Ekonomik kriz en fazla ücretli kesimi vuruyor.
Zamlar havada uçuşurken, bırakın yerinde saymayı gittikçe eriyen bir ücret ile karşı karışakalıyorlar.
Artan döviz fiyatları, enflasyonun yükselmesi, temel ihtiyaç maddelerindeki artışlar nedeniyle her geçen gün alım güçleri düşüyor.
Bu sebeple bugün alanlardalar…
Türkiye Kamu-Sen eş zamanlı basın açıklamalarıyla hükümeti uyardı.
‘Bunlar toplu görüşme yapmıyorlar mı kardeşim, hem imzalıyorlar hem eleştiriyorlar’ sorusu aklınıza gelebilir.
O işler öyle değil maalesef…
Toplu görüşmeyi ‘yetkili sendika’ yapıyor o da malum hükümet yanlısı olunca itiraz edilmiyor. Ancak sair sendikalar itiraz edince de kem-kümlerle kendilerini savunma ve imzalarının arkasında durma adına göstermelik çıkışlar yapıyorlar.
2009'a kadar tek yetkili konfederasyon olarak toplu görüşmeleri Türkiye Kamu-Sen yürütüyordu. Ardından hükümet desteği ile mantar misali büyüyen Memur-Sen kamu çalışanlarını temsil etme yetkisini aldı.
O günden bu yana kamu çalışanları sürünüyor, sosyal ve ekonomik hakları her gün kayba uğruyor.
Maalesef kamu çalışanları yıllardır daha toplu sözleşmeye attığı imza yürürlüğe girmeden kendi imzasını inkar eden bir yetkili konfederasyonla karşı karşıya…
Şimdi Kamu-Sen üyeleri haklı olarak eleştiriyor ve soruyorlar;
“Gelinen noktada Türkiye Kamu-Sen'in taleplerinin ne kadar haklı olduğunun ortaya çıktı.
Dün toplu sözleşmeye imza atanlar, bugün bizim söylediklerimizin yanına geldi.
Şimdi ısrarla söylüyoruz. Ekonomik gelişmeler çerçevesinde artan döviz fiyatları, enflasyonun yükselmesi, temel ihtiyaç maddelerindeki artışlar nedeniyle her geçen gün kamu çalışanlarının ve emeklilerin alım gücü düşmektedir.
Bu alım gücünü telafi edebilmek için mutlaka ek zamma ihtiyaç var, mutlaka refah payı uygulamasına ihtiyaç var. Yoksa biz 2022 yılını 5+7 ile tamamlayamayız.
Şu an itibarıyla TÜİK'in açıklamış olduğu enflasyon rakamı yüzde 21, Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon beklentisi 23,5.
Dolayısıyla gelecek yıl için tahmini tutmayan enflasyon üzerinden çalışanlara ücret artışı vermek ve bunu da yetkili bir konfederasyonun kabul etmesinin izahı mümkün değil.
Şimdi çıkmış diyor ki ekonomik şartlar değişti. 3 ay önce bunu nasıl göremediniz, niye öngörmediniz. Siz toplu sözleşmeyi imzaladığınızda gerçekleşen enflasyon yüzde 18'di. Sen yüzde 12'ye imza attın” diyorlar.
Tüm kamu çalışanları haklı olarak;
“O masada bizim kadar dirayet gösterseydiniz, belki şu anda biz refah payını da almıştık, seyyanen zammı da almıştık” diye feveran ediyorlar.
İşte bu sebeplerle Türkiye Kamu-Sen düğmeye bastı.
Dün 81 ilde eş zamanlı eylemleriyle taleplerini kamuoyu ile paylaştılar.
YAĞMURA RAĞMEN ALANDAYDILAR
Hava muhalefeti de hızlarını kesmedi.
Basın açıklamasını Türkiye Kamu-sen İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Sakarya Şube Başkanı Mehmet Düzlü yaparken Kamu-Sen’e bağlı sair şube başkanları ve üyeleri de destek verdi.
Açıklama net ve doyurucuydu;
Değerli basın mensupları, kıymetli kamu görevlisi arkadaşlarım,
Son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeler, memur ve emeklilerimizi ekonomik sıkıntıya sokmuştur.
