Hemen hepimiz İslam adaleti üzerine kıssalarla büyüdük. Adaletin olduğu, insan haklarının olduğu, kurtla kuzunun aynı dereden aynı anda su içebildiği, Halife ve kölesinin uzun yolculuklarda deveye sırayla bindiği, komşu açken tok yatanın bizden olmadığı, emanetin kesinlikle ehline verildiği, işçinin alın teri kurumadan ücretinin ödendiği, beyazın siyahtan üstün olmadığı, Sahabenin Peygamberine ‘bu ayetse tamam ama senin fikrinse tartışarak karar alacağız’ diyebildiği kıssalar…

O bakımdan olsa gerek, Sayın Cumhurbaşkanı; “Neymiş efendim faizleri düşürüyormuşuz. Benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu. Çünkü faiz, zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar hükmü bize öyle sıradan gelen bir hüküm değil” dediğinde, tamam, demek ki ekonomik ve sosyal hayatımızda Naslar hüküm sürecek diye ümitlenmişizdir.

Nasıl ümitlenmeyelim ki?

Yüce Mevla’nın “Ey iman edenler, faizi kat kat artırılmış olarak yemeyin. Ve Allah'tan sakının, umulur ki kurtulursunuz” emri yerine getirilse, vahşi Kapitalizm çöker. Paranın para kazandığı devir biter, emek ve alın teri bir değer ifade eder.

Bunu kim istemez?

Referansı İslam olan bir Cumhurbaşkanı “İnsanların mallarından artsın diye, verdiğiniz faiz Allah Katında artmaz’ hükmünü gerçekleştirecekse eğer buna kim karşı çıkar?

O Cumhurbaşkanı; “Ondan nehyedildikleri halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri nedeniyle (öyle yaptık.) Onlardan kafir olanlara pek acıklı bir azap hazırlamışızdır” hükmü doğrultusunda hareket etmeyi kafasına koyduysa, onun yoluna baş koymayan adidir!

Ama öyle olmuyor işte ve iki gün geçmeden güvendiğimiz dağlara kar yağıyor.

Gerçi yağan Aralık karı ama siz bunu bu anlamda Mart karı olarak değerlendirebilirsiniz.

Nitekim ne Nas kaldı ne hüküm. Zinaya muta nikahı kılıfı uydurulduğu gibi ‘faiz’ belasına da ‘kâr payı’ kılıfı örtüldü ve ismini değiştirmekle bize “faiz belası ile nasıl mücadele edilebildiği’ gösterildi, o kadar.

Faizle işim olmaz, kıyıda kenarda tek bir dolarım hatta hanıma ait tek bir gram altın takı veya birikimimiz de yoktur.

Faiz haram/helal bilemem, ne kadarı caiz ne kadarı değil onu da bilemem, bilirim de bu ekonomik yapıya ve bu çağa uymaz, onun için söylemek bile abesle iştigal etmektir.

Ama şunu iyi bilirim ki, bu ekonomik yıkımın tek çaresi ki zamanında yapmak üzere faiz artışıydı.

Halkının çok az bir kısmının ama azınlık zengin bir kısmının mevduatlarının yüzde 65’inin ‘parayla para kazanmak için’ faizle bankaya yatırıldığı, altın, döviz ve tahvile çevrildiği, borsada döndürüldüğü bir ortamda, sen faizi düşük tutarsan, mevduat altın ve dövize kayar ve haliyle fiyatlar artar.

Bu ortaokul seviyesinde bir ekonomi dersi ve gerçeğidir.

Ha, yatırım ve üretim yapar cari açığı kapatır, milli paranın değerini arttırırsan, o mevduat sahipleri de getirisi fazla diye altın ve dövizi terk eder, tahvile yönelir ve ülkenin sermayesi artar.

İnatla yapmadılar, faizi arttırmadılar.

Şimdi iş işten geçtikten sonra, Bağdat harap olduktan sonra, onun da ismini değiştirerek faizi kat be kat arttırdılar.

Şimdi diyor ki sayın Cumhurbaşkanı; “Kur daha yüksek olacak diye mevduatını Türk lirasından dövize geçirmesine ihtiyaç kalmayacak.”

Peki nasıl olacak bu, milli paramıza değer kazandırarak mı? Hayır.

Hani sen ‘param değer kaybetmesin, aksine paramla para kazanayım’ diye dövize yatırıyorsun ya, yine Türk lirası yerinde sayacak ama ben sana zararını ödeyeceğim!

