İlginç yorumlardan birini aktarayım; “Hırsızları savunmak sana mı kaldı Erol abiiii? Bunca yıllık emeğine yazık!”
Sürekli hatırlarım, adaletli hüküm vermek önemli aksi çok ama çok tehlikeli,
Fakat kardeşimiz hükmünü vermiş, hükmünün adaletinden ve kendinden çok emin, haliyle kendini kurtarmış da bana acıyor!
Malumunuz, hakim mahkeme esnasında Enver Sedat’ın katiline sorar; Niye öldürdün?
Katil kendinden emin cevaplar; Çünkü, o laikti!
Hakim yine sorar; Peki, Laiklik ne demek?
Mahkumun cevabı hem ibretlik hem de günümüzdeki din ve insan istismarına örnek teşkil eder; Bilmiyorum!
Bir başka anekdot; Hakim Yazar Faraç Foda'yı öldüren teröriste sorar; Neden Faraç Foda'ya suikast düzenleyip öldürdünüz?
Suçlu: Çünkü kafir!!!...
Hakim: Onun kafir olduğunu nereden anladın?
Suçlu: Onun kitabından!!!...
Hakim: Hangi kitabından anladın onun kafir olduğunu
Suçlu: Ben okuma yazma bilmiyorum...
Ben de şimdi bu arkadaşa sorayım, yorum yapabildiğine göre okunman yazman var peki iddianameleri okundun mu?
Sanmam çünkü sana okuttukları belli.
Okuduklarınla değil, başkalarının sana okuttukları ile hüküm veriyorsun.
Dolayısıyla bilmediğin, tanımadığın insanları, sırf reisim/şeyhim/önderim/liderim öyle buyurdu, öyle anlattı, partimizin yandaş yayın organları öyle yazdı diye yargılıyorsun.
Gerçi sen şimdi o kim, o bizden değil ki diyeceksin ama bak mesela Murat Ağırel okumuş, köşesinden aktarmış.
Diyor ki;
“Okudukça şaşırdım açıkçası. Türkiye tarihine geçen bir yolsuzluk soruşturmasının neticesinde gözaltına alınan kişiler ile ilgili sağlam deliller ve tespitler olmasını bekliyorsunuz ama nafile.
Mesela İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa, bir kişi tanıklık yapmış ve kendisinden rüşvet istendiğini iddia etmiş.
Bakın, Şafak Başa kaymakamlık, Mülkiye başmüfettişliği gibi görevlerde bulundu ve altı yıldır da İSKİ Müdürlüğü yapıyor.
Daha haftalar önce sorumlu olduğu müdürlük Mülkiye müfettişleri tarafından da denetlenmiş üstelik.
Şimdi gözaltında ve ağır sağlık sorunları var. Kalp ameliyatı olacakmış bir hafta…
Bir kişiyi daha anlatayım. Ekrem İmamoğlu’nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu, ifade tutanağını okudum.
Bir kişiye ait araç yurtdışına çıkmış bu sorulmuş. Cevabında, “Araç bana ait değil bilmiyorum” demiş. Başka bir para transferi sorulmuş, “Açıklamada aldığım araç için ödenen rakam” diye belirtmiş.
İBB bürokratları ile arasındaki arama kayıtları sorulmuş kendisinin özel kalem müdürü olduğunu, işinin bu olduğunu beyan etmiş.
Bir yandaş medyanın üzerinde tepindiği, çok tartışılan, otelde kameralara bant çekilmesi ve valiz olayı var. Bu görüntüler operasyon öncesinde servis edildi, günlerce ekranlarda döndürüldü.
Kameraları bantlayan Ç.T. isimli güvenlik görevlisi gözaltına alınmış ve sorulmuş.
Kameraları bantlayanın kendisi olduğunu valizlerde de jammer olduğunu söylemiş.
Bunun nedeninin de daha önce İsmail Küçükkaya ile Ekrem İmamoğlu’nun gerçekleştireceği canlı yayın öncesi görüntülerin servis edilmesi ve Balıkçı Kahraman’daki görüntülerin servis edilmesinden sonra İmamoğlu koruma görevlilerinin aldığı rutin bir karar olduğunu anlatmış.
İfadeleri okumaya devam ediyorum.
Artık öyle bir noktaya geldik ki yargının namusu adına elle tutulur bir delil aramaya koyulduk.
Çünkü bu kadar su kaldırılan, milyarlarca liranın heba edildiği, insanları hürriyetlerinden mahrum bırakan operasyonların ciddi bir altyapısı olması gerektiği düşünüyoruz.
Fakat “Öyle deliller var, şöyle görüntüler çıkacak” diye asıp kesenlerin aksine İmamoğlu ve İBB çalışanlarını yargılayabilecek somut delil ve “makul şüphelere” bile ulaşılamadığını görüyoruz.
Olan memlekete oluyor, ona üzülüyorum.”
Ben de…