‘Devlet aklı’ teranesine yönelik en anlamlı tespiti İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu yaptı.
O da benim gibi ‘devlet aklı’ masallarıyla avutulan ‘bizim mahalle’ mensuplarından olduğu için tepkisi çok daha anlamlıydı.
Dedi ki; “Bugün Türkiye’de çok tehlikeli bir kavram istismarıyla karşı karşıyayız.
İktidarın aldığı her kararın üzerine bir mühür basılıyor: Devlet aklı.
Hukuk geriye itilince, devlet aklı deniliyor.
Kurumlar etkisizleştirilince, devlet aklı deniliyor.
Liyakat yerine sadakat yerleştirilince, devlet aklı deniliyor.
Milletin kaderini ilgilendiren meseleler şeffaflıktan kaçırılınca, devlet aklı deniliyor.
Terör örgütünün kurucusuna siyasal rol yükleyen bir süreç işletilince, yine devlet aklı deniliyor.
Hatta bir siyasi partinin iç tartışmaları üzerinde yürütülen hesaplar bile, devlet aklı diye pazarlanabiliyor.
Hayır!
Devlet aklı, iktidarın her yaptığına sonradan giydirilen dokunulmazlık zırhı değildir.
Devlet aklı, bir partinin menfaatini devletin menfaati gibi sunma kurnazlığı değildir.
Devlet aklı, yanlışların sorgulanmasını engelleyen sis perdesi hiç değildir.
Devlet aklı; devletin varlığını, milletin birliğini, hukukun üstünlüğünü, adaleti, bağımsızlığı ve geleceği birlikte koruyabilme kabiliyetidir.
Devlet aklı, milletin tarih içinden süzülüp gelen ortak aklıdır.
Devlet aklı, yalnızca prosedür değildir; anayasal sadakattir.
Devlet aklı, yalnızca bir karar alma tekniği değildir; kamu yararına, millî egemenliğe ve hukuk devletine bağlılıktır.”
Bu sözün üzerine söz söylenmez. Ancak altına imza atılır.
Ama ben yine de bir fıkra ile okuru hem güldürmek hem de düşündürmek isterim;
Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses:
-Binme, bu uçak düşecek! Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış: -Uçak düştü kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında:
-Binme bu trene, raydan çıkacak! Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş: -Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allah’a şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses: -Bu otobüse binme, freni patlayacak! Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış:
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam küplere binmiş; Ulan evlenirken neredeydin!
Şimdi hep birlikte soralım; Ey devlet aklı! Madem ki ülkeyi çok düşünüyordum. Bu arkadaşlar iktidara gelirken, rejim değiştirirken, kuvvetler ayrılığını yok ederken, devleti bütün kurum ve kurallarıyla iğdiş ederken; neredeydin yahu?
Şimdi mi aklın başına geldi?
Dervişoğlu demişken, CHP’ye yönelik operasyonlara yönelik tepkisi de önemliydi:
CHP'de yaşananları ilk günden itibaren dikkatle takip ettiklerini belirterek, "Gelinen noktanın, CHP'nin iç meselesi olmadığını, başından beri Türkiye'de siyasetin nasıl şekilleneceğine ilişkin daha büyük bir arayışın adımı olarak kurgulandığını görüyoruz. İmralı ile yapılan ihanet pazarlığına, nasıl ki gafiller ve ahmaklar gibi 'barış' deyip geçmiyorsak, CHP'ye cebren, kapılar kırılarak girilmesine de başına kayyım atanmasına da 'bir yargı kararıdır' deyip geçmiyoruz. Unutmayalım, 1960'taki Yassıada'da verilenler de yargı kararıdır. Yaraları halen kapanmamıştır. 1971 muhtırasının kırdığı kalemler de yargı kararıdır. 1980 sonrası yapılanlar, kapatılan partiler, hapisler, davalar, yasaklar, zindanlar, hepsi birer yargı kararıdır. Ve hepsinin açtığı yaraların izleri, bedenlerimizde, ruhlarımızda durmaktadır" dedi.
Ve ekledi; "Biz bir kayyım cumhuriyeti, bir vesayet demokrasisi istemiyoruz. Biz, bir kişiye biat etmişlerin; birkaç hakimin, bürokratın, danışmanın değil, milletin sözü üstün olsun istiyoruz. Siyaseti mahkemelerin değil, sandığın belirlediği bir Türkiye istiyoruz. Biz saltanat değil, Cumhuriyet istiyoruz. Soruyorum. AK Partilisi, MHP'lisi, milletvekili, il-ilçe başkanı, delegesi, bu yaşananlar ve yaşatılanlar, hiç mi sizleri yaralamıyor, hiç mi içinizi sızlatmıyor? Herkes bilsin ki, ben zulme sessiz kalmam. Haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmam. Kötü emsali örnek almam. Demokrasiye de darbe yaptırmam.”
