İBB İmar ve Şehircilik Dairesi İmar Müdürü Ramazan Gülten’i, Üsküdar’daki kaçak yapıları yıkarken maruz kaldığı saldırı ile tanımıştık.

İstanbul’un en güzel yerlerini, meydan, park ve sahillerini işgal edenlerle mücadelesini görünce anladık ki basit bir bürokrat değil, Fatih’in emanetini korumak için gerekirse canını vermeye hazır bir mücahitmiş meğer.

Kamusal alan işgallerine son verme cezasının bir kısmını yediği dayakla ödedi. Kalan kısmını da Silivri’de yatırarak tahsil ediyorlar.

Evet, bir kamu görevlisine görevini yaptırmayan ve linç etmek üzere saldıranlardan hiçbiri tutuklu değilken, İstanbul’u işgalden bir kez daha kurtaran adam şu an Silivri’de…

Bu kahraman bürokratın hikayesini, onu en iyi tanıyan, üniversite arkadaşı Barış Terkoğlu’dan özetle aktarayım;

Karaman’dan yoksul bir ailenin çocuğu olarak gelmiş, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Şehir Plancılığı okumuştu. Mezun oldu, işini yaptı.

AKP’li Bursa Belediyesinde 8 yıl şehir plancısı olarak çalıştı. Solcuydu, yıllarca Şehir Plancıları Odası’nda rantla mücadele etti. Son olarak İBB’ye geldi. Koca İmar Başkanı’nın tek malvarlığı Maltepe’nin tepelerinde krediyle girdiği ev ve bir arabaydı. Kaçak yapıları yıkarken mafyanın yüzünü kan içinde bıraktığı fotoğrafla hafızalara kazındı. Öğrendim ki hapse girince borçlarını ödemek için tek evini de satışa çıkarmış.

İBB’nin imar ekipleri, Gaziosmanpaşa’da rutin kontrol yapıyordu. Bu sırada TEM otoyoluna cepheli bir akaryakıt istasyonu inşaatı tespit etti.

Arazi, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne "Yol inşaatı ve emniyet sahası" olarak kullanılmak üzere tahsis edilmişti.

İnşaat ruhsatı yoktu. Ramazan’ın başında olduğu imar ekipleri inşaatın hemen durdurulmasını istedi. Ardından Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne ve Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne yazılar yazıldı.

Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Karayolları Bölge Müdürlüğü’nden 15 Mayıs’ta cevap geldi. Verdikleri bilgiye göre, söz konusu alan Yap-İşlet-Devret modeliyle 17 yıllığına Aktaş’ın ortak olduğu Güven Asfalt A.Ş.’sine kiralanmıştı.

İhale, kamuda son dönemde gördüğümüz gibi "davet usulü" ile yapılmıştı. 38 dönümlük dev araziye İstanbul’un en büyük akaryakıt istasyonu yapılacaktı.

İBB’nin Karayolları’nın tasarrufundaki bu araziye karışamayacağı söylendi. İmar Müdürlüğü çaresiz kalmıştı.

Ramazan’ın başında olduğu İmarcılar, 26 Temmuz 2024’de yaptığı ikinci tespitte, söz konusu arazide vaziyet planında olmayan, akaryakıt istasyonu dışında yapılmış inşaatlar tespit etti. 1 Ağustos’ta Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne tekrar "neler oluyor" diye sordu.

Karayolları Bölge Müdürlüğü, 9 Ağustos’ta tekrar cevap verdi. Alanın kendi sorumluluğunda olduğunu, inşaat ruhsatı alma zorunluluğunun olmadığını, kendilerince onaylanan projenin 23 Temmuz 2024’te değiştiğini, yeni inşaatlardan da haberdar olduklarını söylüyordu.

Dahası, akaryakıt istasyonu diye başlayan projeye, bir de AVM eklenmişti. Yani Aktaş’ın firması, dev bir AVM ve bir akaryakıt istasyonu işletmecisi olacaktı.

İBB İmar Müdürlüğü, 26 Ağustos 2024 tarihli yazıyla buna itiraz etti. Makul gerekçeleri vardı. Şehrin göbeğinde AVM inşa etmek için bir plan kararı olmalıydı. Ve böyle bir proje bölgenin trafik yükünü artıracak, şehrin dokusuna zarar verecekti.

Karayolları yine "sizi ilgilendirmez" der gibi cevap verdi. Sonunda AVM inşaatı başladı. Ramazan’ın ve arkadaşlarının gücü inşaatı durdurmaya yetmedi.

Savcılar, şehrin ortasında, devletin arazisinde, bu kadar ballı şartlarla, Aziz İhsan Aktaş’ın nasıl koca inşaat yaptığını sormadı. O inşaat yapılmasın diye mücadele eden bürokrat Ramazan ise içerde kaldı. Servet sahibi Aktaş, gemisini yürütmeye devam edecek. Sahibi olduğu tek evi satan, şehri savunurken yaralanan namuslu Ramazan ise 35 haftalık hamile eşinin karnındaki bebeğinin doğumunu hapiste bekleyecek. Belki yüzünü ilk kez hapiste görecek. Belki o bebeye neden içerde olduğunu anlatmaya çalışacak. Dünyanın adaleti buysa, batsın bu dünya!”

Seyrettiğiniz haber kanallarına ne kadarı yansıyor bilemem ama İBB davasında oldukça duygusal anlar yaşanıyor. Normaldir çünkü bu sadece hukuki değil aynı zamanda bir ‘insanlık’ davası…

Tutuklu sanıklar duruşma salonuna alınırken, Ramazan Gülten'in eşi “Ramazan, Maya ‘baba’ dedi” diye bağırdı. Ramazan Gülten izleyici kısmına döndü el salladı.

Maya, babası cezaevindeyken dünyaya geldi. Ramazan Gülten’e doğum için mazeret izni bile verilmedi.

Baba, kızının doğumunu göremedi. Maya şimdi 8 aylık ve babasıyla cezaevi dışında hiç görüşemedi.

Bir baba hayatının en güzel cümlesini maalesef böyle duydu. Kızının ‘baba’ dediğini böyle öğrendi.

Ne diyeyim? Allah sebep olanları bildiği gibi yapsın!