Birkaç gün önce DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde HDP Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ı ağırladı.

Bakıyorum da yerelde ve genelde kıyamet koptu…

Vay sen onları nasıl ağırlarsın, ellerini nasıl sıkarsın falan…

DEVA Partisi Adapazarı İlçe Başkanı Ahmet Özkan da bu haberi şahsi hesaplarında paylaşıp haşlananlardı.

Baktı ki tepkiler birbiri ardına geliyor, o da dayanamadı ve şimdiye kadar HDP’lilerin elini sıkan kim varsa resimleri paylaşarak sordu; ‘Yorum yapan arkadaşlar! Hanginizin genel başkanı el sıkmadı’ diye sorup ekledi; “Niye görüştünüz demiyorum. Siyasiler herkesle görüşür. Biz görüşünce neden suç oluyor? Hiç kimse vatan millet edebiyatından oy toplamaya kalkmasın.”

Ahmet Özkan, dostum, kardeşim ve öğretmenlikten meslektaşım, o da neredeyse bütün DEVA Partililer gibi siyasette yeni ama attığı gol acemiliği üzerinden attığının göstergesi…

Yolumun üzerinde iş yeri, uğradım, konuşturdum.

“Erol abi, hani Hz. İsa’nın bir kıssası vardır, bir gün bir kalabalığın sözde zina suçu işleyen bir kişiyi taşlamak üzere olduklarını görür. Ahaliye engel olmaya kalkınca, biz şeriatı uyguluyoruz, sen madem peygambersin, neden karşı çıkıyorsun, derler.

Hz. İsa, doğrudur, zina suçtur, suçlunun idamı gerekir, lakin şeriat gereği ilk taşı atanın ömrü hayatında eliyle, beliyle, diliyle zina etmemiş olması gerekir, der.

Haliyle kalabalıkta bu vasıfta kimse bulunmadığı için şahıs taşlanmaktan kurtulur.

Şimdi abi, görüşmeyen kaldı mı, ellerini sıkmayan kaldı mı? Ben de resimlerini tek tek paylaşıp bilmeyenlere hatırlattım, olay bu.”

Doğrudur. Hemen her siyasetçinin ‘ah şu arşivlerin gözü kör olsun’ dediği kayıt atında yüzlerce hatırası vardır. Hatırlarsanız, sanal alemde ‘unutulma hakkı’ diye bir şey çıkardılar, tek dertleri kirli mazilerini unutturmaktı ama sanal alemde dur durak yok. İlla bir yerden çıkıyor.

Milletin hafızası 2-3 aylık olduğu için unutuluyorsa da unutturmamak, hatırlatmak lazım.

Hazır yakalamışken bir değerlendirme alayım dedim.

Anlattı;

“Genel Başkanımızın da ziyaret esnasında belirttiği gibi ülkemiz çoklu kriz ortamından geçiyor. Son birkaç yıldır ekonomik kriz, yoksulluk, işsizlikle boğuşuyoruz. Ama en kriz hukuk, adalet ve demokrasi alanında yaşanıyor. İlk saydıklarım da zaten bu eksikliğin eseri.

Neticede bütün bunlar kötü yönetimden, yönetilememekten kaynaklanıyor.

Tek çare bu ucube sistemi değiştirmek, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmek ama öncelikle bu iktidardan kurtulmak gibi görünüyor.”

Bana bu anlattıkların hayal gibi geliyor da neyse devam et!

“Abi tamam, sıkıntı büyük ama çaresiz de değiliz. İlk adımı özgürlükleri sağlayarak atalım zaten gerisi gelir. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, sivil toplum ve meslek örgütlenmelerinin üzerinden baskıların kalkması, Türkiye’nin ayağa kalkması için yeterli.

İktidar varlığını eleştirilememeye ve sorgulanmamaya borçlu. Söz konusu özgürlükler sağlanırsa, iktidar da ya kendine bir çeki düzen vermek zorunda kalır ya da utanır, çeker gider, ülke kurtulur.”

Ziyaret kısmına dönelim, ne diyorsun?

“Yeni bir partiyiz, elbette tanışacağız, görüşeceğiz, fikir alışverişi yapacağız. Haliyle siyasi partilerle, özellikle parlamenter sistem isteyen siyasi partilerle daha yakın bir istişare içindeyiz. Bu çerçevede Genel Başkanımız Ali Babacan, HDP eş başkanlarını hem mevcut ekonomik krizle ilgili konuları değerlendirdi hem üzerinde çalıştığımız güçlendirilmiş parlamenter sistemin gelmiş olduğu aşamayla ilgili bilgilendirdi. Olay bu.”

Biraz kışkırtalım, istedim. E bu arkadaşlar PKK’lı terörist değil mi? Bunlar ne anlar demokrasiden? Bunlarla ne işiniz olur?

