Bugün bir yandaş yazısı yazayım istedim. Bakalım becerebilecek miyim?
Evet, gerçekten de açlık, hem beden hem ruh sağlığının temelidir.
Can boğazdan gelir denilmiş ama o canın boğazdan çıktığı adeta unutulmuştur.
Kaldı ki ilmen de ispatlanmıştır ki açlık yani perhiz bütün hastalıkların ilacı, aksi ise bütün hastalıkların sebebidir.
Açlık, dünyada sağlıklı ve uzun yaşamanın sırrı olduğu kadar ahiret hayatınızı da tanzim eder.
Çünkü açlık nefsi terbiye etmesi bakımından insanoğlunun ahiretini ve ölüm sonrasını da belirler.
Peygamberimiz, Kalplerinizi çok yiyerek öldürmeyiniz. Çok su ekinleri öldürdüğü gibi, muhakkak fazla yemek de kalbi öldürür, sözüyle bunu kastediyor.
Alimler de “Açlık, Hazreti Allah’ın bir ziyafetidir. En güzel taam, açlıktır. Neredeyse tüm kadim hekimler, en iyi ilacın açlık olduğunu bildirirler. Kim az yerse, sıhhat ve istikâmet bulur, cihanın sırlarına vakıf olma becerisi kazandırır” derler.
Açlık, nefsi terbiye etme, ahlâkı güzelleştirmenin yanında tasavvuf yolunun da ilk adımıdır.
Aç olan insanın gönül gözü açılır, nurlanır, kalp sefası hasıl olur.
Bedenin selametle ruhun hizmetine girmesini sağlar. Nefis, insanın bineği olup, yuları ancak açlıkla tutulabilir. Açlıkla basireti açılan Müslüman, şeytanın tuzaklarına da düşmez.
Yine Ulema, ilim, zekâ ve hikmetin az yemekte olduğunu, cehalet ve isyankârlığın ise tokluktan kaynaklandığını söylerler.
Malumunuz milletçe uzun süredir açlıkla sınanıyoruz. Günümüzde ücretlinin yüzdü 55’ne tekabül eden asgari ücret şu an açlık sınırının bile altında…
Ama üzülmeyin. Hatta sevinin ki sizin beden ve ruh sağlığınızı düşünen, sizin ahiret hayatınızı bile garanti altına almaya çalışan bir iktidarınız var!
Tamam yoksulluk var, dört kişinin yaşadığı bir eve 21 bin lira girmiyorsa o aile yoksul ama üzülmeyin. Üzülmeyin çünkü dünyadaki zenginler yarın ahirette yoksulları kıskanacaklar. Ah keşke biz de açlıktan öleydik de fakirlerin kavuştuğu nimetlere kavuşabileydik diyecekler!
Yokluk, yoksulluk, açlık dert değil nimettir.
Ekmek 5 lira oldu diye panik yapmayın.
Tamam, cebinizde dolmuş parası yok ama artık bir yerli otomobilimiz ve en son seçimlerde göklere havalanıp bir daha yere konduğunuzu göremediğimiz bir yerli uçağımız var.
Demek ki öyle bir yakıt sistemi geliştirmişler ki 4 yıl havada kalsa yak yak bitmiyor, ne güzel…
Yoksullukmuş, ne gam? Elhamdülillah Müslümanız üstelik, biz sabretmeyeceğiz de kimler sabredecek?
Hükümet sizi düşündüğü için zam üstüne zam yapıyor. Ne yani daha az mı yaşamak istiyorsunuz?
Beceremediniz, öldünüz diyelim, iyi işte, netice de ölüm her türlü sağlık sorununu kökten çözüyor!
Yatın kalkın dua edin ki, vatandaşının sağlığını öncelikli gören ve uzun yaşamanız için her türlü gayreti gösteren bir hükümetiniz var.