Bu ne şimdi?

Faiz vermek değil mi?

Onu da geçin, bu faiz devlet kasasından yani hazineden ödenecek, değil mi?

Eskiden ‘zenginin malı züğürdün çenesini yorar’ derdik. Pek çok atasözü ve deyim gibi bu da anlamını yitirdi. Bundan böyle zenginin malı biz fakirleri bedenen ve malen yoracak. Çünkü o fark bizim ceplerimizden ödenecek.

Senin/benim eğitim, sağlık, ulaşım, güvenlik, huzur, müreffeh bir hayat sağlasınlar diye verdiğimiz vergiler, hizmet olarak bize değil, zenginin cebine aktarılacak, olan bu…

Prof. Dr. Özgür Demirtaş’ın ifadesiyle “Dolardaki artış TL mevduatlarına yansıtılacak. Kur getirisi mevduat kazancının altında kalırsa aradaki fark doğrudan vatandaşımıza ödenecek."

Ve Demirtaş Hocanın aktarımıyla oynanan oyunun özeti;

“İki tip opsiyon vardır. Alım ve Satım opsiyonu. Örneğin Dolar / TL 4 iken siz 7 liradan almış olabilirsiniz. Eğer 9'a çıkarsa siz 7'den alma hakkını kullanırsınız.

Ve 7'den alıp 9'dan satınca edeceğiniz kar yanınızda kalır.

Biz bunlara "Çıplak Opsiyon" işlemleri deriz.

Aslında Dolar / TL artışı oranında ekstra bir faiz artışıdır bu. Yani örtülü bir mevduat faizi…

Dolar / TL'deki düşüşün nedeni de bu faiz artışı.

İkinci bir konu da bu ekstra faizin nereden ödeneceği?

O da yeni para basarak ödenecek ki ekstra enflasyon anlamına gelebilir.”

Anlayan anladı. Anlamayanlar da ‘Dolar düştü halayına’ katılıp göbek atmaya devam etsinler.

SİYASİ TEPKİLER

KEMAL KILIÇDAROĞLU; Böyle Olmaz”

“Dolar çıktı, dolar indi. Çocuğunu akşam aç yatıran anne dolarla mı ilgilenir. Milyon dolarları mı var.
Bugün alık sefalet var bu ülkede.

Gideceğimiz başka yer yok. Kırmızı çizgimiz, vatan ve bayraktır. Bayrak bizim, vatan bizim huzur içinde beraber yaşamak istiyoruz.


Siyaset kirlilikten arınmalı. Siyaset vatandaşa hesap vermeli. Siyasetin harcadığı para sizin paranız.
Fakirin, fukaranın parası. Çocuk doğru andan itibaren vergiye tabi. Siyaset bunun hesabını vermiyorsa cebini dolduruyor demektir.
Doları endekslediler ama bizim Türk Liramız var. Değerini itibarını korumak zorundayız.
Bankadaki mevduatın, faizin garantisini dolarla verirseniz bu olmaz. Türk Lirasını itibarsızlaştırmaya kimsenin hakkı yok.
Bankadaki mevduatın yüzde 66’sı döviz. Neden çünkü vatandaş güvenmiyor.

Siz bu kararınızla şunu yapacaksınız; millet çalışacak, devlete ödeyecek, Hazine’ye dolduracak. Siz bankalarda yüksek dolar mevduatı olan 360 bin kişiye milletin Hazine’sinden aktaracaksınız. Buna hakkınız yok. Siz şunu diyorsunuz ey 360 bin kişi bankadaki dolarını TL’ye çevir korkma, ben sana dolar neyse onu vereceğim. Bülent Bey nereden vereceksin, cebinden verecek eyvallah. Hazine’den vereceksin. Bu Hazine nereden doluyor? Bebek bezi, yemek, deterjan, temel gıda alırken millet sana vergi veriyor. 84 milyonun doldurduğunu 360 bin kişiye ekliyorsun, yazıktır. Dolar çıkınca ‘Ne var diyordunuz?’ Artışına üzülmediğiniz doların, inişine niye seviniyorsunuz? Milletin aklıyla alay etmeyin artık. Milletin canı burnunda. Dün gece 1 milyon doları olan bir kişi 385 bin dolar kazandı, elini alnına götürmeden. Allah’tan korkmak, kuldan utanmak lazım,”

MERAL AKŞENER; 2023 GİTTİ 1973 GELDİ

“Dolara çevrilebilir mevduat kavramını 50 yıl sonra yeniden hayatımıza soktu.

