllardır “dikkat” deniyor.

E peki kim kullanıyor bu suyu?

Vatandaşın musluğu mu gölü bitiren?

Yoksa fabrika havuzları, kontrolsüz su çeken işletmeler, bungalovların süs havuzları, fıskiyeler, spa’lar, jakuziler mi?

Ama kimden tasarruf isteniyor?

Yine vatandaştan.

Millet çaydanlıkta su kaynatırken bile tedirgin.

Çamaşır makinesi çalıştırırken düşündüğü kadar, koca tesisler düşünmüyor bile belki.

Zira ceza yok, kontrol yok, denetim yok, ciddi yaptırım yok.

Ama vatandaşa var: “Suyu israf etmeyin.”

Sanki gölü kurutan halkın banyosuymuş gibi…

Ekonomi desen ayrı bir tablo.

Yıllardır ülkede bir şey kötü giderse adres net:

“Halk biraz sabretsin.”

E iyi de kardeşim, halk zaten sabır taşı oldu.

Zaten kemer sıka sıka nefes alamaz hâle geldi.

Evin kirası, market masrafı, faturalar…

Zaten herkes ay sonunu zor görüyor.

Ama “birileri” var ya…

Onlara hiçbir şey olmuyor.

Hatta daha da büyüyor, daha da serpiliyorlar.

Nedense krizden en az etkilenenler hep en tepede duranlar.

Halk suyu idare edecekmiş…

Peki o zaman soruyorum:

Büyük su tüketenler ne yapıyor?

Denetim kimde?

Doğayı kim koruyor?

Paylaşım nasıl olacak?

Tasarruf bir ülkenin gerçeği olabilir, eyvallah.

Ama adaletli olmazsa tepki de büyür, öfke de birikir.

Çünkü vatandaş artık şunu çok net görüyor:

Tasarruf hep aşağıya, konfor yukarıya.

Halk kısmaya çalışıyor, birileri hep açıyor.

Halk suyu düşünerek içiyor, birileri havuza dolduruyor.

Sonra da dönüp “Tasarruf edin.”

Kusura bakmayın ama millet artık bu cümleyi duyunca sinirden kahkaha atacak hâlde.

Bu ülkede gerçekten tasarruf yapılacaksa önce tepeden başlanacak.

Önce büyük tüketenler kontrol edilecek.

Önce suyun, paranın, imkânın gerçekten nereye aktığına bakılacak.

Halk zaten gereğini yapıyor.

Asıl mesele, halktan istenen fedakârlığın yukarıdan gösterilmemesi.