Fındık, bizim fındık da Bayraktarlar kim?
Tanıştırayım…
İlki Lütfü Bayraktar. FİSKOBİRLİK Başkanı, Sakaryalı…
İkincisi Şemsi Bayraktar. TZOB yani Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı, o da Sakaryalı…
İlk Bayraktar, takip edenler bilir köşemizin epey konuğu oldu. Kendi itirafı ile açıklanan fındık taban fiyatından oldukça memnun. Hatta bu konuda ‘memnun olmayanlar muhalif kesim’ diyebilecek kadar da iddialı…
İkinci Bayraktar ise, başta fındık taban fiyatları olmak üzere, fındık üzerinde oynanan emperyal ve yerli iş birlikçilerinin oyunlarından son derece şikayetçi…
İlk Bayraktar, yine kendi görüntüsü ve hatta itirafı ile konumunu bir atlama taşı, bir basamak olarak kullanıp kapağı TBMM’ye atmak, soran olursa fındık meselesine orada sahip çıkmak istiyor!
İkinci Bayraktar ise, konumunu birlik üyelerinin ve Türkiye tarımının sorunlarını çözmeye amade etmiş ki bu sebeple iktidar kanadının hışmına uğrayanlardan…
Memnun Bayraktar, bir parçası olduğunu inkar etmediği iktidarın icraatlarını hoş göstermek için vakit ve nakit harcarken, mustarip Bayraktar ise bütün zamanını üreticilerin sıkıntısını dillendirmek ve bu konuda hükümeti uyarmak için geçiriyor.
Diyor ki;
“Devlet ve millet el ele verip fındığa sahip çıkmalı
FAO 2020 verilerine göre Türkiye’nin, Dünya fındık üretiminin yüzde 62’sini ve ihracatının yüzde 61’ini tek başına gerçekleştiren lider ülke konumunda.
Bu liderlik yaklaşık 500 bin üreticinin emeğiyle gerçekleşiyor.
500 bin üreticimiz canla başla, zorlu iklim ve doğa şartlarında Türkiye’nin stratejik öneme sahip ürünü olan fındığı üretmeye, ülkemize milyar dolarlık döviz girdisi sağlamaya çalışıyor.
500 bin üreticimiz canla başla, zorlu iklim ve doğa şartlarında Türkiye’nin stratejik öneme sahip ürünü olan fındığı üretmeye, ülkemize milyar dolarlık döviz girdisi sağlamaya çalışıyor. Fakat malum çevreler yine harekete geçerek her yıl sergiledikleri oyunları, bu yıl da sergilemeye başladı. Spekülasyonlarla kaybeden üretici, tüccar ve ihracatçı oluyor. Kaybeden ülkemiz oluyor. İhracat rekoru kırabileceğimiz bu yıl ülkemiz, yine 2 milyar dolar gelire mahkum edilmeye çalışılıyor. Ülkemiz fındıktan hak ettiğini kazanamıyor... Kazandırmıyorlar.
Yıllardır söylediğimiz, ancak bir türlü kırılamayan piyasa oluşumu tekelleşme, bu yılda kendini piyasa fiyatları üzerinde gösterdi.
Ferrero fındık alım fiyatını TMO’nun açıklamış olduğu fiyatın gerisinde kilogramı 48 ve 49 lira olarak açıkladı.
Bu yatırımcı, görevi olmaksızın piyasaya müdahale etme gereği de duyuyor. Kendine kartel yapı oluşturuyor, kendisi ile iş birliği yapan tüccardan fındık alıyor, işbirliği yapmayanı kendince cezalandırarak piyasadan çekilmelerini sağlıyor.
TMO fiyatına ürün alan adil ve dürüst fındık tüccarımızın, bu yabancı firma paydaşları tarafından ve tekelci firmalarla işbirliği yapmadığı sürece, satın aldığı fındıkların ihracatçılar tarafından alınmayacağı şeklinde tehdit edildiği yönünde bölge Odalarımızdan bilgiler de geliyor.
Bu durum apaçık tekelciliktir; bu yolla sadece tüccar değil, üreticimiz de mağdur ediliyor,
Bu tekelci firmayla işbirlikçileri ‘Ben sizin piyasanızı tanımam, sizin ülkenizde kendi piyasamı oluştururum’ diyor. Bu açıkça devlete meydan okumaktır.
Geçen sene ucuza kapattıkları fındıktan kurun artmasıyla birlikte büyük paralar kazanan bu tekeller, bu sene de TMO’nun altında bir fiyatla üreticinin malını alıp kurdaki artışlarla birlikte fındıktan büyük kazançlar elde etmeyi hedefliyor.
Ayrıca buna karşı çıkan tüccar, sanayici, ihracatçı kim varsa onları yok etmeye çalışıyor.
Fındığın gerçek fiyatı yurt dışı menşeili firmalar tarafından değil anavatanı olan Türkiye’de tespit edilmelidir.
500 bin üreticinin olduğu bir piyasada az sayıda alıcının bulunması serbest piyasa şartlarının oluşmasına izin vermiyor.
Ferrero firmasının piyasaya yaptığı baskılardan sadece çiftçilerimiz değil yerli tüccarlarımız, sanayicilerimiz ve hatta bazı ihracatçıların da rahatsız olduklarını duyuyoruz.
Fındığın değerini korumak milli bir görevdir.
Ferrero firmasının piyasaya yaptığı baskılara dur denmesi gerekiyor.
Devlet millet işbirliğiyle devlete hodri meydan çeken bu tekelleri kırmalıyız,
Devlet Fiskobirlik’le işbirliği içerisinde ürünün tamamını alacağını kararlı bir şekilde ifade ederek, güçlü bir şekilde piyasaya girmeli, bu oyunu bozmalı ve tekelleşmeyi yok etmelidir.
Yerli tüccarımızın, ihracatçımızın, manavımızın, çiftçimizin önünü açmalı…
Tekellerin değil, ülkemizin kazanması sağlanmalıdır.
Buradan Rekabet Kurumu’na sesleniyorum ve kendilerini göreve davet ediyorum. Piyasayı üreticilerimizin aleyhine, tamamen kendi istekleri yönünde şekillendirmeye çalışanlar hakkında gereği yapılmalıdır.
TMO daha hızlı ve daha fazla alım yapmalı, alım merkezlerini artırmalı, çiftçimize ödemeleri peşin yapmaya gayret göstermelidir.
Fındığın yüzde 90’ı TMO’nun altındaki bir fiyatla piyasada satılıyor. Buna müsaade edilmemelidir.
TMO müdahale alımının amacına uygun bir şekilde şartlarını oluşturmalı ve piyasada oluşan fiyatların kendi fiyatlarının altına düşmesini önlemelidir.”
Evet, fındık bizim fındık, Bayraktalar da hemşerimiz…
Lakin aralarında dünyalar kadar fark var.
Bugün, bu farkı fark edin istedim.