Geçtiğimiz hafta iki önemli ziyaretçimiz vardı. Papa ve Barzani…

Papa ve Barzani seviciler zevkten dört köşe olurken, bizim gibilerin payına da yine ‘tedirginlik’ düştü.

Tedirgin olmamız doğaldı çünkü alt tarafı kaymakamlığımızın emrindeki bir kuruluşun Hristiyan aleminden ‘ekümenik’ payesi koparma gayretleri de Barzani’nin sınırlarımızda bir sözde Kürdistan kurma hayalleri de bu ülkenin güvenliğine tehdit oluşturması bakımından ‘kırmızı çizgimizdir.’

Biz her biri oldukça maliyetli yurt dışı operasyonlarımızı, sadece teröristleri inlerinde yok etmek, sınırlarımızı aşıp ülkemizde yapacakları terör faaliyetlerini engellemek için yapmadık.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; “Ne PYD ne YPG'yi biz sınırlarımızda asla barındırmayız. Bazıları 'devlet kuracaklar mı' diye soruyor. Haşa. Onlara oralarda devlet kurdurtmayız. Bunu da herkes bilsin" sözlerinden de anlaşılacağı üzere, kırmızı çizgimiz onlara devlet kurdurmamaktı.

İşte o ‘kırmızı çizgimizi’ aşanlardan birisidir Barzani…

Malumunuz “bu Barzani aşireti, emperyalist kışkırtma ile ilk ihaneti Osmanlı’ya karşı yaptı.

Osmanlı, O zaman genç bir Osmanlı subayı olan Fevzi Çakmak bu isyanı bastırdı.

Mesut Barzani’nin büyük amcası Abdüsselam mahkeme kararıyla 1914’te ‘vatana ihanet’ suçundan idam edildi.

Yıllarca Irak’a yönelik emperyalist oyunların kuklası, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın oyuncağı, Mossad’ın aparatı oldular.

İsrail ile yakın ilişkinin ardından, Barzanilere Amerika’nın kapıları da sonuna kadar açıldı. Ortadoğu’ya yerleşme planları yapan ABD için operasyonel güç artık Barzani aşiretiydi.

Barzani aşiretinden binlerce kişiyi maaşa bağlayan CIA, Saddam yönetiminin altını oymaya başladı.”

Bu cümleleri tırnak içine aldım, çünkü 1 Ekim 1917 tarihli Yeni Şafak gazetesinden alıntı.

Bugün bu ziyaret sebebiyle attığı manşet de şu; “Barzani’den terörsüz Türkiye sürecine destek; Tüm imkanlarımızı seferber edeceğiz!”

Bilerek yaptım, rüzgara göre yön tayin edenler ortaya çıksın diye…

Neticede Barzani bu, Amacı da parçalanmış Irak’taki Kürt federasyonu ile işgal edilmiş Suriye’de ki Kürt grupları ile birleşik bir Kürdistan kurmak…

İşte bu, hesapta kırmızı çizgimizi aşan Barzani ülkemizde “Biji Kürdistan” sloganlarıyla, "Evine hoş geldin. Bu topraklar senindir." Pankartlarıyla karşılandı, tepeden tırnağa silahlı korumalarıyla Cizre'de adeta gövde gösterisi yaptı.

Buna en çok sevinen de AKP Şırnak Milletvekili Arslan Tatar’dı. “Sen bizim gözümüzün nurusun. Biz senin anıların ile büyüdük. Biz Kürtlüğü senden öğrendik” diyen bu Tatar’a en anlamlı tepkiyi, bir başka Tatar, kuzeni Zafer Partisi mensubu Mahmut Tatar verdi.

“Bugün dün ile aynı mevzide, yine Türk Milleti’nin ve Türk Devleti’nin savunmasındayım. Çünkü mensubu olduğum aile, soy bunu gerektirir. Biraz bahsetmek gerekirse; resmi ve gayriresmî tüm arşivlerde ve kayıtlarda yer aldığı üzere Arslan Tatar'ın öz dedesi rahmetli Süleyman Ağa dedemiz Şeyh Said İsyanı bastırılırken Şark Cephesi sorumlusu idi. İstiklal Harbi'nin komutanlarındandı. Cumhuriyet tarihi boyunca da yedi ceddi Türk olan şerefli Tatar ailesi bu vatanı ve Türk Milleti’ni tıpkı Süleyman Ağa gibi savunmuştur. Terörle mücadelede yüze yakın şehit verdik. Kuzenimiz Sayın Arslan Tatar, PKK’nın Eruh'tan sonraki ilk büyük eyleminde neden bizim hedef alındığımızı aklına bir getirsin. PKK, 90'larda tüm bölgede hakimiyet kurmak için vatanına bağlı aşiretleri özellikle de Tatarları biat ettirmeye gayret edip bizden gerekli cevabı alınca liderimiz Alihan Tatar'ın konağına saldırmıştı. Orada, amcasının konağında kendi en yakınlarından şehit düşenleri esasen Arslan Tatar gayet iyi bilir. Kendisi; soy ismimizin Tatar Türklerinin en önemli boylarından olan Kıpçak kökenli bir aile olmamız nedeniyle kadimden beri “Tatar” olarak belirlendiğini ve bu durumun daha Soyadı Kanunu’ndan önce tarihsel süreçte benimsendiğini de aslında bilir. Fakat kendisi tüm bu bildiklerini makam ve saltanat uğruna unutup Kürtçülük sevdasına tutularak Barzani’ye alkış tutacaksa, bu sadece kendisini bağlar.

Bu ailenin bir ferdi olan beni ve soyunu, özünü unutmayan Türk milliyetçisi vatan evlatlarını bağlamaz.

Türk ve Cumhuriyet tarihinde atalarımızın ve soyumuzun yeri bellidir. Türk Milliyetçiliği fikriyatının yarım asrı aşkın zamandır siyasi kalesi olduğu düşünülen MHP’nin; bugün Ülkücü şehitler, Merhum Başbuğ Türkeş’in fikirleri ve ülküdaşları unutularak Sayın Devlet Bahçeli tarafından "Apoş övücülüğünü" benimsemesi karşısında Arslan Tatar’ın açıklamalarına hayret etmemek gerekir.

Özünü ve köklerini siyaset veya başka hesaplar adına unutmak, sıradan vatandaşlar için gayet mümkündür. Gerçekleri anlatacağız ve Türk Milleti, Cumhuriyet’ten yana ve Türk Devleti’ne canını adamış Tatar Ailesi gibi ailelerin çoğu mensubunun sağduyularıyla ve cesaretleriyle elbette her türlü zorluğu ve ihaneti aşacaktır. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

Arkası yarın…