“İyi de abi, HDP legal bir parti. Bu ülkede milyonlarca oy ve devletten seçim yardımı alıyor.

TBMM başkan yardımcılığı ve komisyon üyelikleri veriliyor. Kırmızı plakalı araçlar tahsis ediliyor. Hatta iki tanesine bakanlık bile verildi, hatırlarsanız.

İlk defa bir partiyi ziyaret etmiyor ve ilk elini sıktıkları genel başkan da Ali Babacan değil.

Partimize de Apo’dan mektup getirmediler.

Lütfen eleştirilerimiz biraz insaflı olsun.

İşin aslı şu ki, iktidar muhalif partileri HDP üzerinde terbiye etmeye çalışıyor. HDP’ye dokunan haindir algısıyla önünü temizliyor. Ama ya arkası, eğer bu suçsa kendi arkaları bu konuda çok mu temiz?

Habur rezaletini unutmadık. Ayaklarına kadar götürülen çadır mahkemeleri, teröristler rahatsız olmasın diye kaldırılan Atatürk posterlerini ve Türk bayraklarını, Oslo’da yapılan pazarlıkları, Şiwan Perver ile el ele göz göze söylenen şarkıları unutmadık. Şimdi ne yüzle bizi itham ediyorlar?”

Tamam onların önü arkası kirli ya MHP? En çok MHP’lileri kızdırmışsın.

“Abi paylaştığım resimlerde var. Sayın Bahçeli Meclis’in açıldığı gün yanlarına kadar gitti, ellerini sıktı, hayırlı olsun dileklerini iletti ya? Peki Bahçeli’nin özel çabasıyla tahliye edilen Ahmet Türk, o bunlardan daha mı az PKK’lı?”

Anlaşıldı, bu kardeşimize laf sokmaya gelmiyor. Kısa sürede kendini yetiştirmiş ve acemiliği üzerinden atmış. Tavsiyem, herkes siyasi üslubuna dikkat etsin yoksa Ahmet Özkan önüne geleni haşlıyor!

BU PAZARSEÇİM OLSA?!!!

MetroPOLL yılın son anketini tamamladı. Araştırmada seçmene, bu pazar seçim olması halinde tercihin ne olacağı soruldu.

MetroPOLL'e göre Yavaş ve İmamoğlu, Erdoğan'ın açık ara önünde

Kararsızlar dağıtılmadan önceki oranlar şöyle: AK Parti yüzde 23.9, CHP yüzde 20.3, İYİ Parti yüzde 10.5, HDP yüzde 8.8, MHP yüzde 3.9, DEVA yüzde 1.9

Araştırmada kararsız ve cevapsızlara "Mevcut partiler arasından birini tercih etmek zorunda kalsanız hangisini tercih ederdiniz?" sorusu yöneltildi. Bu soru üzerine kararsızlardan bir kısmı yanıt hakkını kullandı. Yanıtlar ışığında tablo şöyle şekilleniyor:

AK Parti yüzde 26.2, CHP yüzde 21.4, İYİ Parti yüzde 10.9, HDP yüzde 9.1, MHP yüzde 4.2, DEVA da yüzde 2.2

Kararsızlar, protesto oy ve 'cevap yok' oransal olarak dağıtıldığında ise AK Parti yüzde 33.2, CHP 27.1, İYİ Parti 13.8, HDP 11.5, MHP 5.3, DEVA 2.8

Yavaş ve İmamoğlu açık ara önde

Olası cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'la yarışan Yavaş açık ara önde görülüyor. Yavaş yüzde 54.4 oy alırken, Erdoğan yüzde 32.9'de kalıyor. Fark yüzde 21.5!

Erdoğan ile İmamoğlu karşı karşıya gelince akıbet değişmiyor.

Erdoğan yüzde 36.6, İmamoğlu yüzde 48.7 oy kazanıyor. Fark yüzde 12.1!

Katılımcıların yüzde 52'si Erdoğan'ın kaybedeceğini, yüzde 44'ü kazanacağını düşünüyor.

Bugün seçim olsa Erdoğan'a oy verecek olanlar yüzde 29.8'de kalıyor. Yüzde 46.9'u başka adaya vereceğini belirtirken, yüzde 16.6'sı Erdoğan dışında birisine verebileceğini söylüyor.

Yüzde 56.9'u erken seçim isterken, yüzde 40'ı "Hayır" diyor.

ADAM HAKLI

Gerçekten her şeye razıyız!

Açlığa da razıyız, pahalılığa da razıyız, yokluğa da, kıtlığa da razıyız!

Enflasyona da razıyız, dövizin fırlamasına da razıyız!

Ama bir tek şartla!

Bizimle birlikte siz de aç kalacaksınız,

Bizimle birlikte siz de aynı yokluğu çekeceksiniz!

