‘Evi camdan olan, komşusunun evine taş atmasın’ anlamında bir Rus atasözünü hatırlatarak uyarmıştım. Dinlemediler…
Mesela, SGK borçları üzerinden ‘CHP’li belediyeleri silkeleyin’ talimatı verdiler.
El değiştiren belediyelerde SGK borçlarının kendi dönemlerinden kaldığı, SGK’nın borç tahsil etme noktasında AKP’li belediyeleri kayırdığı, bu ülkede SGK’ya en çok borçlu belediyelerin kendi belediyeleri olduğu ortaya çıktı.
Son seçim öncesi muhalif belediye başkan adaylarının DEM’lendiği propagandası yaptılar, seçim sonrası CHP’li belediye başkanlarını DEM’lenmek suçundan hapse tıktılar. Sonra kendilerinin İmralı’da ki bebek katiliyle DEM’lendikleri ifşa oldu. Çuvalladılar.
Fahiş konser masrafları dediler, kendi masrafları ortaya dökülünce vazgeçtiler ama millet anlayacağını anladıktan sonra…
Bu da tutmayınca diploma konusu ortaya atarak kendi diplomalarının da tartışılmasına vesile oldular. Sonra bir baktık ki İmamoğlu’na haram olan mesela Hulusi Akar’ın kızına ve sair AKP’lilere mubahmış!
Bütün bunlar tutmayınca muhalif belediyeleri yolsuzluk iddiasıyla köşeye sıkıştırmaya çalıştılar ki bence iktidarın en fahiş hatası bu…
Hatırlarsınız AKP’li Metin Külünk 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili “insanların günah işleme özgürlüğüne müdahale edildi” demişti.
Şimdi siz, müfettişlerinizle abluka altına aldığınız CHP’li belediyelere fırsat mı verdiniz de yolsuzluk yapma ve günah işleme hürriyetinden yararlanabilsinler?
Hem her gün didik didik ediyor hem de yolsuzluk yapmalarını bekliyorsunuz. Çok beklersiniz!
İktidarın bu stratejisi de bumerang misali kendine döner.
Bu strateji CHP’ye gollük pas vermek ‘al doksana tak’ demektir.
Nitekim Özgür Özel önceki gün CHP Grup Toplantısında gereğini yaptı.
Belediyelere yönelik operasyonları ‘Türkiye, hukuk devletidir. Yasalar karşısında herkes eşittir. Herkes yasaların dediğine, mahkemenin kararına uymakla yükümlüdür’ diye savunan Adalet Bakanı’na AKP’den devraldıkları belediyelerde tespit edilen yolsuzlukları tek tek hatırlattı.
İstanbul’da savcılığa verilmek üzere 37 büyük yolsuzluk dosyası oluşturulmuş. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 37 dosyanın 33’üne el koymuş ‘bu yolsuzluk dosyaları bundan sonra İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturulacak’ demiş.
Hiç birisi ortada yok…
Ankara’da Melih Gökçek dönemine dair tam 97 büyük yolsuzluk dosyası hazırlanmış, henüz kapağını açan olmamış.
E hani Türkiye hukuk devletiydi, yasalar herkese eşitti?
Özgür Özel pek çok belediyeyi saydıktan, hepsini tartışmaya açacaklarını söyledikten sonra sadece Bursa dosyasını biraz açtı.
“Sadece özel kalem harcamalarından başlayım. Dosyadan okuyorum. Harcama kalemleri. Altında dönemin büyükşehir belediye başkanının onay imzası var. Alaattin Köseler’in dün sorulan soruların birinde imzası yok” diyerek harcama kalemlerini sıraladı:
AK Parti özel buluşma harcaması, AK Parti İl Başkanlığı’na giden paketler kalemi, AK Parti İl Binası’nda kokteyl gideri, AK Parti temayül yoklaması masrafları, AK Parti Ankara’nın istediği promosyonlar, seçim çalışması yemek gideri, AK Parti Kadın Kolları’na yemek, Alinur Aktaş seçim çalışması…
Yani belediye AKP’ye çalışmış resmen!
Ama ardından gelenlere bakınca sadece AKP’ye değil Cumhur İttifakı’na da çalıştığı, tek tek tutulan harcama giderlerinden belli.
Nitekim ayrım yapmamışlar.
Hüda-Par İl Kongresi yemek bedeli, Ülkü Ocakları yemek bedeli, Büyük Birlik Partisi yemek bedeli, Demokratik Sol Parti lansman gideri, TÜGVA yemek bedeli, Milliyetçi Hareket Partisi Kemalpaşa İlçe Örgütü harcamaları, Bursa’ya gelen 10 bakanın Bursa’daki seçim çalışma masrafları Bursa Özel Kalem’den imza ile resmen ödenmiş.
154 kalemde 15,5 milyon liralık harcama…
Dedim ya bumerang gelmiş atanı vuruyor.
Özgür Özel, haklı olarak Adalet Bakanına soruyor; “Bu sadece Bursa Büyükşehir’in belediye başkanının kendi imzasıyla, oluruyla ödedikleri. Bunlara soruşturma başlatacak mısın?”