Sakarya Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz yıl başlattığı ve bu yıl temmuz ayı itibarıyla yeniden start vereceğini duyurduğu bir "hizmeti" gururla paylaştı: Kocaali Kadınlar Plajı’na ücretsiz ulaşım. İlk bakışta kadınlara yönelik bir sosyal jest, bir kolaylık gibi ambalajlanan bu program, aslında 2026 dünyasında, içinde yaşadığımız yüzyılın gerçekleriyle ne kadar bağdaşıyor? Oturup bunu ciddi ciddi düşünmemiz gerekiyor.
Biz hangi çağda yaşıyoruz?
Dünya teknolojiyle, yapay zekayla, sınırları ortadan kaldıran vizyonlarla başka bir faza evrilirken; biz yerel yönetimler eliyle toplumsal alanı "haremlik-selamlık" mantığıyla ayrıştırmayı hâlâ bir başarı, bir "müjde" olarak sunuyoruz. Kadını toplumsal hayatın, sokağın, denizin ve güneşin doğal akışından koparıp, sterilize edilmiş ve etrafı çevrilmiş özel alanlara taşımak, modern şehircilik anlayışının neresine sığıyor?
Sosyal belediyecilik, bir kentin imkânlarını tüm vatandaşlara eşit, adil ve bir arada yaşama kültürünü besleyecek şekilde sunmaktır. Kamusal alanları cinsiyete göre bölmek, kadınları sadece kendilerine ayrılan günlerde ve saatlerde, belediyenin tahsis ettiği otobüslerle bir yere "taşımak", onları toplumsal hayatın merkezinden uzaklaştıran gizli bir dışlama mekanizmasıdır.
"Vatandaşlardan büyük ilgi gördü" savunmasının arkasına sığınmak ise meselenin özünü görmezden gelmektir. Elbette ekonomik krizin bel büktüğü, Sakarya merkezinden denize gitmenin maliyetinin katlandığı bu dönemde, insanlar "ücretsiz" olan her imkâna yönelir. Ama belediyenin görevi, ekonomik çaresizliği veya muhafazakar dayatmaları bir avantaja çevirip insanları ayrıştırmak değil; herkesin, her plajda, güvenle, huzurla ve bir arada tatil yapabileceği çağdaş, güvenli sahil şeritleri inşa etmektir.
Bugün kadınları plajlarda ayrıştıran bu mantık, yarın parkları, otobüsleri, sosyal tesisleri de "pembe" ve "mavi" diye ayırmanın zeminini hazırlar. Kentler, farklılıkların bir arada, saygı içinde yaşadığı ortak alanlardır. Kamusal alanı haremlik-selamlık uygulamalarla dizayn etmeye çalışmak, bu şehri geleceğe değil, çağlar öncesinin zihniyetine taşır.
Büyükşehir Belediyesi’ne sormak gerek: Kadınlara gerçek bir hizmet vermek istiyorsanız, neden onları şehirden yalıtılmış özel alanlara taşımak yerine; bu kentin her bir plajını, her bir caddesini, günün her saatinde kadınlar için güvenli, özgür ve eşit birer yaşam alanı haline getirmiyorsunuz?
Çünkü asıl belediyecilik, ayrıştırarak izole etmek değil; birleştirerek özgürleştirmektir. Bu yüzyılda artık bunu tartışıyor olmak bile bu şehre haksızlıktır.