Suriye’de bir kadının saçının kesilmesine tepki olarak başlatıldığı belirtilen saç örme eylemi, çok kısa sürede Türkiye’nin gündemine oturdu. Sadece politik aktörler tarafından değil, ünlüler ve vatandaşlar tarafından da benimsendi ya da tartışıldı. Peki bu kampanyanın arkasında gerçekten ne var, neyi protesto ediyoruz ve daha da önemlisi bu eylem kimler için ne anlama geliyor?

Protestonun çıkış noktası

Eylemin kıvılcımı, Suriye’de terör örgütü YPG üyesi olduğu iddia edilen bir kadının saçının kesildiğine dair videonun yayılmasıyla çakıldı. Bu görüntüler, dünya kamuoyunda insan hakları ihlallerine yönelik tepkileri tetiklerken, Türkiye’de özellikle bazı siyasi aktörler tarafından sembolik bir tepki biçimi olarak “saç örme” kampanyasına dönüştü. “Saç örme”, burada protestonun sembolik dili hâline geldi; saç kesilmesini reddetme, kadın onuruna saygı gösterme gibi anlamlar yüklendi.

Türkiye’de ise bu eylemi ilk gündeme getiren gruplardan biri, DEM Parti milletvekilleri oldu. Özellikle Meclis Başkanvekili Pervin Buldan’ın sosyal medyada örgü yaptığı videolar paylaşmasıyla kampanya geniş kitlelere ulaştı. Eyleme katılan ünlü isimler arasında oyuncu Belçim Bilgin gibi figürler de yer aldı; paylaşılan içerikler sosyal medyada hızla yaygınlaştı.

Bireysel protesto mu, siyasal mesaj mı?

Bu noktada iki temel soru ortaya çıkıyor:

Birincisi, bu protesto gerçekten insan hakları ihlallerine duyarlı bir refleks mi?

İkincisi, bu tepki siyasi bir çerçevede mi şekilleniyor?

Saç kesme gibi bir duruma duyulan tepki, doğal olarak insan haklarına ilişkin bir rahatsızlık ifadesi olabilir. Ancak hemen ardından bunun siyasi aktörlerin gündem üretme aracına dönüşmüş olması dikkat çekici. Söz konusu eylem, siyasi bir partinin organize mesaj kampanyasıyla gündemleştirilirken sadece olayın kendisi değil, o olaya hangi çerçeveden yaklaşılacağı da şekilleniyor.

Siyasi bir ifade biçimi

Bir diğer boyut, kampanyaya ünlü isimlerin katılımı ile oluşan görünürlük. Belçim Bilgin gibi tanınmış kişiler bu akıma destek verirken, bazıları sadece videolar paylaşıyor, bazıları doğrudan yorum yapıyor. Bu katılım bir sosyal medya fenomenliği ötesine geçip siyasi bir ifade biçimine dönüşüyor. Ancak bu dönüşüm, her zaman net bir amaç ya da iletişim stratejisi ile gerçekleşmiyor. Bazı paylaşımlar, altında türlü karmaşık yorumlar biriktiriyor ve asıl protestonun anlamını bulanıklaştırabiliyor.

Kamu görevlileri de katıldı

Olayın Türkiye ayağında bir başka önemli gelişme de, kamu görevlilerinin dahil olması üzerinden yaşandı. Bir sağlık personelinin saç örme videosu paylaşması sonrası görevden soruşturma açılması, bu eylemin artık sadece bireysel bir protesto olmadığını gösteriyor. Kamu görevlileri için etik ve hukuki sınırlar gündeme gelirken, protesto ve ifade özgürlüğü ile resmi görev sorumluluğu arasındaki çizginin nerede başlayıp bittiği tartışılıyor.