Olup bitenlere bakıyorum da Erdoğan da Kılıçdaroğlu da sanki hiç seçim olmayacak, sanki seçmene ihtiyaçları yok gibi davranıyorlar.
‘Yahu seçim olmaz mı? Erdoğan’ın bütün planları önümüzdeki seçimleri kazanma üzerine kurulu’ diyenleriniz olacaktır.
Doğru, bunu ben de görüyorum ama her iki liderin stratejisi hiç de öyle seçmenin güvenini kazanma üzerine kurulu değil. Ve her ikisi de düşmanı oldukları CHP’yi parlatmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Erdoğan vurdukça CHP büyüyor, taban birleşiyor ve kendi adına daha kötüsü sair seçmen bile CHP’ye yöneliyor.
Kılıçdaroğlu’nun da tabana kendimi kabul ettireyim, güven tazeleyeyim, delegenin teveccühünü kazanayım gibi bir derdi yok. Aksine her adımı ile biraz daha kendinden nefret ettiriyor.
Her ne kadar ‘zamanı gelince toplayacağız’ dese de hal ve hareketleri öyle söylemiyor. Bu gidişle kurultay falan yapacağı yok gibi…
Ayşenur Aslan’ın dediği gibi; “Asırlık CHP, Kemal Bey ve destekçilerinin oyun havuzu mu da “bırakalım azıcık oynayıp heveslerini alsınlar… Abileri de rahat rahat sandığa gitsin” diyecekler!”
Kılıçdaroğlu’nun elinden geldiğince seçimi yani kurultayı erteleme imkanı var ki ona biçilen rol bu ama Erdoğan eninde sonunda erken seçim kararı almak zorunda.
Ama dediğim gibi o da seçimi kazanma uğruna hiçbir hamle yapmadığı gibi yaptığı hamlelerle de seçmeni kendisinden uzaklaştırıyor.
YANDAŞ BASININ GÖZDESİ; KILIÇDAROĞLU!
Kamuoyunda 23 Nisan başbakanı algısı yaratan mazbatasız genel başkan Kılıçdaroğlu, gerçek genel başkanlığı ve cumhurbaşkanı adaylığı sürecinde en çok yandaş basının karartmasından şikayetçiydi.
Haklıydı da bütün o kampanya sürecinde devletin TRT’si ona 30 dakikayı bile çok görmüş, yandaş özel medya da ancak üzerine atılı iftiralar üzerinden haberleştirmişti.
Şimdi tamamı Kılıçdaroğlu hayranı kesildi başımıza…
Bazı ünlü isimlere atfedilen bir söz var. Kimin söylediği hiç önemli değil, önemli olan vurgusu ve Der ki; “Düşmanım beni övüyorsa aynaya bakarım, kendimden şüphe ederim düşmanımın beni öveceği bir puştluk mu yaptım diye!”
Kılıçdaroğlu hiç de öyle düşünmeden gevşek gevşek poz veriyor yandaş medyaya…
‘Yahu bu yandaş medyaya ne oldu da altı üstü bir bayramlaşma programımı bile canlı yayınladılar’ diye düşünmüyor.
Sadece bu bile kimin kimi desteklediğini ve kimin kime hizmet ettiğinin apaçık göstergesi değil mi?
İktidar kanadı istemese hatta emretmese bu yandaş medyanın Kılıçdaroğlu etrafında pervane olması mümkün mü?
Cemaat medyası TGRT bile Kılıçdaroğlu’nun safını seçtiyse artık hiçbir şeye şaşırmanın alemi yok.
Ve Kılıçdaroğlu, çevresine topladığı TGRT yöneticileriyle yol haritası çizecek hale gelmesi de ne hazin bir final…
Bu arada A Haber izleyicisi de ömrü hayatında izlemediği kadar Kemal Kılıçdaroğlu izlediler, Kılıçdaroğlu’na doydular.
İKTİDAR YANLIŞ ATA OYNADI!
Bu sadece benim fikrim ve görüşüm değil, pek çok AKP’li de benimle aynı fikirde. İktidar yanlış ata oynadı. Kılıçdaroğlu ile maksudu menzile yürümek, bu işten kazançlı çıkmak mümkün değil.
Bunun en güzel örneğini de bayramlaşma programlarında gördük.
Kılıçdaroğlu iktidar desteğine ve taşıma dolgu malzemesine rağmen arzu edilen kalabalığı toplayamadı.
Ama Özgür özel hazırlıksız ve hatta spontane bir yürüyüşle büyük bir kalabalığı topladı.
Deniz Zeyrek, Ankara’da ortaya çıkan fotoğrafı birkaç maddede özetledi. Aktarayım;
Özgür Özel liderlik pozisyonunu güçlendirdi.
Güvenpark mitingi ve Anıtkabir yürüyüşü CHP’nin gerçek liderinin Özel olduğunu gösterdi. Kılıçdaroğlu konuşmasının sonunda ‘Anıtkabir’e yürüyelim’ deseydi bunu yapacak bir kitlesi olmayabilirdi.
Günün sonunda CHP tabanında kafa karışıklığı yaratmak bir yana, kendisine olan öfkeyi daha da artıran ve CHP tabanının Özel’in etrafında kenetlenmesine neden olan Kılıçdaroğlu iktidarı hayal kırıklığına uğrattı.
Ez cümle, günün kazananı halktan büyük destek gören Özgür Özel oldu.