Son yıllarda iklim krizi dedik, küresel ısınma dedik, uyarılara kulak tıkadık... Ama artık doğa bizi sadece uyarmıyor, adeta cezalandırıyor. Şu günlerde Avrupa’dan gelen haberler tek kelimeyle ürpertici. Manşetler, televizyonlar, uzmanlar bas bas bağırıyor: "Ejderha Sıcakları" geliyor! Bu sıradan bir yaz sıcağı, "Güneş gözlüğünü al çık" denecek bir hava dalgası değil. Kuzey Afrika üzerinden gelen ve tüm kıtayı esir almaya hazırlanan devasa bir sıcak hava kütlesinden bahsediyoruz. Termometrelerin 40 derecenin üzerini göstereceği, gecelerin bile nefes aldırmayacağı kabus gibi bir hafta bizi bekliyor. Gelen haberlerin en korkunç kısmı ise dış basında yer alan o dehşet verici iddia: Bu sıcak dalgası, sadece bir hafta içinde 25 bin insanın canını alabilir!
25 bin kişi... Dile kolay, koskoca bir stadyumu dolduracak kadar insan, sadece "hava çok sıcak olduğu için" hayatını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Üstelik bu tehdit hepimizin kapısında. Avrupa’da yaşayan milyonlarca gurbetçimiz, orada düzen kurmuş akrabalarımız var. Annelerimiz, babalarımız, amcalarimiz, teyzelerimiz... Uzmanlar özellikle vurguluyor; bu acımasız sıcaklar en çok yaşlıları, kronik rahatsızlığı olanları ve küçük çocukları hedef alıyor. Vücut, bu aşırı ısı yüklemesiyle baş edemediğinde organ yetmezlikleri ve kalp krizleri peş peşe geliyor. Gündüzü ayrı bir dert, gecesi ayrı bir işkence olan bu hava dalgası, sinsice can alıyor.
Buradan hepinize açık bir çağrıda bulunuyorum. Telefonlarınızı elinize alın ve Avrupa’daki yakınlarınızı hemen şimdi uyarın. Onlara durumun ciddiyetini anlatın. "Biz buralarda ne sıcaklar gördük, bir şey olmaz" diyen o eski toprakları ikna edin. Onlara özellikle güneşin dik geldiği saatlerde sokağa adım bile atmamalarını, susuzluk hissetmeyi beklemeden sürekli sıvı tüketmelerini ve evleri serin tutmak için panjurları kapatmalarını mutlaka söyleyin. En önemlisi de, yalnız yaşayan yaşlı yakınlarımızı günde birkaç kez arayıp durumlarını sormak, gerekirse komşularından destek istemek hayat kurtarabilir.
Doğa bize dişini gösteriyor ve bu sefer şakası yok. Avrupa alarm seviyesini en üste çıkardıysa, bizim de oturduğumuz yerden "bize ne" deme lüksümüz yok. Unutmayın, ihmal ve "bir şey olmaz"cılık bu sıcaklardan daha ölümcüldür. Bugün atacağınız bir telefon, yapacağınız küçük bir uyarı, uzaktaki bir sevdiğinizin hayata tutunmasını sağlayabilir. Lütfen ertelemeyin. Ejderha kapıya dayandı; sevdiklerimizi bu ateş çemberinden korumak bizim elimizde.