Yeryüzündeki bütün ayrılıkçı/bölücü terör örgütlerinin paravanı, yani asıl niyetlerini örttükleri şal ‘barış, eşitlik, kardeşlik, demokrasi, insan hakları’ türü sloganlardır.

İşin ilginç tarafı, başka ülkelerin ayrılıkçı/bölücü terör örgütlerini destekleyen emperyalist ülkelerin de öyle…

Bizim kuşak iyi bilir, soğuk savaş yıllarında yeryüzünde iki sömürgeci ‘blok’ vardı.

Her ikisi de ele geçirmek, uyduları yapmak ve haliyle sömürmek istedikleri ülkelere benzeri vaatlerde bulunurdu.

ABD tarafı, ‘az gelişmiş veya gelişmekte olan halklara yardım etmek, özgürlük ve uygarlık götürmek’ Sovyet tarafı da ‘ezilen, sömürülen halklara bağımsızlık, özgürlük ve adalet götürmek’ maskelerini takarlar, hedef ülke insanlarını kışkırtır, ‘iç savaşlar’ çıkarır, bu bahane ile ya işgal ettikleri ya da ‘darbe’ yoluyla kafalarına göre bir yönetim oluşturdukları ülkeleri dibine kadar sömürürlerdi.

Sovyetler dağıldı malumunuz, Rusya’nın da mecali kalmadı ama ABD aynı zihniyette ve artık rakipsiz haliyle daha pervasız, daha cüretkar bir şekilde hedef ülkeleri ele geçirme faaliyetlerini sürdürüyor.

12 Eylül saldırıları bahanesi ile ortaya koyduğu Büyük Ortadoğu Projesini tıkır tıkır işletiyor.

Yaşananları görüyor, ibret ve dehşetle izliyoruz.

Sadece izliyor muyuz?

BOP çerçevesinde, hedef ülkelerden birisi olduğumuzu göre göre, bir gün sıranın bize geleceğini bile bile, sözde stratejik müttefikimiz ABD’nin planlarına uyuyoruz.

ABD’nin bir ülkeye gerçekten de demokrasi, barış, özgürlük ve uygarlık götürdüğü görülmüş bir şey değildir. Tek bir örneği yok…

En son örneklerden başlarsak işte Irak, Libya işte Suriye…

ABD’nin bu ülkelere ‘demokrasi ve uygarlık götürme’ sloganları havada kalmadı mı?

İlginç olan bizim de bu sloganlara kapılıyor olmamız…

Hatırlarsınız, Libya’ya müdahale gündeme geldiğinde önce “NATO’nun Libya’da ne işi var” diye horozlanmış, ardından “NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil etmek için Libya’ya gidecektir” demek zorunda kalmıştık.

Ne oldu? Libya, Libyalıların oldu mu? Libya demokrasi ve uygarlığa kavuştu mu?

Suriye konusunda ABD’den bile daha iştahlıydık.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'de askeri müdahaleye yeşil ışık yaktığında buna en çok sevinen, "Teşekkür ederim ama lafta kalmasın. Eğer bu hakikaten icraat ortaya konulursa, biz de Türkiye olarak, bize ne düşüyorsa yapmaya hazırız" dedik.

Sahiden, bizim Suriye ne alıp veremediğimiz vardı ki? Derdimiz neydi?

Tamam bir zamanlar aramız açıktı, resmiydik ama AKP iktidarının ilk yıllarında, ortak parlamento toplayacak kadar, birlikte ailece tatil yapacak kadar yakınlaşmadık mı?

Erdoğan Antep seçim mitinginde “Biz geldik Esat kardeşimle oturduk. İki ülke arasındaki meseleleri konuştuk, istişare ettik, müzakere ettik mi? Türkiye ile Suriye'yi bölgenin iki kardeş, iki dost ülkesi haline getirdik. Her alanda iş birliğine gittik. Ekonomide, ticarette, dış politikada, kültürde, sanatta, ulaştırmada, bayındırlıkta iş birliği anlaşmaları imzaladık. Suriye'yle aramızdaki vizeleri kaldırdık” demiyor muydu?

Sonra ABD ‘hadi len oradan, Suriye’ye barış, kardeşlik, demokrasi, uygarlık götürmek biz varken sana mı kaldı’ demiş olsa gerek ki, ani bir dönüşle kardeşim Esat ‘halkına zulmeden katil Esed’ oluverdi.

ABD ve İsrail Suriye’ye çöküp yer altı ve üstü zenginliklerini afiyetle yerken, bize de bulaşıkları yıkamak kaldı.

Uzatmayayım. Ne demiştim; Emperyalistler hedef ülkeleri ‘az gelişmiş veya gelişmekte olan halklara yardım etmek, özgürlük ve uygarlık götürmek, ezilen, sömürülen halklara bağımsızlık, özgürlük ve adalet götürmek’ palavralarıyla ve barış, kardeşlik, birlik, demokrasi gibi büyülü sözlerle kandırıyorlar.

Yeryüzündeki bütün ayrılıkçı/bölücü terör örgütlerinin paravanı, yani asıl niyetlerini örttükleri şal ‘barış, eşitlik, kardeşlik, demokrasi, insan hakları’ türü sloganlardır.

Şimdi gelelim bizim ünlü açılımın komisyonuna.

Ne kadar şaşalı bir ismi var değil mi; "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"

Aylardır nereden icap ettiğini tartıştığımız komisyonun misyonu ne?

Ben de meraktayım. Bu komisyon, ABD’nin ‘kardeşim biz şu an Suriye’ye ‘barış, eşitlik, kardeşlik, uygarlık ve demokrasi götürmekle meşgulüz, siz de kendi işinizi kendiniz görün, ülkenizde barış demokrasi ve uygarlığı tesis edin’ tavsiyesi(!) gereği mi kuruldu, bilmiyorum.

Ya da bizimkiler ‘ABD şu an çok meşgul, iyisi mi ülkemize ‘barış, eşitlik, kardeşlik, uygarlık ve demokrasiyi biz kendimiz getirelim’ diye mi oluşturuldu, bunu da bilmiyorum.

Zaten ben hiçbir şey bilmiyorum!