Artık hayatta konuşmuyorum. Hayatın hiçbir alanında konuşmuyorum. Sadece özlü sözler söylemek ya da söylememek için değil genel anlamda da konuşmuyorum. Markette, kasapta, manavda da konuşmuyorum. İhtiyacım olursa sadece istediğim şeyin kelimesini söylüyorum, cümle bile kurmuyorum. İlk başlarda çok zorlanmıştım. Anlatmalıyım, konuşmalıyım diye ama kendimi tuttukça, sustukça konuşmamayı öğrendim. Burada kendimi başarılı saydığım en büyük şey konuşmamak değil, susmayı öğrenmek. Susmayı öğrendiğimde her şeyin daha da iyi farkına vardım.
Eskiden anlatıyordum, konuşuyordum, savunuyordum. Fikirlerimi söylüyor, fikirlerimin doğruluğu uğruna mücadele ediyordum. Bazen de sesimi yükseltiyordum ister istemez o kadar bağlı ve fikirlerime fanatiktim ki anlatamam. Fikrimin doğru ya da yanlış olmasının önemi yoktu sadece o an onu düşünmüştüm ve onu savunmam gerekiyordu. Tıpkı bir ülke gibi. Nerede doğduğunuzu seçemiyorsunuz fakat doğduğunuz yerde iyi kötü bir mücadele ediyorsunuz. Mücadele sonucunda ya o ülkede yaşamaya devam ediyorsunuz ya da başka bir ülkeye göç ediyorsunuz. Fikrimi o an savunmak da vatan mücadelesi olmasa da benlik mücadelesiydi. Bir müddet sonra bu düşüncenin bana zararları olduğunu anladım ve tartışmalı yerlerde daha az söz alıp konuşmaya başladım.
Duyguların tavan yaptığı, kalbin duyguları ve beyni fethettiği, mantığın araya girmesine izin vermediği aşk konusunda da çok konuşmuştum. Her tanıştığıma kendimi aynı şevk ve heyecanla anlatıyordum. Dürüst oluyordum ve yalansız konuşmanın dürüstlük olduğunu düşünüyordum fakat böyle konuşmanın ve olmanın karşı tarafın gözünde ‘’Nasıl olsa beni seviyor, cepte dursun.’’ olarak görüldüğünü nereden bilebilirdim? Bunu da öğrenmiş oldum. Çoğunlukla ‘’Seninle konuşmalıyız.’’ diye başlayan ayrılık konuşmalarının beni ne kadar yaraladığını sonradan fark ettim. Ayrılığa mı yoksa sevgimin boşuna mı gittiğini anlatacak ne bir konuşmam ne de cümlelerim vardı artık.
Bir de anlatıp anlatamadıklarım vardı. Karışık bir cümle oldu. Uzun süredir konuşmamanın affına sığınıyorum. Kısacası anlattıklarım vardı karşıdakinin anlayabildiği kadar olduğu. Konuşmamamın, beni üzen ve yoran durumların en başında gelen sebeplerinden biri de buydu. Artık hepsini geride bırakıp konuşmuyorum. Hiçbir şekilde, çok zor da kalmadıkça, gönlüm istemedikçe, aklıma yatmadıkça…