Son yıllarda Sapanca Gölü’nün kıyısına her gittiğimizde, çekilen suların geride bıraktığı o ıssız taşlara bakıp iç geçiriyorduk. Kuraklık bir yandan, bilinçsiz sulama ve kaçak kullanım diğer yandan derken, adeta can çekişen bir doğa harikasına şahitlik ediyorduk. Ancak bugün yüzümüzü güldüren, umutlarımızı tazeleyen bir haberle karşı karşıyayız.
Sakarya ve Kocaeli’nin adeta yaşam pınarı olan Sapanca Gölü, nihayet o korkutucu sessizliğini bozdu. Son dönemdeki yağışlar ve alınan koruma önlemleri meyvesini verdi; göl seviyesi geçen yılın Temmuz ayından bu yana ilk kez 30 metrelik kritik kotu aşarak 30,04 metreye ulaştı. Bu sadece bir rakam değil; bu bir şehrin, bir ekosistemin yeniden nefes almasıdır.
Ancak tablo şu an pembe görünüyor olsa da yağışlara güvenip rehavete kapılmamalı, doğanın bize sunduğu bu bereketi gelecek nesillerin emaneti olarak görüp gözümüz gibi bakmalıyız. Geçmişte gördüğümüz o tarihi düşük seviyeler, bize suyun ne kadar kıymetli olduğunu sert bir şekilde hatırlattı. Sapanca Gölü bize bir şans daha verdi; şimdi görevimiz kaçak kullanım ve bilinçsiz tüketimle mücadeleden ödün vermeden bu can suyunu korumaktır. Unutmayalım ki; göl bizim, gelecek hepimizin.