Dün aktardığım aynı aşiretten biri AKP’li Kürt, diğeri Zafer Partili Türk iki kuzenin tartışmasına şaşıranlar olmuş. Şaşırmayın, siz bakmayın yörenin kavurduğu tenlerine ve şivelerine, bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu Kürt ve bütün Kürtler DEM’li veya PKK’lı değildir.

DEM’li ve PKK’lıların, Kürtler asimilasyona uğratıldı iddiaları da palavradan ibarettir.

Ben hayatım ve o bölgede geçirdiğim 7 yıllık meslek hayatım boyunca hiç Türkleşen Kürt görmedim.

Aksine Kürtleşen Türklerin varlığına şahit oldum ki öyle bireysel falan değil toptan Kürtleşen aşiret ve obalara…

Lütfen bu konudaki araştırmaları ve kitapları okuyun. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun “Kürtleşen Türkmen Aşiretleri” kitabı, bu konuda önemli bir kaynak sunuyor. Halaçoğlu, onlarca aşiretin Türkmen kökenli olduğunu tarihi belgelerle ispatlıyor.

Aynı zamanda Kürtlerin de Oğuz boyundan geldiğini iddia ediyor.

Sadece o değil, İdris-i Bitlisi mesela, kendisi de Kürt kökenli olan İdris-i Bitlisi, “Sekiz Cennet” adlı eserinde, Kürtlerin Oğuz soyundan geldiğini kayda geçiriyor.

Mesela Kürt-Oğuznamesi, Kürtlerin Oğuzlardan geldiği ifade ediliyor.

Osmanlı Arşiv Belgelerinde bazı aşiret ve cemaatler doğrudan doğruya “Kürt” olarak adlandırılırken, bazı aşiretler “Türkmen Kürtleri” ya da “Kürt Türkmenleri” olarak kaydedilmiş.

Peki sebep? Türkmen aşiretleri neden Kürtleşti?

Söz konusu “Kürtleşen Türkler” olunca Türk sosyolog Ziya Gökalp’i anmamak olmaz.

Ziya Gökalp, Kürt aşiretleri hakkında iki rapor hazırlayıp Atatürk’e sunmuştu.

Daha sonra bu çalışmalar “Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler” adı altında kitaplaştırıldı.

Kitabında ilk defa konuyu bilimsel temelde ele alan Gökalp, birçok Türkmen aşiretinin değişik nedenlerden ötürü Kürtleştiğini tespit etti.

Kürtleşme sebeplerini şöyle özetledi; Yavuz Sultan Selim’in bölgedeki yönetimleri Kürt beylerine bırakıp, Türkmen beylerini bunların hâkimiyetine koyması, Türkmen aşiretlerinin büyük Kürt birliklerine girmeye mecbur bırakılması…

Tarihçi Prof. Dr. Zeki Velidi Togan, Mezopotamya’da Araplaşan, İran’da Farslaşan ve Anadolu’da Kürtleşen Türkmenler hakkında önemli çalışmalar yaptı.

Kürt tarihi üzerine kapsamlı çalışmaları ile tanınan David McDowall, kendisinden beklenmeyecek şekilde ve satır aralarına sıkıştırılmış olsa da Kürtleşen Türkmenler meselesine değindi; “Daha ileriki aşamada kimi Arap ve Türkmen aşiretlerinin kültürel olarak Kürtleştiği kuşkusuzdur.”

Halaçoğlu’na göre önemli sebeplerden bir tanesi, Alevi Türkmenlerin Osmanlı döneminde sadece işçi ve asker kaynağı olarak görülmesi ve ağır vergilere tabi tutulması, buna karşılık Sünni mezhepten olan Kürtlerin bütün bunlardan muaf tutulması ve haliyle ezilen horlanan kesimin kendini Kürt olarak tanımlamak zorunda kalmasıydı.

Halaçoğlu’nun ifadesiyle; “Bu aşiretlerin büyük bir bölümü, Osmanlı’nın Türkmenler üzerindeki baskılarından kaçınmak için zamanla kimlik değiştirerek, Sünnileşme veya Kürt kimliğini benimseme yoluna gitmiştir. Bu, sadece ekonomik veya sosyal bir uyum sağlama girişimi değil, aynı zamanda bir hayatta kalma stratejisi olmuştur.”

Araştırmacı Yazar Aykut Veli Yıldız’a göre; “Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki mücadele Kürtleşme hadisesi için bir milat sayılmıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yoğun olarak yaşayan Türkmen aşiretlerinin Kürtçe ve Zazaca öğrenmesi hâdisesi, Yavuz Sultan Selim döneminde ve daha sonraki dönemlerde Kürt beylerine tanınan geniş imtiyazlara dayanmaktadır.”

Konuyla ilgili ciddî çalışmaları olan değerli bilim insanı Mehmet Eröz Türkmen’e göre sebep; “Osmanlı İmparatorluğu’nun Alevî Türkmenlere tatbik ettiği sert ve haşin politika, asayişsizlik, aşiretlerin bölünmesi, ekonomik zorunluluklar…”

Gördüğünüz gibi, tarihçiler ittifak halinde sebebi Osmanlı döneminde Türkmenliğin küçümsenip, Kürtlüğün popüler hâle getirilmesine, Türkmen aşiretlerin baskı altına alınması ve Kürt beylerine itaate zorlanmasına, bölgede Türkmen aşiretlerinin Kürtlerin yaşadıkları yerlere doğru göçe zorlanmasına bağlıyorlar.

Ya Cumhuriyet Dönemi?

Cumhuriyet döneminde de siyasal, feodal, sosyal ve ekonomik baskılar Türkmenlerin kendini inkar etmelerine yol açtı.

Bölücü terör örgütü faaliyetlerine başladıktan sonra birilerinin aklına ‘durun siz Kürt değil, Türk’sünüz’ demek ve Türkmen aşiretleri bölücü örgüte karşı kullanmak geldi ama artık iş işten geçmişti.

İşte biz bugün, bu konuların inkar ve ihmal edilmesinin, ekonomik, sosyal ve kültürel sıkıntılardan kaynaklanan terörü, sadece ‘asker ve silah’ ile yok edilebileceğini zannetmenin bedelini en ağır biçimde ödüyoruz.