Bazı ülke vatandaşları sizin kadar şanslı değil, Singapur mesela;
Singapur hükümeti, bütçesinin 9,6 milyar dolar fazla vermesi üzerine vatandaşlarına prim ödeme kararı aldı.
Singapur Maliye Bakanı Heng Swee Keat, olayı “Bu, hükümetimizin 'Singapur'un gelişiminin meyvelerini Singapurlularla paylaşacağız' taahhüdünü yerine getirmesidir” diye açıklıyor.
Vallahi geri zekalı bunlar, vatandaşlarını obez edecek, tokluktan öldürecekler!
Ama bazıları akıllı!
İsviçre de bütçe fazlasını vatandaşa dağıtma, kararı aldı ama İsviçreliler akıllı adamlar, verilsin mi verilmesin mi bağlamında yapılan referandumda ‘hayır’ dediler, İsviçre Hükümetinin, vatandaşlarına her ay 2500 İsviçre frangı dağıtma teklifini reddedip ömürlerini uzattılar.
İsviçreliler akıllı da Finlandiyalılar salak mı? Değilmiş ki onlar da Finlandiya hükümetinin vatandaşlarına kayıtsız şartsız 800 EURO verme arzusunu mecliste reddettiler.
Belki aç ama itibarlı bir ülkeyiz hamdolsun!
Onların belki karınları tok ama bu ülkelerin hükümetleri hem salak hem de itibarsız…
Japonlar da öyle…
Adamların bizimkileri ağırladıkları odaya bakıyorsunuz üç dört koltuk bir sehpa.
Ayıptır lan! Bizde kaymakam odaları bile saray yavrusu…
Elin gavuru işte, itibardan ne anlar, değil mi?
Çok şükür hem Müslüman hem de itibarlıyız.
Bizimkiler ne diyor; “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en yüksek temsil makamı, dolayısıyla ülkemizin vitrini olan Cumhurbaşkanlığı nezdindeki faaliyetlerin ‘itibardan tasarruf olmaz’ anlayışı ile ülkemizin vakarına yaraşır şekilde yürütülme mecburiyeti vardır.”
Sonuna kadar katılıyorum, siz de katılın. Ama gülmekten değil ha, sakın…
Almanya mesela, tamam, Avrupa'nın en büyük ekonomisi ama itibarı yok.
O salak Merkel, G20 Zirvesi için taa Arjantin’e tarifeli uçakla gidecek kadar itibarsız!
Şu İsveç Başbakanı desen tam bir öküz, trene binmiş, bir de kendi valizini kendi taşıyor pis fakir!
Geçenlerde bir baktım, İsveç Prensesi Madeleine, sokakta, tek başına köpeğiyle gezerken elindeki torbayla köpeğin pisliğini temizliyor, kafayı yedim!
Düşüncesizlik işte. Bizimkiler olsa köpeğin pisliğini alma şerefini emrindekilere bahşeder, değil mi?
Hem onlar, bilmiyorlar ki “İtibardan tasarruf olmaz.”
Şu ABD Başkanı da bilmiyor.
Ne güzel başkanlık sistemi var, tek adamlığı hak etmişsin ki halk seçmiş, kıymetini bilsene.
Ama nerde? Bir bakıyoruz ki koskoca başkan, Beyaz Saray’da hizmetlilerin maaşlarını, yemek ve ağırlama masraflarını, kuru temizleme dahil diş fırçasına kadar tüm ihtiyaçlarını maaşlarından karşılıyorlar. Sadece resmi devlet konuklarının ağırlama masrafları ABD halkının cebinden çıkıyor.
ABD Başkanları hafta sonu dinlenmek için gittikleri Camp David'in bile ücretini ödemek zorundalar.
Başkan'ın uçağına önüne gelen binemiyor... Resmi görevliler dışında uçağa Trump'ın kardeşi bile binse, first class tarife uygulanıyor...
Uzatmayayım, anladınız siz onu!!!