Geçen sene bu günlerde 1 dolar 7,90 TL idi bugün 14,3 lira; artış %81.
Geçen sene bugünlerde çeyrek altın 724 lira idi bugün 1320 lira; artış %82.
Geçen sene bugünlerde 4 kişilik ailenin aylık zorunlu harcaması 7.770 lira idi bugün 9642 lira; artış %24.
Bir sene içinde ortalama memur maaşı 567 dolardan 365 dolara geriledi. Erime %35,6.
Geçen sene memur maaşıyla 6,2 çeyrek altın alınabilirken bugün ancak 3,9 çeyrek altın alınabiliyor. Erime %37.

Enflasyon resmi rakamlara göre bile %21,31 ama memur maaşına yapılan zam enflasyon farkı da dahil %16,4. Erime %4,91.
Neresinden tutsak elimizde kalıyor; neresinden baksak maaşlar kuşa dönmüş durumda.
Son 10 yıldır memur maaşları enflasyonun bile altında kalıyor ve sürekli eriyor.
Bu durum küresel salgınla birlikte sürdürülemez bir hal aldı.
Memurlarımız ve emeklilerimiz, yoksulluk sınırının altında, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumdadır.
Toplu sözleşme görüşmeleri de etkisiz sendikalar ve malum konfederasyon yüzünden yaralara çare üretmekten uzak kalmaktadır.
Daha 3 ay öce, önümüzdeki yıl için %5+7 gibi komik bir rakama davul zurnayla imza atanlar, bugün yüzleri bile kızarmadan toplu sözleşmenin yenilenmesinden söz ediyor.
Biz, o zaman da söyledik.

“Bu artış ekonomik gerçeklerle bağdaşmıyor. Seyyanen zam içermeyen, refah payı getirmeyen bir zam, en iyi ihtimalle sıfır zamdır. Gelin bu metne imza atmayın.” diye çağrıda bulunduk.
O zaman, memurun idam fermanını imzalayanlar, şimdi çıkmış timsah gözyaşı döküyorlar.
Bakın yalnızca 1 yıl içinde memurun zorunlu giderlere karşı alım gücü aylık tam 1.087 lira eridi.
Bu erime memurun alacak hanesinde dururken, %35-40’lara dayanan gerçek enflasyon karşısında memura ve emekli, %5+7 zam ile 2022 yılını tamamlayamaz.
Aylık enflasyon rakamları resmi olarak bile %3-4’lere dayanmışken, verilecek %5 artış bir aylık enflasyonu bile karşılamıyor.
Zaten ocak ayında alınacak %5 zam, mart ayı itibarı ile vergi dilimindeki artışa gidecek.
Yani bu şartlar altında 2022’de memura gerçek anlamda hiç zam yapılmayacak, maaşlar mum gibi erimeye devam edecektir.
Hal böyle olunca memur ve emeklilerimizin alım gücü yıldan yıla azalmakta, aile bütçesindeki açık her gün biraz daha büyümektedir.

Enflasyon farkı da alım gücünde bir telafi içermiyor; aksine geç kalmış bir mahsuplaşma ile memur maaşlarına reel anlamda sıfır zam yapıldığının tescili olmaktan öteye gitmiyor.
Ama her ne hikmetse kamuoyunda sanki memurların bir eli yağda bir baldaymış gibi afaki maaş rakamları dolaşmaktadır.
Halbuki kamuoyundaki rakamlarla memurlarımızın eline geçen rakamlar arasında dağlar kadar fark vardır.
Kıymetli arkadaşlar,
Doları, Avroyu, altını artık takip edemiyoruz.
Raflardaki ürün fiyatları sürekli artıyor.
Durum böyleyken memurlarımız göstermelik zamlardan bıkmış durumdadır.
Maaş artışı, alım gücünü yükseltmiyorsa, buna zam denemez.
Verdiğiniz zam, enflasyonun altındaysa buna zam denemez.
Biz alım gücünü yükseltecek, ekonomideki büyümeden çalışana pay verecek gerçek bir zam istiyoruz.
