‘’İnanın hâkim bey benim askerden kaçma gibi bir durumum söz konusu değil.’’
‘’Evladım, burada tam on beş yıl askerden kaçtığın yazıyor. Seni de buldukları yerde yakalamışlar ve karşıma getirmişler. Ne diyeyim ben sana şimdi?’’
‘’Hâkim bey, izin verin anlatayım. Ben aslında liseyi bitirdikten sonra askere gidecektim. Zaten tembel bir öğrenciydim, üniversiteyi kazanamayacağımı da biliyordum. Üniversite sınavından sonra gidip en yakın askerlik şubesine teslimiyetimi resmi olarak ilan edecektim ki, bir baktım iki yıllık üniversite kazanmışım. Her şeyi bıraktım okumaya başka şehre gittim. Takdir edersiniz ki ülkemizin okumuş, kendini yetiştirmiş ve düşünen bireylere ihtiyacı vardır.’’ O sırada duruşma salonunda bulunanlar olumlu bir şekilde başlarını salladılar. ‘’Muhasebe dersi yüzünden iki yıllık okulumu üç yılda bitirebildim. Bir türlü verememiştim o dersi ama en sonunda başardım ve sırtımdan en büyük yükü attım. Tam askerlik görevim için askerlik şubesine giderken bir de baktım ki, üniversite eğitimimi farklı bir bölümde lisans eğitimine tamamlama şansım oldu. Kısacası iki yıllık serüvenimi dört yıla çıkardım. Ne yapsaydım hâkim bey okumasa mıydım?’’ Salonda hafif uğultular duyuldu.
‘’Üniversiteyi bana tanınan süre içerisinde sorunsuz bir şekilde bitirdim. Hatta mezuniyet töreninden sonra koşa koşa askere gidecektim ki, o sırada kesinlikle hayır diyemeyeceğim bir iş fırsatı ayağıma geldi. Tecil ettirdim askerliğimi. Bir iki yıl çalışırım sonrasında askere giderim dedim. Hem askerden geldiğimde bu çalıştığım yerde çalışmaya devam ederim diye düşündüm. Kötü mü düşündüm hâkim bey? Bu dönemde okulu bitirip iş bulmak zorken bir de okul sonrası askere gidip sonrasında da iş bulmak imkânsızdır, siz de bilirsiniz bu durumu.’’ Salonda yine ‘’Haklı’’ dercesine uğultular duyuldu, hâkim masaya vurarak herkesi susturdu. ‘’Ben işimde çalışırken günler, haftalar, aylar hızlıca geçti. Çalıştığım yerde o kadar başarılı oldum ki, artık yurt dışı toplantılarına ben gitmeye başladım. Şirket tarafından askerliğim sürekli ertelendi. Böyle devam ederken karşıma şimdi evli olduğum eşim çıktı. Dalga geçtiler benimle. Neymiş efendim askerliğini yapmayana kız vermezlermiş. Affedersiniz hâkim bey ama böyle bir kanun ya da kural mı vardır? Eşim hür fikriyle beni kabul etti ve evlendik. Kısacası askerliğini yapmamış adama kız vermeyenler bana verdiler. Her neyse biraz da buralarda zaman kaybettim ve en sonunda günümüze kadar geldik. Ben ne zaman askere gitmek istediysem karşıma ya bir fırsat ya da bir engel çıktı. He, unutmadan bu arada doktora tezimi de başarıyla verdim bu sürede. Bunu kutlamak için tatile geldiğim bu beldede şans eseri jandarmanın beni çevirmesi dolayısıyla karşınızda bulunuyorum. Ben askerden kaçmadım, hep gitmek istedim ama ne zaman ki gitmek istememeye başladım onda da kendimi sizin karşınızda buldum. Gereğini düşünüp hakkımdaki hükmü verin ben de hayatımdaki şu en büyük belirsizliği sizin sayenizde çözmüş olayım.’’
Gereği düşünüldü…