Eskiden çocuklarımızı sokağa salıp akşam eve çağırırdık. Evet, doğru duydunuz: akşam yemeğine kadar çocuk sokaktaydı ve biz hiçbir şeyden korkmazdık. Komşu çocuklarıyla koşturur, oyun oynar, bisiklet sürer, bazen biraz kavga eder ama akşam olunca evin yolunu tutardı. Hepimiz böyle büyüdük. Hani “Biz böyle büyüdük” lafını duymayan yoktur zaten. Biz büyüdük, sokaklarda oyun oynayarak büyüdük, özgür büyüdük.

Ama şimdi… Şimdi bir de bakıyoruz ki ülkedeki güvensizlik, trafik, tehlikeler derken çocuklarımızı apartmanda tek başına bırakıyoruz. Kendi evimizin içinde bile sürekli gözümüz üstünde. Komşu çocuğu mu? O da yok artık. Sokaklar boş. Oyun alanları boş. Güvenlik endişesiyle çocuklarımızı dışarı salamıyoruz.

İşte tam bu noktada o eski kafalılar devreye giriyor. Hani “Biz zamanında böyle büyüdük” diyerek akıl verenler var ya… İşte onlar geliyor ve bize “Bak, çocuklarını tek başına apartmanda büyütme, ben sana öğreteyim” diyor. Oysa kendi çocuklarını sokakta büyütmüşlerdi, şimdi de güvenlikten bahsedip başka aileye ders veriyorlar. Gözümüze soka soka anlatıyorlar: “Biz böyle büyüdük, sen de öyle yap!” Hayır, artık öyle değil. Artık sokaklar güvenli değil, çocuklarımızı riske atmamak zorundayız. Ama işte o eski kafalılar bunu anlamıyor; kendi zamanlarını örnek gösterip, “Sen de öyle yap” havasında akıl veriyorlar.

Bir de işin komik tarafı var: Bu “akıl verenler” aslında geçmişteki özgürlüğün değerini hiç anlamamış. Şimdi öyle büyük büyük konuşuyorlar ki, sanki kendi çocukları her zaman güvenli bir dünya içinde büyüyormuş gibi. Hayır, artık öyle değil. Çocukları sokakta serbest bırakmak mümkün değil, apartmanda yalnız bırakmak zorunluluk olmuş. Ama akıl verenler hala eski zamanın nostaljisiyle övünüyor ve bunu başkalarına dayatıyor.

Artık eski hikayelerle değil, günümüzün gerçekleriyle çocuklarımızı büyütüyoruz. Sokaklar boş, güvenlik endişesi var, apartmanlar tek başına büyütme gerektiriyor… ve kimse bunu hafife almasın. Ve şunu da net söylemek lazım: Bugün çocuklarımızı sokakta serbest bırakmamamızın sebebi kaçakçılar, uyuşturucu tacirleri, işlenmiş suç oranlarının artışı ve maalesef çocuk cinayetleri gibi gerçek tehlikelerdir. Biz çocuklarımızı kurban etmeyeceğiz, sadece nostaljiyle övünenlerin “biz böyle büyüdük” lafını dikkate almıyoruz.