Sevgili okurlar,
Memleketimizin güzellikleri, saymakla bitiremeyiz..
“Her yörenin, her bölgenin imkan ve kabiliyetleri kadar, kültürü, tarihi, lezzeti, ekonomik hayatı..” dillere destandır..
Anlat, anlat bitmez!
“Doğal güzellikleri, tarihi, kültürü, insanı ve lezzetleri bakımından Türkiye’nin sunduğu fırsatlar” tartışılır mı?
Bütün bu güzellikler içinde, “demokrasiye, adalete, eşitliğe ve eğitime, siyasete geldiğimizde”, sınıfta çakarız!
“Trafik kazaları,
Cinayetleri,
Tartışmaları ve kavgaları,
Küskünlükleri,
Bencillik ve egosu ile Sakarya, bir tarım, sanayi, spor ve turizm kenti olarak” öne çıkıyor..
Kim, ne derse desin, imaj bu!
Memleketteyim!..
Tek başına, yalın ayak..
Çimenler üstünde!
Eş, dost, akraba ziyaretlerinde bulunuyorum..
KEREMALİ ZİRVESİNDEYİZ!
“Akyazılı dostlarım ile Keremali Dağı zirvesi eteklerinde, temiz hava almanın keyfi”, bir başkaydı..
Son yıllarda, “zenginliklerine, zenginlik katan orman köylüsünün keyfi de” yerinde..
Hem köylerinde, hem de Akyazı’da evleri var..
Ne güzellik, Allah daha da zengin etsin!
Arkadaşım, Güzlek Köyü’nde evlatlarının yeni villasını gösterdi..
Allah, “ağız tadı ile oturmak, ömür geçirmek”, nasip etsin..
Yaz aylarında kullanılan, bir malikane burası..
Hemen yanı başında olanlar da, göz kamaştırmıyor değil..
“Güzlek ve Yeniköy kadar, Akyazı’nın diğer köyleri, Alaağaç, Pazarköy, Altındere, Hasanbey, Boztepe, Hanyatak, Taşyatak, Ballıkaya, Taşburun, Kayabaşı, Yongalık, Kuzuluk, Şerefiye, Reşadiye ve diğer köylerde cazibe merkezi” olmuş..
Bir başkadır, bizim eller ya?
SAKARYA’NIN MARMARİSİ?
Karasu’yu, “Sakarya’nın Marmaris’i olarak tanımlayan yazar arkadaşım Nazım Aktürk ile” Karasu’da buluştuk..
Ay ışığında sahilde, dalgaların sesi arasında sohbet ettik..
Nazım Aktürk, küçük şeylerle mutlu olmaya, yaşamın hazzını almayı yeğleyenlerden..
Kaç kişi kaldık ki, kaç?
Kendi köşesinde yazdığı gibi,” Karasu’nun eksiklerini sıralamadan” edemiyor..
Haksız da, değil ya?
NE DEĞİŞMİŞ Kİ?
Dünden, bugüne ne değişmiş ki?
“Liman gelmiş, Özkum gitmiş, kumsala yakın bazı binalar yıkılmış da” ne olmuş?..
“Evlatlarım çarşısında dolaşıp, bir çay içip, dondurma keyfi yaparken, Türk Milli Futbol Takımı’nın değeri Arda Turan formalarını” kapıştılar..
Arda Turan, esnafa da kazandırıyor..
Brüksel’de hava atacaklar ya?
TATİLDEYİZ!
Kocaali’de bir köyde tatildeyiz..
İnternet zayıf olsa da, görevi ifa etmeliyiz!
“Havuz başı keyfi mükemmel, uzaktan silah sesleri” geliyor..
Ay buluta girmek üzere, gecenin bu saatinde rüzgarın serinliğinde üşüyoruz..
Fındık bahçeleri ötesinden, çakalların sesi geliyor..
“Kocaali’nin yaz keyfini çıkaranlar, kum zambaklarının boyun büküşlerini izliyor ve son demli çaylarını içip eve dönmenin hazırlığını” yapıyor..
“Plaj güzelleri seçtiğimiz, demlendiğimiz günler” nerede?
EL EMEĞİ, ALINTERİ?
“Tezgahı başında, kendi el emeği ürünlerini satmak için Duygu Albar ve esnaf komşusu Emine Kef, siftah yapmak için” bekleyişte..
Yine de, yüzler gülüyor..
Ne güzeldir, hilesiz ürünler..
Bu güzellikler arasında siftah parası bizden..
Bayılırım dut pekmezine!
Fabrika ürünü değil, bizim eli kınalı kadınlarımızın emeği bu!
Değer vermek, hepimize düşer!
Kulağım, yaz geceleri şarkılarında..
Ah be gençlik, nasıl da uçup gitmiş..
Sevgili meslektaşım, yazar dostum Tuncer Kalayacı’yı toprağa vereli kaç gün oldu?..
Dostluklar, arkadaşlıklar, yaşanmışlıklar unutulur mu?
Sevgili Hicran(Hasan Kılıç) ile eller duada ise, gerisini düşünme sen!
Buluşmalar, sohbetler, ikramlar..
Selamlar olsun, bizim oralardan!
Yusuf Cinal yazıyor, 25 Temmuz 2026
Bayılırım dut pekmezine!
Yusuf Cinal
Bu içeriğe tepkiniz
Yorumlar
Park54 uygulamasına son verirsin mi?
Ankete Katıl