Bir şey ver demekle var olmuyor, yok demekle de yok olmuyor. Adalet Bakanı mesela günde iki kere ‘var’ dese de görüntü öyle demiyor. Nitekim dün başlayan Aziz Aktaş suç örgütü davası bize adaletin olup olmadığının resmini net olarak gösterdi.

Operasyon başladığında bize neler neler anlatıldı? İddia edilen yolsuzluk miktarı İBB bütçesini katlıyordu. Para kuleleri oluşturulmuştu. Paralar bavullarla taşınmıştı, değil mi?

İddianame çıkınca gördük ki bu iddiaların hiç birisi iddianamede yer almıyor, daha doğrusu alamıyordu. Çünkü onlar halkı manipüle etmek için uydurulmuştu.

Hele bir çıksın, CHP’liler birbirinin yüzüne bakamayacak, insan içine çıkamayacaktı. Ailelerinin gözlerinin içine bile bakamayacaktı. Tuğla gibi bir iddianameydi. Hiç de öyle olmadı, dağ fare doğurmuştu.

Daha ilginç tarafı, ortada bir “Aziz İhsan Aktaş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” vardı.

Bu örgütün lideri “Suç İşlemek Amacıyla Örgütü Kurma ve Yönetme” suçundan 704 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. Fakat kendisi dışarıda, özgür ve kanal kanal dolaşıp derdini anlatıyor.

Bu örgütün üyeleri yani “Suç Örgütüne Üye Olma”, “Suç Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüte Yardım Etme”, “Rüşvetin Temin Edilmesine Aracılık Etme” gibi suçlardan hapisteler.

Sanki bu suç örgütünü bunlar kurmuşlar, Aziz İhsan Aktaş’ı zorla ve tehditle örgütün başına geçirmişlerdi…

Örgüt lideri neden dışarıda? Savunma çok trajikomik; Efendim gizli tanık oldu, örgütü çökertmek için çok önemli bilgiler verdi, falan…

Doğrudur, dünyanın her yerinde örgütü çökertme, örgütün üst düzey yöneticilerine ulaşma adına örgüt üyeleriyle pazarlıklar yapılır, gizli tanıklar üretilir.

Ama dünyanın hiçbir yerinde örgüt liderinden bir gizli tanık ya da itirafçı üretip, örgüt üyelerine ulaşmaya çalışılan bir suç dosyası görülmemiş, duyulmamıştır.

Haliyle bu şekli ile örgütün liderinden ziyade sözde örgüt üyelerinin hedef alındığı ve sadece onların cezalandırılmak istendiği akla gelmez mi?

Bu noktada; “Suç örgütü lideri aramızda geziyor. Suç örgütü lideri gezerken; belediye başkanlarımız, şoförleri, özel kalemleri ya da ailelerinden suçsuz, günahsız insanlar içeride tutuklu duruyorlar. Tutukluluk için suçun ağırlığı ya da terör örgütünde, suç örgütündeki hiyerarşi değil, sanığın kimliği belirleyici. Hedefe koymuşlar, o sanığı tutuklu tutmak için her şeyi yapıyorlar” diyen Özgür Özel haksız mı?

Bir ilginçlik daha; Bu suç örgütü yıllar yıllar önce AKP dönemini de kapsayan bir süreç diliminde kurulmuş, bu suç örgütü 300’ünü AK Partili belediye, bakanlık ya da yönettikleri kurumlardan olmak üzere kamudan 388 ihale almış ama sadece 88 tanesi yani CHP’li belediyelerle yapılan ihaleler sorunlu, diğerleri tertemiz…

İşte böyle bir iddianame, evet kalınlığı tuğla gibi ama içeriği bomboş bir iddianame…

İşte bu iddianameyle başlayan sürecin ilk duruşması yapıldı.

Genel fotoğrafa bakınca, asrın yolsuzluğunun suç örgütünün lideri “Suç İşlemek Amacıyla Örgütü Kurma ve Yönetme” suçundan 704 yıl hapis istemiyle yargılanan şahıs, korumalarıyla VİP muamele görüp arzı endam eder, etrafa gülücükler saçar ve hatta mikrofonlara açıklama yaparken, tutuklu sözde örgütün elemanlarının koğuşlarından jandarma eşliğinde elleri kelepçeli getirilmesi, size de tuhaf gelmiyor mu?

Tekrar olacak ama bu fotoğraf bu haliyle örgütün liderinden ziyade sözde örgüt üyelerinin hedef alındığı ve sadece onların cezalandırılmak istendiğini ortaya koymuyor mu?

Malumunuz Bahçeli, kendisini ziyaret eden Ahmet Özer’e ‘Sizin dosyanızın bomboş olduğunu biliyorum' demiş. Lütfetmiş.

Ahmet Özer’in dosyasının bomboş olduğunu bilmek için ‘bilge lider’ olmak gerekmiyor, bunu herkes biliyor. Kaldı ki ‘bilge lider’ olmanın yolu hele ki ittifak ortağının sebep olduğu bütün hukuksuzlukları engellemekten geçiyor.

Var mı böyle bir tavır? Yok.

Neyse iddianame tuğla gibi içerik kağıttan kule, yani bomboş. Bilge Lider Bahçeli’den aynı teşhisi bu davayla ilgili de duymak isterdik.

Bir de ‘dava TRT’den yayınlansın’ sözünü yerine getirmesini…

Hem böyle bir talepte bulunacaksın hem de TBMM’de CHP’nin önergesini reddedeceksin. Yok öyle bir dünya…