Eskiden ilkokul mezunu olsan bile bir işe girerdin. Bir mesleğin olurdu, devlet kapısında iş bulurdun, kariyerin olurdu. Şimdi üniversite bitiriyorsun, yüksek lisans yapıyorsun, hatta doktora yapıyorsun… Ama iş yok. Kapı yok.
Hani Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir” dediği gençlik? Gençleri okutuyorlar, çalıştırıyorlar, yetiştiriyorlar… Sonra iş verirken bakıyorlar: “Tecrübelerin yok.” Peki tecrübeyi nereden alacak genç? Hep o kadroları işgal eden, yıllarca oturmuş yaşlılar arasında mı? Her yere bakıyorsun; hastanede, belediyede, şirketlerde… Hep aynı yüzler. Emekliliğini çoktan almış ama hâlâ koltuğun üstünde oturuyorlar. Kadrolar gençlere değil, yıllardır orada oturanlara ayrılmış. Gençler ne yapsın? Ülkemizde genç işsizliği kader gibi sunuluyor. “Çalışın, kendinizi geliştirin” diyorlar. Gençler okuyor, çalışıyor, doktora yapıyor… Sonra iş görüşmesine gidiyor, karşısında 65 yaşında hâlâ koltuğu bırakmak istemeyen biri duruyor.
20–30 yılda ülke öyle değişti ki, okumak bile işe yaramıyor. “Umut gençliktedir” sözünü çürütmek için her şey yapılmış gibi. Kusura bakmasın kimse ama bu sistem gençleri değil, yerlerinden kalkmak istemeyenleri koruyor. Gençler tek istiyor: Yol açılsın, koltuklar gençlere açılsın, gelecek açılsın.
Keşke eskiyi yaşasak… Keşke ilkokul mezunu olsak, bir mesleğimiz olsa, devlet kapısı önünde sıraya girsek ve bizi almak için yarışsalar eskiden olduğu gibi.