Dünya Kadınlar Günü, kadın hakları mücadelesinin en önemli simgelerinden biri olarak her yıl 8 Mart’ta kutlanmaktadır. Kadınların eşit haklar için verdiği mücadelenin tarihçesi 20. yüzyılın başlarına kadar uzanmaktadır.

Dünya Kadınlar Günü’nün temelleri, 26-27 Ağustos 1910 tarihlerinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen 2. (Sosyalist) Enternasyonal’e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda atılmıştır. Almanya Sosyal Demokrat Partisi delegeleri Clara Zetkin, Kate Duncker ve arkadaşları, her yıl bir "Kadınlar Günü" düzenlenmesi önerisini sunmuş ve bu öneri oybirliğiyle kabul edilmiştir. Ancak, bu dönemde kesin bir tarih belirlenmemiştir.

İlk uluslararası kutlamalar 19 Mart 1911’de Avusturya, Almanya, Danimarka ve İsviçre’de gerçekleştirildi. Kadınlar, oy hakkı, çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve işyerinde daha iyi koşullar gibi temel haklar için yürüyüşler düzenledi.

Dünya Kadınlar Günü’nün 8 Mart’ta kutlanmasının nedeni konusunda farklı iddialar bulunsa da en güçlü görüş, 1917’de Rusya’daki Şubat Devrimi ile ilgilidir. 8 Mart 1917’de (Jülyen takvimine göre 23 Şubat), Petrograd’da kadın işçiler greve giderek ekmek ve barış talep etmiş, bu protestolar Çarlık yönetiminin sonunu getiren olayların başlangıcı olmuştur. Birleşmiş Milletler de Dünya Kadınlar Günü’nün tarihinin bu olaya dayandığını resmi olarak kabul etmektedir.

Bir diğer iddia ise, 8 Mart 1908’de ABD’nin New York kentinde kadın işçilerin düzenlediği büyük mitingdir. Kadınlar, daha iyi çalışma koşulları, sendikal haklar ve oy hakkı için sokaklara dökülmüştür. Ayrıca, 25 Mart 1911’de New York’ta meydana gelen Triangle Gömlek Fabrikası yangını da kadın işçilerin kötü çalışma koşullarını gözler önüne sermesi bakımından önemli bir dönüm noktası olmuştur.

1921 yılında Moskova’da düzenlenen 3. (Komünist) Enternasyonal’in Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı’nda, o dönemde etkin olan "sınıfa karşı sınıf" politikalarının etkisiyle, günün adı "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak değiştirildi. Ancak 1930’lu yıllarda, faşizme karşı birleşik cephe politikalarının benimsenmesiyle tekrar "Dünya Kadınlar Günü" adı kullanılmaya başlandı.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında bazı ülkelerde sosyalizmin yayılmasını engellemek amacıyla Dünya Kadınlar Günü’nün kutlanması yasaklandı. Ancak, 1960’lı yıllarda ABD’de kadın hareketlerinin güçlenmesiyle birlikte Batı Bloku’nda da bu gün daha fazla önem kazandı.

16 Aralık 1977’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Bu tarihten itibaren dünya genelinde kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında farkındalık yaratmak için çeşitli etkinlikler düzenlenmeye başlandı.

Günümüzde Dünya Kadınlar Günü, kadın hakları ve eşitlik mücadelesinin simgesi olmaya devam etmektedir. Kadınların çalışma hayatındaki yerinin güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması ve şiddete karşı mücadelede farkındalık oluşturmak için dünya çapında etkinlikler düzenlenmektedir.

Ancak, kadın hakları konusunda hala ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Pek çok ülkede kadınlar eşit işe eşit ücret alamamakta, toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle kariyerlerinde engellerle karşılaşmakta ve şiddete maruz kalmaktadır. Bu nedenle, Dünya Kadınlar Günü sadece kutlama günü değil, aynı zamanda kadın hakları için mücadelenin sürdüğü bir dayanışma günü olarak da görülmelidir.