Tamam ömrümüzü verdik, yıllarımızı heba ettik ama yine de günümüz MHP’sinde neler olduğu beni hiç ilgilendirmiyor.
İlgimi çeken, bu yaşananlara rağmen yapılan ‘herkesi kör’ yerine koyan ve ‘alemi sersem sanan’ açıklamalar.
Neymiş de İzzet Bey akademik kariyer çalışmalarına ağırlık vermek için izin istemişmiş!
Küskünlük yokmuşmuş! MHP başka partilere benzemezmiş! MHP’de kırılma, intikam gibi kavramlara yer yokmuşmuş!
Herkesi kör, alemi sersem yerine koyan açıklamalardan birisi yani…
Bu açıklamayı yapmadan önce en azından İzzet efendinin kulağını çekip sağa sola tehditler savuran açıklamalar yapmasını engelleseydiniz. Hadi engelleyemediniz, o zaman milleti enayi yerine koyan bu açıklamayı yapmasaydınız, daha şık olurdu.
Adam paylaşımında açık açık parti içi bir hesaplaşmadan söz ediyor; “MHP’ye sızan ajan seni her cihetten izliyoruz. Sen doğruluktan ne anlarsın! Merak etme seninle mutlaka hesaplaşacağız…Paran da işe yaramayacak dümenci alçak…” diyor ama bizden bu paylaşımı yapan arkadaşın akademik kariyer yapmak için izin istediğine inanmamız isteniyor. Salağız ya!
Hiçbir şey tesadüf veya sürpriz değil. Aklını kiraya veren mankurtlar dışında herkes bunun böyle olacağını biliyor, uyarıyordu.
Siz işin içyüzüne parmak basan İsmail Arı kardeşimizi tutuklatsanız da halının altına süpürülen pisliğin yarattığı tümseğe takılıp, tepe takla düşeceğinizi bekliyorduk.
Başdanışman Eyüp Yıldız’ın Ülkü Ocakları desteğiyle ve elinde Ülkü Ocakları dergisiyle, takvimi işaret ederek ‘zamanın doldu’ mesajı vermesinin ardından yaşanan ve sözde ‘akademik kariyer’ gerekçesiyle açıklanan istifayı da bekliyorduk.
Hatta içimizden ‘keşke istifa etmekle kalınsa, keşke ardı gelmesi’ diye dua bile ediyorduk.
Öncesini bilenler için, sonrasından tedirgin olmak gayet doğal, yadırgamayın.
Gerek, sözde Erdoğan’a hakaret ettiği ve halkı yanıltıcı bilgi yaydığı gerekçesiyle tutuklanan İsmail Arı ve gerekse Kürk kökenli Türk milliyetçisi Müyesser Yıldız ablamız öncesini aktarmışlardı.
Yani Yeniçağ’dan Fatih Ergin de dahil, bu gazetecileri takip edenler için MHP’de yaşanan ve yaşanacak olan olaylar sürpriz değil.
Önce İsmail Arı ve şimdi İzzet Efendinin başını yakan haberi Müyesser Yıldız anlatmıştı.
Buna göre; “Bahçeli, 14 Mayıs 2024’teki grup konuşmasında, Bora Kaplan operasyonunu yapan polisleri ‘darbeci’ ilan etti. Bir gün sonra da polisler gözaltına alındı ve tutuklandı.
İşin içyüzünü sonradan ele geçirilen bir telefondan elde edilen bilgilerden öğrendik ki Bahçeli’ye o konuşmayı İzzet Ulvi Yönter yaptırmış. Dana doğrusu konuşma metninin içine sokuşturmuş!
Konuyla ilgili Avukat Cengiz Haliç ve Bora Kaplan’ın suç ortağı Serdar Sertçelik arasında geçen telefon yazışmalarından aktaralım;
Haliç, Sertçelik’e “Yarın MHP grup toplantısında iş patlayacak Serdar. Bugün ev araması vs. startı verildi. Necmi yarınki konuşma metnini birazdan atacak. Bana gelsin sana da atacağım… İzzet U. tamamlamak üzere metni. Araya sıkıştıracakmış” şeklinde bir mesaj gönderiyor.
Sertçelik “Abi sorun olmaz değil mi? Bir de MHP’lileri başımıza dert etmeyelim” diyor.
Haliç de “Paraları yerken sorun olmadı, şimdi de olmaz. Abi, büyük indirmiş Necmi’ye” karşılığını veriyor.
Aynı gün Haliç gönderdiği bir başka mesajda, “V. Başsavcı darbeden gidelim demişti. İzzet U.’ya. ‘Genel Başkan’dan talimat gelsin’ demiş. O da ‘grup toplantısında tüm tuşlara basacak, göreceksin’ demiş. Y. tek yemedi paraları, yapmazsa seks kasetleri patlar” iddialarında bulunuyor.
Mesajların devamında Haliç’in, Sertçelik’e Bahçeli’nin konuşma metni olduğu tahmin edilen bir metnin fotoğrafını gönderdiği, Sertçelik’in de “Bunları Bahçeli mi diyecek? Demez vallahi de billahi de. Gizli tanık diyor.” şeklinde tepki gösterdiği görülüyor. Haliç ise, “Yarın sabah dinleyin dediler. Gözü karartmışlar belli ki. Grup toplantısı varmış yarın sabah. V. Başsavcı mesajı alınca düğmeye basacak” karşılığını veriyor.
İşte İzzet efendinin sonunu getiren olay bu, Bahçeli’ye mafya elemanın bile inanamadığı konuşmayı yaptırması ve olayın içyüzünün ele geçirilen telefon trafiği ile öğrenilmesi…
Şimdilik şunları sormakla yetinelim:
Yazışmaların tümü doğru kabul edilirken, Bahçeli’nin grup konuşmasıyla ilgili yazışmalar gerçekdışı olduğu kanaatiyle mi, yoksa kimi yargı mensupları ve siyasi olduğu tahmin edilen isimler yer aldığı için mi iddianameye konulmadı?
Yazışmalarda geçen “Adıyamanlı hakim”, “Başsavcı V”, ile “İzzet U.” kimdir ve bunlarla ilgili ayrıca yürütülen soruşturma var mı?
Yeni iddianamenin altında neden Bora Kaplan ana davasının soruşturmasını yapıp iddianamesini hazırlayan ve -Serdar Sertçelik’in ifadesinin alınması dahil- bu yeni soruşturmayı da baştan sona yürüten savcının değil de Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilinin adı yer aldı? Özellikle Sertçelik’in ifadesi sırasında MHP ile ilgili bazı bölümler nedeniyle son anda savcı soruşturmadan el mi çektirildi veya daha fazla gündeme gelmemesi mi istendi?”
Öyle mutat Salı konserleriyle yetirmeyin, bunları aktaran Müyesser Yıldız’ı ve ismini andığım gazetecileri okuyun ki sağlıklı hüküm verebilesiniz.