Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) 2026 yılının ilk altı ayına dair açıkladığı veriler, Sakarya’mız adına yine kapkara bir tabloyu önümüze koydu: Yılın ilk yarısında 2 kadın cinayeti, 3 şüpheli ölüm. Toplam 5 can, 5 yarım kalan hayat...
Rakamlar kuru birer istatistik gibi görünebilir ama her birinin arkasında parçalanan aileler ve derinleşen toplumsal travmalar var. Üstelik Sakarya’da infiale yol açan o iki cinayetin de Şubat ayında ve kadınların en yakınındaki erkekler tarafından işlenmiş olması, durumun vehametini bir kez daha yüzümüze vuruyor. Nurcan G. ve Selma Y., en güvenli alanları olması gereken evlerinde, en yakınları tarafından hayattan koparıldı.
Ocak ve Mayıs aylarında kayıtlara geçen o 3 şüpheli ölümün üzerindeki sis perdesi ise hâlâ aralanmayı bekliyor. Hak savunucularının da feryat ettiği gibi; bu vakaların adli süreçleri titizlikle yürütülmeli, arkasındaki tüm gerçekler bir an önce açığa çıkarılmalıdır. Çünkü aydınlatılmayan her şüpheli ölüm, potansiyel faillere cesaret vermekten başka bir işe yaramıyor.
Kağıt Üstünde Değil, Sahada Koruma!
Uzmanlar bas bas bağırıyor: "Evler artık güvenli alan olmaktan çıkıyor." Kadınların en yakınları tarafından katledilmesi, toplumdaki tüm kadınların temel güven duygusunu sarsıyor, herkesi psikolojik bir baskı altına alıyor.
Artık her acı haberin ardından sadece başsağlığı dilemekten, kınamaktan yorulduk. Sakarya'daki bu ürkütücü tablo bize net bir şey söylüyor:
-
Önleyici mekanizmalar acilen ve radikal şekilde güçlendirilmeli,
-
Risk altındaki kadınlar daha şiddet kapıya dayanmadan erken tespit edilmeli,
-
Ve en önemlisi, koruma tedbirleri kağıt üstünde birer bürokratik imzadan ibaret kalmayıp sahada etkin şekilde uygulanmalı.
Kadınların kendi evlerinde ecelleriyle değil, cinayetlerle öldüğü bir düzeni kabul etmiyoruz. Sakarya’da ve tüm ülkede kadınlar yaşayana, adaletsizlik son bulana kadar bu kara tabloları yazmaya, sormaya ve takipçisi olmaya devam edeceğiz.