GERİDE kalan 12 Mart Perşembe günü, İstiklal Marşımızın kabulünün (12 Mart 1921) 105. yıl dönümüydü. Bu vesile ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ve ülke sathında birçok etkinlik düzenlendi, merhum şair anıldı.

Karaman’daki Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Ortaokulu’ndaki anma töreninde ise bir skandal yaşandı... Sahneye çıkan birkaç kız çocuğuna Arapça okutuldu İstiklâl Marşımız...

Hem de Türkçe’nin başkenti olarak bilinen Karaman’da...

Bu skandal, Karaman Valisi, Belediye Başkanı ve İl Milli Eğitim Müdürü’nün gözleri önünde yaşandı. Devlet büyükleri, devletin dilini savunamazken, dil tüccarlığı yapan bu etkinliğe sessiz kaldı. Üstelik Milli Eğitim Müdürlüğü’nün resmi sitesinde de yayınlandı video.

Bir milletin bağrından çıkan İstiklal Marşı’nın, % 100’ünün Türkçe bayrak dilini konuştuğu bir ülkede Arapça okutulmasının ne manası var?

Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü, camilerimizin minberinde, “Gazilerimize ve şehitlerimize” diye geçiştirilip, zaferin komutanı Gazi Mustafa Kemal her zaman olduğu gibi es geçilirken, İstiklal Marşı, Arapça okutuluyor bu ülkede.

“O ARTIK MİLLETİN MALIDIR”

Oysa gani gönüllü Mehmet Akif Ersoy, SAFAHAT adlı eserinin ilk baskılarına “O artık benden çıkmış, milletin malı olmuştur” diye İstiklal Marşı’nı koymamıştı.

Ve Türkçe kaleme alınan bir manzum eserin, hiçbir dilde tam karşılığı olamaz... Çünkü o, Türk Milleti’nin bir varoluş destanıdır ve bizden başka hiçbir milletin vatandaşı onu tüyleri titreyerek dinleyemez!

Dolayısıyla, yapılan işgüzarlıktır... Ölümcül ve destansı bir kurtuluş mücadelesi veren aziz Türk Milleti’nin kalbinde bu işgüzarlığın bir karşılığı yoktur.

AKİF İLE NEYZEN TEVFİK DOSTULĞU

Bu rahmetli iki şairin ismini yan yana getirdiğinizde, hemen içinizden “Ne alaka?” diye düşünebileceğinizi tahmin ediyorum...

Öyle ya... Biri kurtuluşun tüm sancılarını çekmiş, Milli Marşımızı karşılıksız yazmış dini bütün bir şair Mehmet Akif Ersoy (1873-1936)... Diğeri ise sağdan soldan topladığı paralarla hayatta tutunmaya çalışan, vaktinin çoğunu sarhoş geçiren, elinden düşürmediği neyi ile başka âlemlere dalan bir şair-düşünür Neyzen Tevfik (1879-1953)...

Fakat samimi dostlar...

İkisinin de gözü pektir...

Şairlerden Akif olanı zamanın sultanını ağır eleştirecek kadar cesurdur...

Şairlerden Tevfik olanı ise yönetenlerin bir yanlışını duymayagörsün; onu en ağır bir şekilde hicveder, el âleme rezil eder...

Biri Tacettin Dergâhının duvarlarında bulur kendini...

Diğeri meyhanelerin izbe köşelerinde arar dengini...

Birbirlerini çok iyi anlıyorlar ve hatta yardımlaşıyorlar... Mehmet Akif’in, Neyzen Tevfik’ten yaklaşık 2 yıl ney dersleri aldığı da bilinir.

Zaten Mehmet Akif gibi “gani gönüllü”, Neyzen Tevfik gibi “cesur ve harbi” olabilseydik; araya hiçbir art niyetli sızamayacaktı.

Her iki değerli şair ve mütefekkirimizi rahmetle anıyorum.

**************************

İKİ ŞAİR İKİ DÖRTLÜK

“Kanayan bir yara gördüm mü, yanar ta ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

‘Adam aldırma da geç git’ diyemem, aldırırım;

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”

MEHMET AKİF ERSOY

“Yüksek mevki, artık çok oldu gözümden düşeli,

Bunların hiçliğini ben, bilerek öğrendim.

Şimdi de kalmadı nakdin, nazarımda kadri;

Kirli ellerde görünce paradan da iğrendim...”

NEYZEN TEVFİK