2023 hedefleri bitti, yerine 1973 çözümleri geldi.

Nas var diye diye gezdi, hayatımıza yepyeni bir faiz tipini soku verdi.

Gitti Türk Lirası'nı Dolar'a bağladı.

Madem kur farkını ödeyecektin, döviz lobilerinin ekmeğine niye yağ sürdün?

Adını faiz koysan bankalar piyasa şartlarına göre davranacaklardı.

Hem faiz hem döviz lobisini milletin hazinesinden besleyeceksin. Türk milleti kobay mı, böyle devlet yönetilir mi?

Artık Merkez Bankası bankalara yüzde 14'le borç veriyor, bankalar da hazineye yüzde 24 ile satıyor. İki gündür kutlama yapmasını biliyorsunuz o zaman doğalgaz ve elektrik fiyatlarını hemen düşürün. Buyurun hodri meydan.

Doğru tedavinin ilk adımı doğru teşhistir. Bu krizin sebebi bizzat Sayın Erdoğan ve bu ucube sistemdir. İkide bir dış güçler deyip meseleden sıyrılmaya çalışma. Bu krizin sebebi bizzat sensin.

Bir kere olsun yaptığın hatanın sorumluluğunu al. Ayıptır, günahtır. Damadını Hazine ve Maliye Bakanlığı'na dış güçler mi getirdi, Merkez Bankası başkanını dış güçler mi değiştirdi, 128 milyar doları dış güçler mi sattı, faiz sebep enflasyon neticedir tezini dış güçler mi yazdı, ballı kredileri dış güçler mi verdi, 5'li çetenin vergi borçlarını dış güçler mi sildi, partili cumhurbaşkanlığı sistemini dış güçler mi getirdi? İşte bunlar sebep, olanlar da sonuçtur. Ben o sırada yoktum deyip, geçemezsin. Sorumluluğunu kabul edeceksin ya ekonomiyi düze çıkaracaksın ya da hesabını millete vereceksin.”

ALİ BABACAN; ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETTİLER”

“Erdoğan düşürdü dedirtmek için dolar düştüyse ve kamu bankaları cayır cayır döviz satıyorsa bunun açıklanması lazım.

Yeni kararlar, dövizi kısa vadede olumlu etkilese de ileriye dönük Hazine'nin Merkez Bankası yükümlülüklerini olağanüstü artıracak. Bu mevduat garantisi metodu kamu yükünü artıracak, hazinenin borcunu artıracak.

Ortada tehlikeli bir oyun var. Bankalardaki toplam mevduatın yüzde 60'ından fazlası döviz mevduatı olmuştu. Dün gece alınan kararla alınan mevduatın TL mevduatının dövizdeki getirisinin artışa eşitlenmesinin yolu açılmış oldu.

Kur ne kadar artarsa artsın vatandaşa farkı ödeyecekler. Bugünkü döviz artışını düşük gösterirken farkı da Hazine’ye ödetmenin yolunu açtılar.

Hazine farkı nereden ödeyecek? Vatandaştan toplanan vergilerle ödeyecek.

Bu nedir biliyor musunuz? Ülke ekonomisini dolarizasyona götürmektir. Bu kafayla burada bir bakkal açsınlar, yönetemezler. Böyle devlet yönetilmez. Devlet, kendi vatandaşına dövizle borçlanır mı? Mevduata döviz vermek mi? 1970'lerde hacı muratlar vardı, 80'lerde şahinler ve doğanlar vardı. Şimdi de dünkü açıklama ile o döneme geri götürüyor bizi.

Açıklanan kararlar, örtülü faiz artırımıdır.

Algı operasyonu yapmak nedir? 'Mış' gibi yapmak... Bu iktidar bunu yapıyor.

Yanlışı yapmayacaksınız, yanlış varsa dönüp onu düzelteceksiniz. Örtülü faiz artırımına gidilmiştir. Hazinenin sırtına yük binmiştir. Faiz lobilerine çalışmak budur. Bunun faturasını memurumuz, çiftçimiz, sabit gelirli vatandaşımız ödeyecektir. Şu anda olan ve önümüze gelecek olan bunun bir örneğidir. Benden sonrası tufan diyerek hareket ediyor. Zaten benden sonra gelecek iktidar faturasını öder, gelecek nesiller öder düşüncesiyle hareket ediyorlar. Erdoğan'ın bahsettiği, övündüğü ekonomik model daha bugünden iflas etmiştir. Unutmamalıyız ki hukuka uymadan, dürüst kadrolarla çalışmadan değil ülke ekonomisi, bir bakkal bile işletemezsiniz. Erdoğan'ın yaptıkları bu ülkeyi bataklığa sürüklüyor.