Herkes vergide adaletin sağlanmasını bekliyor.
Memurlarımız 3600 ek gösterge bekliyor.
Emekli yüzünün gülmesini bekliyor.
Yardımcı hizmetliler genel idari hizmetler sınıfına geçmeyi bekliyor.
Yoksulluk sınırının üzerinde bir maaş talep ediyor.
Sözleşmeliler kadro bekliyor ama enflasyon beklemiyor.
Meseleleri halının altına süpürünce sorunlar çözülmüş olmuyor.
Suya yazılan vaatlerle karın doymuyor.
Cep delik, cepken delik, boş tencere kaynamıyor.
Toplu sözleşmenin nasıl bir facia olduğunu şimdi herkes yaşayarak anladı.
Biz o gün toplu sözleşmeyi kabul etmedik; bu günlerin geleceği gün gibi aşikardı.
Daha 3 ay sonrasını bile görmekten aciz olanlar yetkili olunca, bu hezimet de kaçınılmaz oluyor.
Bugüne kadar kamu görevlilerinin yaşadığı sorunların temelinde maaş artışlarının hedeflenen enflasyona göre belirlenmesi gelmektedir.
Hayallere göre zam verip gerçekleri görmezden gelmenin bedelini kamu görevlilerimiz ödememelidir.
Hükümet, ivedilikle memur ve emekli maaş zamlarını gözden geçirmek zorundadır.
Enflasyon, büyüme, refah payı, harcamalar ve geçmiş dönemde yaşanan kayıpların telafisi gibi etkenler mutlaka değerlendirilmelidir.
%5+7’nin artık hedef enflasyonla da alakası kalmamıştır.

Bu nedenle 2022 için bütün maaş artışlarının gözden geçirilmesi gerekmektedir.
-Gerçek enflasyon rakamlarının dikkate alındığı, harcamalardaki artışı karşılayacak kabul edilebilir bir oransal artış;
-Geçmiş dönemlerde yaşanan kayıpların telafisi için ek zam;
-Reel gelir artışı sağlanabilmesi için maaşlara refah payı eklenmesi şart olmuştur.
Biz, hakkımız olmayan hiçbir konuyu ve meblağı talep etmiyoruz.
Hakkımızdan aşağısına da rıza gösterecek değiliz.
Yıllardan beri “Hakkınız ödenmez” diyerek alkışlanıyoruz; şimdi ise hakkımızın ödenmesini istiyoruz.
Biz artık sırtımızın sıvazlanmasını değil, cüzdanımıza insanca yaşamaya yetecek kadar para konulmasını istiyoruz.
Sayın Bakanın “Memurlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz” sözünün gerçekleşmesini bekliyoruz.
Ağustos ayında imzalanan toplu sözleşmenin daha başlamadan geçersiz kaldığı gün gibi aşikardır.
Sayın Bakan da Hükümet yetkilileri de bu gerçeği kabul etmiştir.
Öyleyse gelin çok geç olmadan memurun ve emeklinin bütçesindeki bu yangını ek zam ve refah payı uygulaması ile söndürün.
Ek zam ile zararları karşılayın.
Refah payı ile gerçek anlamda zam yapın, alım gücümüzü yükseltin.
Biz, reel kayıplarımızın karşılanmasını ve ekonomik büyümeden bir çalışan olarak hak ettiğimiz payı istiyoruz.
Biz, başta kamu çalışanları olmak üzere tüm Türk milletinin daha güzel bir Türkiye’de, yaşanabilir bir ücretle, refah içinde yaşamasını istiyoruz.
Ek zam da refah payı da kamu çalışanlarının analarının ak sütü kadar helal; hakkıdır.
Milyonlarca kamu çalışanı, emekli ve aile bireyleri, zaten imzalandığı anda dahi ekonomik geçerliliği olmayan toplu sözleşmenin revize edilmesini beklemektedir.
İğneden ipliğe her şeye zamlar yağmur gibi yağarken 25 milyon vatandaşımız, maaşına gerçek bir zam beklemektedir.
