Görüntüler hoş değildi, demokratik hukuk devleti olduğunu iddia eden bir ülkeye hiç yakışmadı.
Ama muktedirler böyle olmasını istiyordu.
Nitekim önce bir kurgu ile sabahın köründe mafyatik tipleri genel merkez önüne yığdılar, ortamı gerdiler ve ardından görülmemiş bir müdahale ile gaz ve hatta plastik mermiler eşliğinde partiyi iktidar ittifakının yeni aparatı Kılıçdaroğlu ekibine teslim ettiler.
Bunun başka bir yolu var mıydı? Elbette vardı. Ama kaosu tercih ettiler ki akıllarda bu görüntü kalsın.
Millet hukuksuzluğu değil kavgayı konuşsun istediler.
Eminim ki bu olaylar Kılıçdaroğlu kontrolünde ve arzusu çerçevesinde gerçekleşmedi.
Tamam, Pazar günü olmasına rağmen, valiliğe genel merkezin boşaltılması talebini ileten Kılıçdaroğlu ama kendi iradesiyle yaptığını sanmıyorum. Kaldı ki şu andan itibaren Kılıçdaroğlu’nun hür iradesiyle davranacağına, davranabileceğine inanmak saflık olur.
Kılıçdaroğlu bu şekilde itibar kaybının aratacağını bilmeyecek kadar salak değildir.
Nitekim, bu görüntü en yakınlarından bile tepki gördü.
Kılıçdaroğlu ile hareket eden, onu açıkça destekleyen milletvekilleri bile bu görüntüye isyan etti.
Gürsel Erol, Ali Öztunç, Engin Altay, Semra Dinçer ve Gülizar Biçer Karaca şu ortak açıklamayı yaptılar:
"Bugün CHP Genel Merkezi önünde yaşananlar; hiçbir partilinin, hiçbir demokratın ve kamuoyunun kabul edebileceği bir tablo değildir. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne, Ankara Emniyeti’ne yazı yazılarak polis marifetiyle girilmesi doğru değildir, olmamalıdır. Partililerin karşı karşıya getirilmesi; parti vicdanını da kamu vicdanını da derinden yaralamaktadır” dediler ve gerek Kılıçdaroğlu gerekse iktidarın hiç duymak istemediği şu cümleyi kurdular; “Bu kırılmanın ve ayrışmanın daha fazla büyümemesi için yapılması gereken; en kısa zamanda kurultaya gidilmesidir.”
Yine Kılıçdaroğlu’na yakın ve mevcut yönetime muhalif olanlardan, CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara da resti çekti;
"Kolluk marifetiyle genel merkezimize girilmeye çalışılması ne partimizin tarihine ve kültürüne ne de vicdana sığar. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne, Ankara Emniyeti’ne yazı yazılarak polis marifetiyle girilmesi doğru değildir ve asla da kabul etmiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönünü siyasallaşan yargı mekanizmaları değil, Cumhuriyet Halk Partililer belirler. Partimizin AKP iktidarı tarafından yargı eliyle tartışmalı hale getirilmesi, yalnızca CHP’nin iç meselesi değil; Türkiye’de demokrasinin, seçme ve seçilme hakkının ve siyasal temsilin geleceği açısından da kabul edilemez bir müdahaledir. Bugüne dek omuz omuza yürümüş, birbirine yoldaşlık etmiş partililerimizin bugün karşı saflarda, birbirine düşman gözüyle bakması hiç yakışmamıştır. Partimizin 100 yıllık tarihi böyle vahim bir olayı kaydetmemiştir. Olayların daha da büyümemesi ve partimizin daha fazla ayrışmaması için, en kısa zamanda bir kurultay yapılmalıdır. Cumhuriyet Halk Partililer birbirlerine düşman veya rakip olarak değil, aynı partinin neferleri olarak bakmalıdır."
CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan da aynı fikirde;
"Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’nin demokratik hafızasını taşıyan büyük bir siyasal mirastır. Şu anda Genel Merkezimizin etrafında yaşanan görüntüler, hepimiz açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken vahim bir tablo ortaya çıkarmıştır. Parti içi meselelerin polis müdahalesi tartışmalarıyla anılması da partililerin karşı karşıya gelmesi de kabul edilemez. Bugün hepimize düşen sorumluluk; sağduyuyu, kardeşlik hukukunu, birlik duygusunu ve demokratik olgunluğu korumaktır. Sağduyuyu büyütmenin, birlik ruhunu yeniden güçlendirmenin ve ayrışmayı durdurmanın yolu; örgüt iradesini esas alan demokratik bir kurultay sürecinin en kısa sürede işletilmesidir."
Bu tepkilerden de anlaşılacağı gibi, artık kendi ekibi bile Kılıçdaroğlu’nun yanında değil.
Dolayısıyla Kılıçdaroğlu, bir kez daha kaybetti. Daha doğrusu ipini elinde tutanlar böyle istediler…
Peki iktidarın kazancı ne? CHP bölündü mü? Hayır. Aksine, gördüğünüz gibi parti içi muhalifler bile Özgür Özel’e yöneldi.
CHP oy mu kaybetti? Hayır. Aksine, hayatta oy vermedim, vermem diyenler bile ‘bu kadar da olmaz’ diyerek mazlumun yanında saf tutacağının işaretini verdi.
Vatandaş da artık, “parti kapatmalarla mücadele ettiklerini” söyleyenlere inanmıyor, bunun, bir partinin, üstelik iktidarı almaya aday bir ana muhalefet partisinin fiili olarak kapatılması girişimi olduğunu görüyor.
Dolayısıyla iktidar, CHP’yi iktidar hedefinden uzaklaştırıp kendi istediği kalıba sokmak için ne kadar çabalarsa çabalasın, başarılı olamayacak.
İktidarın, Saray kontrollü ve uslu muhalefet oluşturma hayalleri şimdiden suya düştü bile…
İşin ironik kısmı şu; Siyasi ömründe iktidara hiç kaybettirmeyen Kılıçdaroğlu, bu kez kaybettirdi.