Her ay açıklanan rakamlar, kâğıt üzerinde sadece birer istatistiktir; ta ki o sayılardan biri tanıdığımız bir yüz, geçtiğimiz bir sokak, yaşadığımız şehir olana dek... İş Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin Temmuz 2026 raporu yine içimizi yaktı. Ülke genelinde 214 canımızı iş cinayetlerinde toprağa verdik; yılın ilk 7 ayında ise kaybımız 1279’a ulaştı.
Bu ağır bilançodan ne yazık ki güzel Sakarya’mız da nasibini aldı. Sadece geçtiğimiz ay, bizim sokaklarımızdan, bizim insanımızdan 3 emekçi kardeşimiz evine, çoluğuna çocuğuna ekmek götürmek isterken bir daha geri dönmedi. Sakarya gibi sanayinin, inşaatın ve tarımın kalbinin attığı bir şehirde "sadece 3 kişi" deyip geçebilir miyiz? Geçemeyiz. Çünkü o 3 sayısı, bu şehirde sönen 3 ayrı ocak, yarım kalan 3 ayrı hayat demek.
İnşaatlarda düşenler, tarımda ezilenler, direksiyon başında can verenler... Bir de bu raporun en acı, en utanç verici tarafı var: Yaşamını yitiren 12 çocuk işçi. Oyun çağında, okulda olması gereken çocukların iş sahalarında can vermesi hepimizin ortak sorumluluğudur.
Sakarya bir üretim şehri, bir emek şehri. Ancak üretimin bedeli insan hayatı olamaz. "Kaza" denilip geçiştirilen ihsallere, alınmayan önlemlere ve güvencesiz çalışma koşullarına artık dur demek zorundayız. Şehrimizin fabrikalarında, tarlalarında, şantiyelerinde her bir emekçinin can güvenliği sağlanana kadar bu kayıpları konuşmaya, hakkı ve hukuku savunmaya devam edeceğiz.
Çünkü hiçbir üretim, bir insanın hayatından daha değerli değildir. Sakarya'da ve tüm ülkede kaybettiğimiz emekçilerimize rahmet, ailelerine sabır diliyorum.