O zaman sesimizi çıkarırsak, mızmızlanırsak, ağzımızı açarsak insan değiliz!

Allah’tan bela istemek doğru değil ama daha ne kadar sıkıntı varsa gelsin, hepsine katlanmaya razıyız ve de hazırız!

Söylediğimiz gibi, bir tek şartla; tepeden tırnağa bütün yöneticiler ve patronlar da karşı karşıya olduğumuz bu sıkıntıları bizimle birlikte yaşamaları şartıyla!

O takdirde zerre kadar yüzümüzü ekşitirsek, sızlanıp şikayette bulunursak, ağzımızı açarsak, hatta birilerinin ağzını açmasına müsaade edersek…!

Evet, doğalgaz ve elektrik fiyatlarının artmasından dolayı enerji tasarrufuna, vanaları kısmaya, hatta kapatmaya hazırız,

Ama bir tek şartla, bizimle birlikte siz de akşam dizlerinize battaniyelerinizi çekecekseniz!

Siz de bizimle birlikte üşüyeceksiniz, bizimle birlikte aç kalacaksınız ve biz buna şahitlik edeceğiz!

Araçlarımızın kontaklarını kapatmaya, evlerimizin önüne çekmeye razıyız ve de hazırız!

Ama bir tek şartla; sizin o caddeleri kilitleyen korkunç konvoylarınızı trafikte bir daha görmemek şartıyla, her birinizi toplu taşıma araçlarında aramızda görmek şartıyla!

Çocuklarınızı çocuklarımızla birlikte aynı okullarda görmek, yediklerinde, giydiklerinde hiçbir farklılığın hiçbir ayrıcalığın olmadığına şahitlik etmemiz şartıyla katlanmayacağımız, sabretmeyeceğimiz hiçbir sıkıntı olmayacağını buradan deklare ediyoruz.

Eşlerinizin veya kendinizin sadece arada sırada şov için değil her hafta bizimle aynı semt pazarlarında alışveriş yaptığınızı görmek şartıyla katlanmayacağımız bir dert ve problem olmadığını ilan ediyoruz.

Bilmem ki çok şey mi istiyoruz? “Biz de sizin gibi olmak istiyoruz, sizin neyiniz varsa biz de onu istiyoruz” diye isyan etmiyoruz.

İstediğimiz tek şey sizin de bizim gibi olmanızdır vesselam!

Varsın Dolar/Euro nereye giderse gitsin, varsın enflasyon iki değil üç haneli rakamlara çıksın, inanın ki gam değil!

Mehmed GÖKTAŞ/Doğru Haber Gazetesi

GÜNDEMİN FIKRASI

Temel Vatikan’da   gezerken upuzun bir kuyruk görür.

-"Nedir bu kuyruk..?" diye sorduğunda;

Kuyruğun diğer ucunun kiliseye uzandığını ve Vatikan kilisesi tarafından cennetin parça parça satıldığını,1000 dolar verenin de cennetten bir parça satın alabildiğini öğrenir.

Kuyruğu takip edip kiliseye ulaşır, kapıdaki görevlilere

-"Ben cehennemi satın almak istiyorum" der.

-"Olmaz burada cehennem satışımız yok, cennetten bir parça almak istiyorsan da sıraya gir" derler.

Temel cehennemi almakta kararlıdır ve ısrarını da sürdürür.

Kapıda Temeli ikna edemeyen görevliler, içeride Papa'ya durumu anlatırlar.

Papa gülerek;

-"Gidin sorun bakalım cehennemin tümüne ne kadar veriyormuş bu akılsız adam" der.

Kapıya inip Temel’e sorarlar;

-"10.000 dolar veririm" demiş.

Papa Temeli içeri çağırtır, hazırlattığı evrakı da Temele imzalatıp 10.000 dolarını da aldıktan sonra arkasından gülerek uğurlarlar.

Dışarı çıkan Temel, kapıda günlerdir cennetten bir parça satın almak için bekleyen binlerce kişiye elindeki belgeyi gösterip;

-"Eyyyy uşaklar; cehennemin tümünü ben satın aldım, artık cennet için uğraşmanıza gerek kalmadı, dağılabilirsiniz" der ve herkes dağılır...

Aldığımız duyumlara göre, Cennet satışları sıfırlanan Papa ve ekibi 10.000 dolara sattığı cehennemi Temel’den geri alabilmek için hala pazarlık ediyorlarmış.

Ama Temel 10 milyon dolarda ısrarcı!

Fıkrayı gönderenin notu;

Sonuç; Akıllı insanlar çoğalırsa din tüccarları iflas eder!

Hele hele asalak geçinen merdiven altı tarikatlar yok olur.

Beslemeyin şu insanları.

Bunlardan hayır gelmez!

RESİMLİyorum