İÇİNDE bulunduğumuz 2025 yılının sonuna doğru yaklaşıyoruz. Yaklaşık 1.5 ay sonra 2026 yılına kavuşacağız.
22025 bize ne hatırlatıyor2 diye sorarsanız, cevabım şöyle olur;
“Üzüntü ve gözyaşı...”
Kadınlarını koruyamayan bir ülke olduk... Geride kalan 10 ay içinde sadece 400’e yakın kadının canına kıymışız!
Buna, cinayetleri, trafik kazalarını, doğum ölümlerini, kaçırılıp, dağa, bayıra, dereye, nehre, denize atılanları, işyeri kazalarını, otel yangınlarını, maden facialarını dâhil etmiyorum. Zaten o rakamları da bir araya topladığınızda olayın vahameti ve korkunçluğu ortaya çıkıyor!
Biz nasıl bir millet olduk böyle?
Boş yere giden canlardan neden dersler çıkarmıyoruz?
Neden yasalarımızı, kanunlarımızı ve kontrollerimizi ona göre yapmıyoruz?
Daha kaç kişiyi böylesine insan hatalarından dolayı kaybedeceğiz?
Türkiye gibi Müslüman ülkesine böylesine ucuz ölümler yakışıyor mu?
DERSLER ÇIKARILSAYDI...
Oysa insanoğlu, yaşadığı olaylardan kendine dersler çıkaran, geleceği ona göre kurgulayan bir eşref-i mahlûktur. O zaman canlıların en şereflisine, kusuru kendisinde olan ölümler yakışır mı hiç?
Neden yasalara uymuyoruz?
Oysaki çıkarılan yasalar, insanların hakkaniyetli, adaletli ve eşit bir şekilde yaşaması içindir...
Bir vatandaşın, başka bir vatandaşın hakkına girmemesi, bir kardeşin, başka bir kardeşin hakkını, hukukunu çiğnememesi içindir...
Bir Devlet ise, adalete, hukuka ve insan haklarına verdiği önem kadar büyüktür ve güçlüdür! Bunun aksi iddia edilemez...
Durum böyle iken trafik kazalarında ölümler...
Doğumlarda ölümler...
Cinayetlerde ölümler...
Düğünlerde, asker uğurlamalarında ve hayatımızın her alanında ucuz ölümler ülkesi olup çıktık...
GAYRİMÜSLİMLERE BİR BAKIN!
Bugün Gayrimüslim olarak nitelendirdiğimiz Avrupa ülkelerinde bizdeki kadar ucuz ölümler yaşanmıyor! Bugün İsveç, Norveç ve Finlandiya üçlüsü, yani İskandinav ülkelerinde, bizdeki gibi cinayetler, öldürmeler ve tecavüzler “yok” denecek kadar geriledi.
Orada kimse kimseye kazık atmıyor! Orada hiçbir esnaf, müşterisine çürük domates, çürük elma, raf ömrünü tamamlamış muz satmıyor! Tam tersine, müşteri kazara ezilmiş bir domatesi poşetine koymuşsa, bunu çıkışta, “Raf ömrünü tamamlamış!” diyerek elinden alıyor.
Onlar Gayrimüslim...
Biz ise nüfusu %95 Müslüman olan bir ülkenin mensubuyuz!
Oluyor mu, yakışıyor mu?
Bugün bir mal ya da bir otomobil alırken, “Japon ya da Alman bizi kazıklamaz. Onlar ayıplı malı satmaz!” diye düşünüyoruz öyle değil mi?
Peki o zaman, kendi vatandaşımızdan bir otomobil satın alırken neden onca para ödeyerek ekspere sokuyoruz? Çünkü bizim insanımız arabanın kusurunu, hatasını ya da geçmişte geçirdiği kazayı saklıyor da ondan!
Anlayış maalesef budur...
Kadınlarını, kızlarını, çocuklarını koruyamayan bir toplum olduk...
Çürümüşlüğün, kokuşmuşluğun zirvesindeyiz ne yazık ki!
Hiçbir kimse, yaptığı işten, attığı imzadan kendine sorumluluk çıkarmıyor!
Ve onun için ucuz ölümler ülkesiyiz...
Var mı itirazı olan?
******************
ANLAMLI SÖZ
“Hayatına fazla gün katmak senin elinde değil. Ama gününe fazla hayat katmak senin elindedir. Hayatından gün çalanlara değil, gününe hayat katanlara çok değer vermen gerekir...”
LA EDRİ