Son birkaç yıldır yaşananlar güçlü bir ülkede olacak şeyler değil. Bu ülkede asgari ücret eriyip bitti. Yüzde 50 zam bile işe yaramayacak. Açıklandığı andan itibaren eriyor. Ülkemizde öyle bir enflasyon var ki, yüzde 100 zam bile yapılsa kurtarmayacak. Şu anki açıklanan rakam gelecekle ilgili bir şey söylemiyor. Mart sonu bir bakacağız ki asgari ücretin en az yarısı bitecek. Zam yetmedi, yetmeyecek. Bakın bunlar, yüksek enflasyonun ürünü.

34 sene sürekli enflasyon altında ezildik. Enflasyon yüksek, maaş yüksekti. Kur her seneye artırarak devam eder. Maaşların şiştiği ama alım gücünün düştüğü dönemlerden geçti ve kronik bir döneme girdi. Enflasyon zikzaklar çizer mi ya? Son bir ayda yaşadıklarımız dünyada eşi benzeri olmayan durumlar, ülkede istikrar bırakmadılar. Dolar 18'e çıkıp sonra bir gece 11'e düştü. Bu olmaz.

İktisadi güvenliğin sağlanması için önemli unsurları var. Hem kara, hem deniz, hem de hava kuvvetleriniz olacak. Ekonomide de güvenlik sağlayacaksınız. Bankalar batınca maliyeti çok büyük. Hazinenin borcunu sıfırlayacaksınız. En önemli savunma hattı Merkez Bankası'nın döviz rezervleridir. Şu an kale çökmüş. Her türlü çalkantı geliyor vuruyor. Formül çok kolay: Rahat olun diyeceksiniz, sivil toplum kuruluşları konuşabilsin, çiftçiler derdini anlatabilmeli, meslek odaları sindirilmiş durumda, kendilerini rahat anlatabilmeli. TÜİK gibi kurumların bağımsızlaşması lazım. Organizasyon şemasında değişiklik, dürüst kadro ve bağımsızlaşma ile TÜİK doğruları söyler. Hukuk ve adalet temeli, sağlam değilse ekonomi düzelemez. Hükümet, bizim taslağımızı alıp okusa zaten zor anlar. Biz atacağımız her adımın bütçesini hesap ederek hareket edeceğiz. 1000'den fazla bir eylem planımız var. Ülkemizin ihtiyacı var ve bütün planlarımızı yazdıkça açıklıyoruz. Yapın diyoruz ama yapamazlar çünkü öyle bir kadroları yok. Bu ülkenin gerçekliğinden kopuklar. Sanki burada yaşamıyorlar.”

AHMET DAVUTOĞLU; FAİZİ DOLARLA VAFTİZ ETTİLER

Gelinen nokta ne? Gelinen nokta şu 3,6, 9, 12 aylık vadelerle elinizdeki dövizi TL'ye çevireceksiniz. Bir taraftan faiz alacaksınız TL üzerinden diğer taraftan kur farkı neyse onu alacaksınız.

Zarar etmesi mümkün olmayan bir işlem.

Ama ne kadar kar edeceği kur dalgalanmalarına bağlı fakat faizi garanti edilmiş bir şey.

Faiz oturduğunuz yerden paradan para kazanmaksa bu yolla faizi hem de üstüne kur farkı dolayısıyla bir faiz koyuyorsunuz.

Bunun adı faizin DEM'lenmesidir arkadaşlar.

Dini argümanlar kullanmasınlar. Bu dolarla vaftizlenmiş faizdir.

Bu, köprülerin Hazine alım garantileri var ya. Bu sefer Hazine garantili faiz dönemine geçiyor devlet. Devlet diyor ki bankaya ' Sen bu faizi ver, zarar etmeyeceksin.'

Bakın olacak olan ne size söyleyeyim: Aynı hazine garantili köprüler gibi bir müddet sonra bankada yüzbinlerce dolarları, milyon dolarları olan en fazla yüz bin kişi oturdukları yerden Hazine garantili para basacaklar.”

VATANDAŞ SORUYOR