Çocukluğundan beri hayalini kurduğu hedeflediği savaşı vermeye hazırdı artık. Öncelikle yaşadığı kalabalık şehirden taşındı. Çevresinde insan hariç diğer canlıların daha fazla olduğu doğal bir yaşama alanına. Orada hazırlıklarına devam edecekti. Kendine bir çalışma programı hazırladı. Bu programın içerisinde yapacağı egzersizler, hareketler beslenme listesi de yer alıyordu. Programını hazırladıktan sonra dışarıya çıktı. Derin bir nefes aldı ve tekrar içeriye girdi.
Ertesi sabah kısa bir yürüyüş ve hafif bir koşu ile güne başladı. Duş aldı, kahvaltısını etti. Sessiz ortamda gözlerini kapadı ve düşünmeden kendini dinlendirdi. Bu hareket onun daha fazla odaklanmasını sağlıyordu. Gün içerisinde vereceği büyük savaşın silahını hazırlamak için ilk adımı attı. Ormandan kestiği dalları birleştirdi sonrasında da oymaya başladı. Bir gün süresi bu işlem için yetmedi ve iş başında uyuya kaldı. Bir sonraki gün kalktı ve yine kısa bir yürüyüş yaptı. Kahvaltısını ettikten sonra bir önceki gün yarıda bıraktığı silahının yapımına devam etti. Yemeden, içmeden bütün gün ve gece çalıştıktan sonra silahını hazırladı. Silahı ile alıştırma hareketleri yapmadan önce kısa bir uykuya daldı. Kalktığında silahını eline aldığı gibi dışarı çıktı. Tahtadan yaptığı kılıca benzer silahını bir sağa bir de sola salladı. Ağaçlara vurdu, toprağa sürttü. Silahına alışmaya çalıştı. O günü takip eden birkaç gün daha bu çalışmalarına devam etti ve en sonunda o büyük günün geldiğine karar verdi. Hayalini kurduğu savaş başlayacaktı. Bütün gece uyumadı ve günün aydınlanmasıyla birlikte silahını aldığı gibi denizin kenarına indi.
Denizde boyunu geçen dalgalar vardı. Rüzgâr o kadar şiddetliydi ki, ayakta durmakta bile güçlük çekiyordu. Her savaş öncesi yapılan kritik konuşmayı yapmaya çalıştı. Bir şeyler söylerken rüzgâr yüzünden yanakları dalgalandı ve konuşamadı. Ona göre ise düşman onun konuşmasını istemiyordu. Silahını çekti ve rüzgâra doğru sallamaya başladı. Bir sağ bir sola tahta kılıcını sallıyordu. Bir süre sonra rüzgârın gücüne yenik düştü. Önce silahını yere düşürdü hemen ardında da kendisi yere düştü. Savunmasız ve çaresiz durumdaydı. Önce rüzgâr onun üstünden geçti ve ardından da denizin sert dalgaları onun üstünü örttü. Son bir gayretle toparlandı ama silahını dalgalara kaptırmıştı. Savunmasız ve ıslak bir şekilde koşarak savaş alanından kaçtı.
Eve gittiğinde kendini kuruttu ve bu savaşı nasıl kazanacağı konusunda kafa yordu. Farklı silahlar yapmayı düşündü. Bunun için ne imkânı ne de gücü kalmıştı. Ertesi gün düşmanın karşısına sadece kendi olarak çıkmaya karar verdi. Yine denizin kenarına indi ve rüzgâra karşı yumruklar sallamaya başladı. O sırada denize çok yaklaşmıştı ve güçlü bir dalga onun yine dengesini bozdu ve yere düşürdü. Dalgalar onu öyle dövüyordu ki direkt olarak boğulup ölmeyi kabul ederdi. Dalgalardan kurtardı kendini. Denizin kıyısında dizlerinin üstünde rüzgâra ve dalgalara teslim oldu. O anda doğayı yenemeyeceğini ve bu hayalinden vazgeçmesi gerektiğini anladı. Rüzgâr ve denizden hatta tüm doğadan özür dileyerek başı önde evinin yolunu tuttu.