Ekonomik olarak zor günler geçiren milyonların umutlarını boşa çıkarmaya hiç kimse cüret etmesin ve derhal ek zam ve refah payı uygulamasını hayata geçirsin diyor, hepinize saygılar sunuyorum.
GÜNDEMİN KARİKATÜRÜ

EMEKLİLER DE FERYAT EDİYOR
Türk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman Özdemir de yaptığı bir basın açıklaması ile emeklilerin durumunu ve taleplerini sıraladı;
"Emekliler insanca yaşayabilecekleri bir ücret almak istemektedirler. Bu nedenle ek zam kaçınılmaz oldu" dedi.
2021 yılında yapılan, 2022-2023 yıllarına ait; 6. Dönem toplu sözleşme görüşmelerinde yapılan anlaşmaya göre memur ve memur emeklilerinin maaşlarına,
2022 yılı için ilk altı ay %5, ikinci altı ay %7, artı enflasyon farkı
2023 yılı için ilk altı ay %8 ikinci altı ay % 6, artı enflasyon farkı zam yapılması kararlaştırıldı.
4 milyon memur ve 2 milyon 2 yüz bin memur emeklisinin 2022 ve 2023 yıllarına ait mali ve sosyal haklarını belirleyen 6. Dönem toplu sözleşme görüşmelerinde hükümet ile memurları temsilen Memur-Sen arasında uzlaşma sağlanmıştır. İleriyi göremeyerek görünüşte yüksek zam verildiği gibi anlatılan bu sözleşmeyle bu günlere gelindi. Daha sözleşme süresi başlamadan enflasyon %21’ lere yükseldi. Fiyat artışları ile zamlar cebimize girmeden eridi.
TÜİK verilerine göre, 2021 yılı Kasım ayı sonu itibariyle yıllık TÜFE %21,31 (ENAG) Bağımsız Enflasyonu Araştırma Grubunun TÜFE %58,65 oldu. Çarşı ve pazarda %50’nin üzerindeki bir enflasyonu zaten hissediyorduk.
Piyasalarda zamlar %100’e dayanmışsa TÜİK’in %21,31 rakamına kim inanacak?
Görüldüğü gibi TÜİK’in enflasyon rakamları yine gerçeği yansıtmıyor. Ancak bizim maaş zamları TÜİK’e göre yapılıyor.
Sanayide kullanılan doğalgaza son bir yılda %199 zam geldi, konutlarda, doğalgaz Aralık 2020’de 1,252TL iken, Aralık 2021’de bu rakam 1,488TL oldu %18,9 zam geldi. Elektrik santrallerine ve sanayiye ise metreküp doğalgaz aynı zaman diliminde 4,179-4,800 TL oldu. Aralık 2020’de her iki tarifedeki fiyat 1,400 TL idi. Zam oranı %198,5 - %242,9 oranında sanayiye ve elektrik santrallerine yansıdı. Kısa süre içinde ise tüketicilere de bütün ürünlere de yansıyacak. TÜİK yeniden enflasyon hesabı yapacak.
Soğuklar başlamış olmasaydı, emekli şimdiye kadar ısınmadan idare edebiliyordu ancak artık odun, kömür ve doğalgazın eve alınmış olması gerekiyor. Sobaların, kaloriferlerin yanması gerekiyor. Buda odun, kömür ve doğalgaz fiyatlarının tavan yaptığı bir dönemde mümkün görülmemektedir. Soğuktan titremeye mahkûm olduk.
Ocak ayında yapılacak zamlar şimdiden bitti, emekli borç ile yaşamaya başladı. Aralık ayını nasıl geçireceğinin derdine düştü. Son 1 yıl içinde 4 kişilik ailenin zorunlu harcamaları tam 1,700TL zamlandı.
Emekliler insanca yaşayabilecekleri bir ücret almak istemektedirler. Bunun sağlanabilmesi için emekli maaşlarına en az 1000 TL ek zam yapılmalı ve %3 refah payı verilmesi gerekir.
Ey yöneticiler emeklilerin sefaletini görün ve 1000TL ek zam ve %3 refah payı verin!